-->
gebelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gebelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6/04/2011

tüp bebek yöntemiyle başarılı olmayan gebeliklerde yapay rahim uygulaması

    6/04/2011 10:51:00 ÖS   Yorum yok
yapay rahim uygulaması

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesinde uygulanan ve ''Endometrial ko-kültür'' adı verilen yeni yöntemle, daha önce 4 kez farklı tüp bebek uygulamalara rağmen gebelik elde edilemeyen 38 yaşındaki bir hastada ikiz gebelik elde edildi. 


AÜ Tıp Fakültesinde uygulanan yöntemle 3. kez ko-kültür ile gebelik elde edildi.

AÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Sönmezer yaptığı açıklamada, halk arasında kısırlık olarak bilinen ''infertilite'' sorununda sağlıklı gebelik elde edilebilmesi için çok ciddi bilimsel çalışmalar yapıldığını ve yeni yöntemler denendiğini söyledi.

Başarısız tüp bebek uygulamalarının, genetik, rahim içi faktörler, yumurtalık rezerv azalması ve hormon bozuklukları gibi nedenlerle ortaya çıkabildiğini belirten Sönmezer, infertilitede son uygulanan yöntemlerden birinin de ''Endometrial ko-kültür (yapay rahim uygulaması)'' olduğunu ifade etti.

Sönmezer, yapay rahim içi uygulamasının tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı ile karşılaşan ve gebelik elde edilemeyen çiftler için yeni bir umut kaynağı olduğunu dile getirerek, yöntemin dünyada gelişmiş tüp bebek merkezlerinde uygulandığını; Türkiye'de de son yıllarda yapılmaya başlandığını dile getirdi. Yöntemin, ''özellikle iyi kalitede embriyo ya da embriyolar transfer edilmesine rağmen gebelik elde edilemeyen hastalarda kullanılmasının önerildiğini'' vurgulayan Sönmezer, AÜ'de de yöntemin uygulandığını ve başarılı sonuçlar elde edildiğini söyledi.

Doç. Dr. Sönmezer, yöntemin oldukça zahmetli bir işlem olduğunu, uzun laboratuvar işlemler gerektirttiğini ancak ''daha önce çok iyi kalitede embriyo oluşmasına rağmen gebelik elde edilemeyen hastalarda mutlaka bir seçenek olarak değerlendirilmesi gerektiğine'' dikkati çekti.

Uygulama nasıl yapılıyor?


Sönmezer'in verdiği bilgiye göre, uygulama şöyle yapılıyor:
''Rahim iç tabakasından (endometrium) biyopsi yapılarak alınan ufak bir doku örneği, laboratuvar koşullarında kültüre edilerek çoğaltılıyor ve nitrojen tankında (-196) santigrat derecede dondurularak saklanıyor. Yapay bir rahim içi dokusu oluşturuluyor. Ardından, tüp bebek denemesinde oluşturulan embriyolar, kültüre edilmiş olan bu rahim iç tabaka hücreleri çözüldükten sonra bunlarla birlikte laboratuvarda büyütülüyor.
Uygulama sırasında kadının kendi rahim içi hücreleri kullanıldığından, sarılık, AIDS ve diğer riskli durumlar ortadan kaldırılıyor. Endometrial hücreler, embriyo gelişimine kesinlikle zarar vermiyor ve gelişiminin devamını sağlıyor, büyüme şansını arttırıyor.
Embriyo gelişimi için gerekli olan faktörler ve proteinler yönünden oldukça zengin olan ko-kültür sıvıları içerisinde bulunan büyüme faktörleri ve besleyici maddeler, embriyo gelişimini destekliyor. Bunun dışında ortamda gelişen antioksidanlar, embriyo için zararlı olabilecek artıkları embriyo çevresinden uzaklaştırıyor. Öte yandan, ko-kültür tarafından salgılanan 'LIF IGF Gm-CSF TGFa ILa' gibi büyüme faktörleri de embriyonun normal gelişimine katkıda bulunuyor. Sitokinler ve büyüme faktörleri embriyo ve besleyici hücreler arasındaki etkileşime ve kaliteli embriyo gelişimine katkı sağlıyor.

İkiz gebelik elde edildi


Yıllardır çeşitli tedavi ve uygulamalara rağmen gebe kalamayan 38 yaşındaki Z.Ş'ye de ''Endometrial ko-kültür'' yöntemi uygulandı. Daha önce dört kez çok iyi kalitede embriyo verilmesine rağmen gebelik elde edilemeyen Z.Ş'ye bu yöntemin denenmesine karar verildi.

Doç. Dr. Murat Sönmezer ile Uzman Dr. Sinan Özkavukçu tarafından uygulanan ''endometrial ko-kültür'' yöntemi ile Z.Ş'ye 5. tüp bebek denemesinde başarılı bir ikiz gebelik elde edildi.

Sönmezer, şu an için hem anne adayının hem de bebeğin durumunun iyi olduğunu, gebeliğin 8. haftasını tamamladığını söyledi.
cumhuriyet portal

5/22/2011

hamilelikte en fazla üç defa ultrason takibi yapılması gerekiyor fazlası zararlı

    5/22/2011 06:38:00 ÖS   Yorum yok
üç defa ultrason

Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi'nin 9.su Antalya'da düzenlendi. Dernek 2. Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, basın toplantısında yaptığı açıklamada, aşırı şişmanlık ve obezitenin sağlıklı yaşamı tehdit eden önemli bir sorun olduğunu belirterek, özellikle kadınların menopoz döneminden sonra kilo alma eğiliminde olduğunu ve kalp hastalıkları riskinin neredeyse erkeklerle aynı düzeye ulaştığını söyledi.


Hormonal düzensizliklerin kadınların kilo vermelerinin önündeki en büyük engel olduğunu vurgulayan Tıraş, menopoz dönemindeki kadınlarda diyete direncin çok yüksek olduğunu ifade etti. Tıraş, kadınların bu dönemde zayıflama planı uygulanmadan önce mutlaka hormon dengelerini sağlamaları gerekliliğine dikkati çekti.
Genç yaştaki kadınları kilo vermekten ve çocuk sahibi olmaktan alıkoyan Polikistik Over Sendromu ile ilgili de bilgi veren Tıraş, bunun her beş kadından birini etkilediğini, nedeninin tam olarak bilinemediğini; tedavinin ise belirtilere yönelik olarak planladığını anlattı.
''Bu sorunun, şişmanlığa mı, yoksa şişmanlığın mı bu soruna yol açtığı'' tartışmaları yapıldığını ifade eden Tıraş, ''Bu hastalık, hem dünyada ve hem de Türkiye'de artıyor. Türk kadınlarının yüzde 20-25'inde bu hastalık görülüyor. Böyle olunca da şişmanlık ya da bunun neden olduğu üreme sorunları, fazla kilo, elma tipi şişmanlık gibi sorunlar da ortaya çıkıyor'' diye konuştu.
Tıraş, yumurtlama bozukluğunun, adet görememe ya da geç adet görme gibi sorunları da beraberinde getirdiğini vurguladı.

Gebelikte ultrasonla takip

TJOD Genel Sekreteri Prof. Dr. Cansun Demir de kongrede gebelikte ultrasonla takibin de ele alındığını belirtti.
Türkiye'de gebelik döneminde ultrasonla, bebeğin gelişiminin her evresinin izlendiğini dile getiren Demir, ABD'de sadece gebelik döneminde üç kez ultrasonla yapılan muayenenin önerildiğini bildirdi. Bu ülkede 11-14. haftada ense kalınlığına, 18-22. haftada anatomik gelişime ve gebeliğin son döneminde de bebeğin ters gelip gelmediğine bakıldığını anlatan Demir, şunları kaydetti:
''Hastalarımız, bizlere bu kadar sık ultrasona girmenin bir zararı olup olmadığını soruyor.
ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde anne karnındaki bebeğin ultrasonla takibi sınırlı sayıda yapılıyor. Ultrasonun gebelikte olumsuz etkileri olduğuna dair bir bilimsel kanıt bulunmamakla birlikte, Türkiye'de ise ultrasonla yapılan kontrollerin sayısı dünya standartlarının üzerinde.
Ses dalgası olduğu için ultrasonun bilinen bir zararı yok. Bizi asıl ilgilendiren konu, inceleme sırasındaki ısı artışıdır. Ultrason incelemesi sırasındaki ısı artışının hangi dönemlerde hangi biyolojik etkilere neden olabileceği konusu ise kesin değil.
Domuzlarda yapılan bir çalışmada iki dakikadan uzun süreli bir uygulamanın olumsuz etkileri olabileceği görülmüştür. Genel yaklaşım, 1.5 derecelik ısı artışının, zararı olmayacağı yönündedir. Beş dakika süreyle 4 derece artıştan fazlasının zararlı olabileceği bildirilmiştir.''
Demir, ultrason ile takibin uzun süreli bir inceleme yapılmadan gerçekleştirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

''Omega-3 zeka gelişimini arttırıyor"

ABD'deki Penn State Milto S. Hershey Medical Center Direktörü Prof. Dr. Serdar Ural da gebelikte omega 3 kullanımının anne ve bebek üzerindeki olumlu etkilerine dikkati çekti.
ABD'de yapılan çalışmalarda, gebelere verilen vitamin destekleri içinde Omega-3'ün de bulunmasının büyük yararlar sağladığı ve bebeğin zihinsel gelişimini olumlu yönde arttırdığının belirlendiğini vurgulayan Ural, bir soru üzerine planlı hamileliklerde Omega-3'e gebelik öncesinde başlanması ve emzirme döneminde de devam edilmesi gerektiğini bildirdi.
Ural, Omega-3'ün gebelik döneminde ilk 5 ayda 1 kapsül, daha sonraki aylarda da 2'şer kapsül içilmesinin uygun olduğunu belirtti.

Sezeryanla doğumların düşürülmesi
Dernek Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil de kongrede sezeryanla doğum oranlarının düşürülmesine yönelik çalışmaların da gündeme geldiğini bildirdi.
Bu konuda kadınların bilinçlendirilmesinin, gebe okullarının yaygınlaştırılmasının ve okullarda cinsel eğitim derslerinin verilmesinin büyük önem taşıdığını kaydeden İtil, şöyle konuştu:
''Hekimlere, bununla ilgili meslek içi eğitim verilmeli. Ayrıca, alt yapı ve sağlık ekibinin güçlendirilmesi gerekli. Doğum salonları yerine, doğum odaları olmalı.
Ağrıyla baş etmek için anestezi uzmanları görevlendirilmeli. Hatta anestezi teknisyenleri doğum sırasında ağrının azaltılması için daha fazla etkin olmalı.
Anestezi uygulamasının mümkün olmadığı durumlarda ağrı kesiciler devreye sokulmalı.

Ülkemizde artık ağrısız doğum daha fazla yapılıyor ama yeterli değil. Anestezi uzmanlarının sayısının artması, sezaryenle doğumların azalmasında etkili olur.''
İtil, ayrıca kongrede kadına yönelik şiddetin de ele alındığını, bu konuda jinekologların da bunun önlenmesinde diğer unsurlarla birlikte görev alabileceğini sözlerine ekledi.
cumhuriyet portal

4/29/2011

anne karnındaki bebeğin kalıtsal hastalık tanısında yüzde yüz başarı

    4/29/2011 10:11:00 ÖS   Yorum yok
kalıtsal hastalık tanısı

Çukurova Üniversitesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Tuli, hamilelik döneminde bebekte görülebilecek herhangi bir anomali ihtimalinin ailelerin bebek bekleme heyecanını kabusa dönüştürebildiğini, bunu tespit etmek amacıyla uygulanan ''Amniyosentez'' yönteminin ise bebeği kaybetme riski nedeniyle anne adaylarının korkulu rüyası olduğunu söyledi.


Dünyada yaklaşık 10-15 yıldır deneme çalışmaları yapılan, ÇÜ'de ise üç yıldır gerçekleştirdikleri aynı çalışmanın, girişimsel bir tanı yöntemi olan ''amniyosentez''e alternatif olduğunu, başka bir ifadeyle tanıda bir adım daha ileri gidildiğini ifade eden Tüli, şunları söyledi:

''Anne karnındaki bebeğin amniyo sıvısından, yani halk tabiri ile eşinden alınan sıvı ile yapılan tanıya göre, daha erken evrede yapılabilen bu yöntemde erkek bebeklerde daha başarılıyız. Çünkü, bebek kız ise baktığımız meteryalin bebeğe mi yoksa anneye mi ait olduğunu kestirmek güç oluyor. Bu durumda, kimliklendirme yapmak zorunda kalıyoruz. Ancak, bebek erkekse tanı daha kolay konabiliyor.''

Amniyosentezin bebeğin anne karnındaki 16 ile 20. haftaları arasında, kan testinin ise hamileliğin 5'nci haftasında yapılabildiğini belirten Tüli, ''Akdeniz Anemisi, Orak Hücreli Anemi, benzer kan hastalıkları, fenilketonüri, down sendromu ve daha birçok kalıtsal hastalık ya da kromozom bozukluğu çok erken evrede yüzde 100'e yakın başarıyla tespit ediliyor. Amniyosentez gelecekte tarihe karışacak'' dedi.

Tüli, 3 yıldır sürdürdükleri araştırmada, bugüne kadar yaklaşık 100 anne adayından kan örneği aldıklarını ve teşhiste hiç yanılmadıklarını belirterek, şunları kaydetti:

''Anneden aldığımız kanın test sonuçları bebeklerin yüzde 25'inin hasta, yüzde 50'sinin taşıyıcı, yüzde 25'inin ise sağlıklı olduğunu ortaya koydu. Bu doğumları takip ederek teşhisimizin doğruluğunu ölçtük. Bebeğine hasta teşhisi koyduğumuz anneler gebeliklerini sonlandırdılar mı onu bilemeyiz, 'sonlandırın' deme hakkımız da yok. Ancak, takip ettiğimiz 75 anne adayının bebeğiyle ilgili teşhisimizde yanılmadığımızı görmek bizi bu araştırmayla ilgili oldukça umutlandırdı.''


''Yarar zarar meselesi"


Yeni tanı yönteminin özellikle yıllarca çocuğu olmamış, güçlükle hamile kalmış anne adaylarının kurtarıcısı olduğunu ifade eden Tuli, ''Çünkü bu durumdaki anneler için sağlıklı bebeği kaybetme riski diğer anne adaylarına göre daha fazla kabus oluyor'' dedi.

Tüli, tıpta yarar zarar meselesini gözetmek gerektiğini vurgulayarak, ''Yarar daha fazla ise bazı riskleri göze alabilirsiniz. Ama öyle anne adayları var ki neredeyse hasta çocuğa bile razı olacak. Bu nedenle en küçük bir düşük riskini bile göze alamıyorlar'' diye konuştu.

Prof. Dr. Tüli, elde ettikleri başarılı sonuca rağmen yeni tanı yönteminde rutin uygulamaya geçmek için biraz daha zaman gerektiğini sözlerine ekledi.
cumhuriyet portal

3/15/2011

sıcak maşa topuz yapma sıkı bağlama saçların dökülme sebeplerinden

    3/15/2011 07:15:00 ÖS   Yorum yok
saçların dökülme sebeplerinden

İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Cildiye Uzmanı Dr. Cengiz Bıçakçı, her saç dökülmesinin bir hastalığı işaret etmediğine dikkat çekerek, günde 50-150 arası saç telinin dökülmesini normal olarak değerlendirdiklerini söyledi.


Bıçakçı, "Bu rakam normaldir ancak dökülen saçın yerine yeni saçlar çıkmıyorsa bir anormallik söz konusu olabilir. O zaman bir uzmana görünmenizde fayda var" dedi.

Aşırı stres ve sıkıntı kökenli saç dökülmelerine sıklıkla rastladıklarını ifade eden Dr. Bıçakçı, sözlerine şöyle devam etti:


"Ateş, bazı ilaçlar, gebelik, beslenme bozukluğu, aşırı diyet, cerrahi girişim, demir, çinko, biotin ve esansiyel yağ asit eksikliği, hipotiroidizm, hipertiroidizm, böbrek yetmezliği, ağır metal zehirlenmesi de saç dökülmesine yol açan en büyük nedenler.

Bunların büyük bir kısmı tedaviye cevap veriyor. Saçlar geri çıkıyor. Kadınların sık sık saçlarına sıcak maşa uygulaması, saçlarını sıkı sıkı bağlaması ve topuz yapması da saçların dökülmesine, seyrelmesine yol açabilir.

Saçlı deride olan yanık, mantar hastalıkları, saç kökünde oluşan iltihaplı hastalıklar, saçlı deride yapılan ameliyatlar ve çeşitli enfeksiyonlar kalıcı saç dökülmelerine neden olabilir. Frengi de saç döker.

Bu dökülmede tedavi edilerek saçın tekrar çıkması sağlanabilir ancak tedavi edilmezse hasta, frengi nedeniyle yaşamını bile yitirebilir."
trt türk

3/05/2011

gebelikte kullanılan migren ilacı doğum kusurlarına yol açabiliyor

    3/05/2011 10:25:00 ÖS   Yorum yok
doğum kusurlarına yol açabiliyor
Migrene karşı kullanılan bir ilacın, gebelikte kullanılması halinde doğacak bebeklerde doğum kusurlarına yol açma riski taşıdığı bildirildi.
ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), elde edilen yeni verilerin, Topamax adıyla satılan ilacın bebeklerin yarık dudaklı veya yarık damaklı doğma riskini artırdığını gösterdiğini bildirdi.

FDA'nın Nöroloji Ürünleri Bölümü'nden Russell Katz, doktorların kadın hastalarına ilacı yazarken dikkatli olmaları uyarısında bulundu.

Yarık dudak ve damak, ağız bölgesinin ana karnında yeterince gelişmemiş olmasından kaynaklanıyor ve bu durum bebeklerin beslenmesini neredeyse imkasız hale getirmesinden dolayı çeşitli gelişim sorunlarına yol açabiliyor. Söz konusu kusur ameliyatla düzeltilebiliyor.
cumhuriyet portal

1/16/2011

tüp bebek denemesi başarısız olursa alternatifi var ko-kültür

    1/16/2011 08:08:00 ÖS   Yorum yok
Kümülüs Hücre Ko-Kültür

Kadın Sağlığı ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Timur Gürgan ve embriyolog Doç. Dr. Aygül Demirol tarafından yabancı bilim insanlarıyla ortak yürütülen çalışmada, 2 ve daha fazla tüp bebek tedavisi başarısızlığı olan çiftlerde ''Kümülüs Hücre Ko-Kültür'' uygulamasının gebelik oranlarını önemli derecede arttığı gösterildi.


Çalışma, yöntemin embriyo kalitesi bozukluğunu azaltmak, tek embriyo transferinde en iyi embriyo transferinin sağlanabilmesi, daha fazla kaliteli embriyo dondurabilmesi ve rahim için zarına embriyonun gömülmesine engel olan durumlarda da alternatif bir teknik olarak kullanılabileceği ortaya koydu.

Rahim içindeki endometrium denilen bölgedeki hücrelerin kullanılması ile belli hasta gruplarında tüp bebek başarısını arttırabilen ve ''Yapay Rahim'' olarak lanse edilen laboratuvar uygulamasından daha kolay, ucuz ve başarılı olan teknik, Türk bilim insanlarınca alanın önde gelen bilimsel dergilerinden ''Reproductive Medicine Online'' da yayımlandı.
© 2014 deva arayanlar . Designed by Bloggertheme9
Proudly Powered by Blogger .