deva arayanlar

Yeni haberler

Sağlık Video

Diyabet

Kanser Hastalıkları

Cilt Bakım

Kalp Hastalıkları

16 Kasım 2018 Cuma

Sabah kahvaltısı yapmayanlar Diyabet hastası oluyor

    Cuma, Kasım 16, 2018   Yorum yok

Kahvaltı etmeden güne başlayanlar sağlıksız bir yaşama adım atmış oluyor kahvaltı yapmadan güne başlayanların sigara içme isteği de artıyor

Diyabet hastası oluyor

Araştırmalar sabah kahvaltısının ve kahvenin ikinci tür diyabete yakalanma riskini düşürdüğünü ortaya koydu. Kahvedeki anti-oksidan maddeler iltihabı önlüyor, metabolizma ve sindirim sistemini olumlu etkiliyor.

Kahvaltı etmeyenler günü sağlıksız geçiriyor. 


Açlık hissettiğinde tatlı bir şeyler atıştırıyor, hatta sigara içiyor. Alman Diyabet Merkezi’nden Dr. Sabrina Schlesinger ve ekibinin yaptığı ve bir beslenme bilimi dergisinde yayımlanan araştırmanın sonuçları böyle bir tabloyu ortaya koyuyor.

Beslenme uzmanlarının sağlık verilerini incelediği 96 bin kişinin yaklaşık 5 bini zamanla ikinci tip diyabete (şeker hastalığı) yakalanmış. Fazla kiloluların genellikle kahvaltı etmedikleri ortaya çıkmış. Bedenin yağ bağlamasının ikinci tip şeker hastalığına yakalanma riskini arttırdığı kanıtlanmış.

Diyabetten korunma da düzenli kahvaltı önemli rol oynuyor. Kahvaltı sofrasında içecek olarak ne alınması gerektiğine gelince. Su mu, portakal suyu mu, yoksa çay mı?

Scientific Information on Coffee (ISIC) Enstitüsü tarafından yapılan meta araştırmaya göre kahvaltıya en uygun içecek kahve. Enstitü Avrupa’nın en büyük 6 kahve şirketi tarafından finanse edildiğinden, bu tavsiye pek şaşırtıcı olmasa gerek. Ancak bu enstitü bağımsız çalışıyor ve üniversitelerle de işbirliği yaptığı için araştırmaları bilim çevrelerinde ciddiye alınıyor.

kahve iltihaplanmayı önlüyor

Enstitünün araştırmasına göre kahve ikinci tip diyabete yakalanma riskini yüzde 25 oranında düşürüyor. 


Stockholm Karolinska Enstitüsü’nde tıp ve farmakoloji dersleri veren Matthias Carlström bu sonuca 1 milyon 185 bin kişi üzerinde araştırma yaparak vardıklarını açıkladı.

Aarhhus Üniversite Kliniği’nde çalışan tıp profesörü Kjeld Hermansen kahvenin koruyucu etkisinin içerdiği antioksidan maddelerden kaynaklandığını söylüyor. Hermansen kahvenin iltihaplanmayı önlediğini ve sıcak içilen kahvenin metabolizmaya ve bağırsak florasının zenginleşmesine katkıda bulunduğunu belirtiyor.

Profesör Hermansen kadın ve erkeklerin günde üç ila dört fincan kahve içmesini tavsiye ediyor. Ayrıca çarpıntı yapmasından ve tansiyonu arttırmasından endişe edenlere de, aynı etkiyi yaptığı için kafeini alınmış kahve içmelerini salık veriyor. KAYNAK: Deutsche Welle Türkçe

1 Kasım 2018 Perşembe

Eski Hemşireden şok eden itiraf 'Hastaları nasıl öldürdüm"

    Perşembe, Kasım 01, 2018   Yorum yok

Almanya'da Hitler'den sonra en büyük seri katil ilan edilen hemşireden kan donduran itiraflar mahkeme salonunda geldi eski hemşire 100 hastayı gözünü kırpmadan nasıl öldürdüğünü böyle itiraf etti.

Hastaları nasıl öldürdüm

Görev yaptığı iki hastanede hastalara aşırı dozda ilaç vermekle suçlanan Niels, suçlamaların "neredeyse tamamını" kabul etti.

Högel'in cinayetleri iş arkadaşlarını etkilemek için işlediği öne sürülüyor.

Eski hemşirenin kalp yetmezliği ve dolaşım sorunlarıne neden olan ilaçlar enjekte ettiği hastalardan bazılarını daha sonra kurtarmaya çalıştığı belirtiliyor.


Högel daha önce de bazı hastalarını öldürmekten suçlu bulunarak ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı.

Mayıs ayına kadar sürmesi beklenen ve kurbanlar için bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan duruşma, toksikoloji testleri için bazı hastaların mezarlarının açılmasından sonra yapılıyor.

Högel'in 1995-2005 yılları arasında Oldenburg'da 36, Delmenhorst kentinde de 64 hastayı öldürdüğü öne sürülüyor.

BBC Berlin Muhabiri Jenny Hill, ölenlerin yakınlarının Alman sağlık makamlarını, cinayetleri önlemek için hiçbir şey yapmamakla suçladığını aktardı.

'Daha fazla hastayı öldürüp yakmış da olabilir'
Alman savcılar, Högel'in başka hastaları da öldürüp yakmış olabileceğini söylüyor.

Högel, 2005'te Delmenhorst'ta bir hastaya gizlice iğne yaparken yakalanmış, cinayete teşebbüs suçundan 7 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

2014'te 2 kişiyi daha öldürmek ve 2 hastayı da öldürmeye teşebbüsten suçlu bulunarak müebbete mahkum olan Högel, duruşma sırasında 30 hastayı aynı yolla öldürdüğünü itiraf etmişti. KAYNAK: BBC türkçe

27 Ekim 2018 Cumartesi

Diyabet hastalarını enjeksiyon derdinden kurtaracak buluş

    Cumartesi, Ekim 27, 2018   Yorum yok

Tip 2 Diyabet hastalarını en az bir yıl süreyle iğne yapma derdinden kurtaracak olan buluşu Hollandalı bilim insanları geliştirdi

enjeksiyon derdinden kurtaracak

Yeni bir diyabet tedavisi ile insülin enjeksiyonuna son verilebilir Guardian gazetesinin haberine göre bir saat süren bir ameliyatın sonunda, hastalar bir yıl boyunca insülin enjeksiyonuna ihtiyaç duymuyor.

Amsterdam Üniversite Hastanesi'nde görevli gastroenteroloji profesörü Jacques Bergman, "Bu tedavi sayesinde insülin kullanımı ertelenebilir hatta son bulabilir. Bu çok ümit verici" dedi.

Bergman ameliyatın hastalara hiç acı vermediğini de söyledi.

Küçük bir balon ile


Bilim insanları küçük bağırsakta mukoza zarını yok ederek yeni bir zarın gelişmesini sağlıyorlar ve bu süreçte de Tip 2 diyabet hastası olan kişilerin kan şekeri düzeyleri istikrarlı hale geliyor.

Amsterdam'da 50 hasta üstünde denenen işlemde hastanın ağzından küçük bağırsağa ucunda küçük bir balon olan bir tüp sokuluyor.

Balon sıcak suyla dolduruluyor ve mukoza zarı ısıyla yakılıyor. İki hafta içinde yeni bir mukoza zarı oluşuyor ve hastanın sağlığında iyileşme görülüyor.

"Yüzde 90 oranında istikrarlı"


Tedaviden bir yıl sonra bile hastalığın yüzde 90 istikrarlı olduğu da görüldü.

Araştırmalara göre Tip 2 diyabet hastalarında küçük bağırsaktaki mukoza zarındaki gıda emilimiyle insülin direncinin gelişmesi arasında bir bağ var.

Hollanda medyasına konuşan Bergman "Operasyondan bir gün sonra hastaların kan şekeri düzeyinde muhteşem bir iyileşme görüyoruz. Şimdi asıl mesele şu: Bu kalıcı bir tedavi mi, yoksa bunu tekrarlamamız mı gerekli? İnsülin tamamıyla bırakılmalı mı?" dedi.

Bergman, "Ancak ilk sonuçlar o kadar iyi ki hastaların çoğu tedaviden sonra insülin kullanmayı bıraktı" diye de ekledi.

Bu yeni buluş özellikle ilaç alan kan şekeri düzeyi yüksek olan sınırdaki hastalar için uygun.

İnsülin enjeksiyonlarından kurtulmanın yanısıra araştırmacılar, bu tedaviyi alan hastaların kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarına, böbrek sorunlarına, aynı zamanda ayak ve ellerdeki uyuşmalara maruz kalmalarının daha düşük olduğunu söylüyor.

Şimdi araştırmalar yaşları 28-75 arasında değişen 100 kadar hasta üzerinde sürdürülecek.

13 Ekim 2018 Cumartesi

Bir anne oğlunun bir sosyopat olduğu gerçeğiyle nasıl yüzleşebilir?

    Cumartesi, Ekim 13, 2018   Yorum yok

Bir sosyopatın annesi olmak: '13 yaşındaki oğlum Charity Lee altı yaşındayken annesi, babasını Teksas'taki evlerinde vurup, öldürmüş ve daha sonra beraat etmişti.

Bir anne oğlu

sosyopatın annesi olmak

Charity genç kızlığında iyi bir öğrenci ve sporcuydu, ancak daha sonra psikolojik sorunlar yaşamaya başladı ve uyuşturucu bağımlısı oldu.

18 yaşındayken yardım istedi ve uyuşturucuyu bıraktı. Daha sonra üniversitede insan ekolojisi okudu ve insanların çevrelerine verdikleri tepkiler üzerine çalıştı.

Charity "Kendimi bildim bileli insanların neyi, neden yaptıkları beni çok etkilemişti. İnsanları neyin harekete geçirdiğini bulmayı seviyordum" diyor.

Ancak bu Charity için sadece bir okul değildi, her gün yaşadığı bir şeydi. Oğlu Paris yüzünden.

Charity'nin oğlu 13 yaşındayken, dört yaşındaki kızkardeşi Ella'yı bıçaklayarak öldürdü.

Son 11 yıldır hapiste ve 50'li yaşlarına gelene dek dışarı çıkamayabilir.

Peki, bir anne böyle bir trajedinin getirdikleriyle nasıl başa çıkabilir?

Bir anne oğlunun bir sosyopat olduğu gerçeğiyle nasıl yüzleşebilir?

Ve koşulsuz sevgi, böylesine korkunç bir durumda bile hala mümkün müdür?

Charity'nin zorlu başlangıcı


ayık kalmak kolay

Üniversite yılları iyi geçse de, ayık kalmak kolay değildi. Charity şöyle açıklıyor;

"Sefil bir haldeydim. Herkes bana 'Ayık olursan hayat çok daha iyi olacak' diyordu. Ve öyle değildi, hiç öyle değildi! Çünkü uyuşturucularla üzerini örttüğüm acılar yüzeye çıkıyordu."

Yaklaşık bir yıl temiz kalıp, mutsuz olduktan sonra Charity, karar vermek için kendisine üç ay süre tanıdı.

"Bunun biraz ergen düşünce biçimi olduğunu biliyorum, ama üç aya kadar mutlu olamazsam, bu hayatı artık yaşamamam gerektiğini düşündüm."

Charity daha sonra hamile olduğunu fark etti ve "Bu her şeyi değiştirdi."

Charity, çocuğuna mitolojik Yunan Prensi Paris'in adını verdi.

İşler akşamdan sabaha iyiye gitmedi ama anne olmak Charity'yi çocuğu için daha iyi bir hayat sürmeye motive etti.

Dokuz yıl sonra yine hamile kaldı. Bu kez kızı Ella'yı dünyaya getirdi.

Ella da iyi bir bebekti, "En büyük fark Paris'in daha içe kapanık ve utangaç olması, Ella'nın ise fişek gibi, dışa dönük, inatçı ve iddialı olmasıydı."

Ve çocuklar birbirleriyle iyi anlaşıyordu. "Paris Ella'yı çok seviyor gibi görünüyordu ve Ella da Paris'e tapıyordu."

'Kaygı yaratacak bir neden yoktu'


Paris iyi bir çocuktu, "Çoğunlukla sessizdi, her çocuk gibi onun da bazı haşarılıkları oluyordu ama büyük bir kaygı yaratacak bir şey olduğunu söyleyemem."

Charity o dönem oğlundan hiç kaygılanmadığı konusunda kararlı.

"Yani yaptığı bazı şeyler vardı, geriye dönüp baktığımda bunların uyarı işaretleri olabileceğini düşünüyorum, ama o zaman 'ne olacak, erkek çocukları böyle şeyler yapar' diyordum."

Ancak her şey de çok yolunda gitmiyordu.

Charity yıllarca uyuşturucudan uzak durmayı başarmıştı ama bağımlılığın boyunduruğundan kurtulamamıştı.

anne çocuklarına bakmıyor

Paris 12, Ella da üç yaşındayken, altı ay boyunca kokain alışkanlığına geri döndü.

"Gerçekten zor bir dönemdi. Öyle 'anne çocuklarına bakmıyor bile' durumu yoktu. Ama sorunlarım olduğu ve eksik olduğum çok açıktı. Paris görevi üstlendi ve Ella'ya daha çok bakmaya başladı."

Charity annelik görevlerini hala yerine getirdiğini, ancak oğlu için annesinin "yanılabileceği, insan olabileceği ve hatalar yapabileceğini" fark etmenin çok zor olduğunu söylüyor ve "Sanırım bu Paris için yıkıcı oldu" diyor.

"Kızım annesine sarılarak teselli etmeye çalışırken, o bana çok çok kızgındı."

Zorlu günler başlıyor

Çocuklar iyi geçiniyor gibi görünüyordu, ancak Charity'nin annesinin çiftliğinde yaşanan bir olay Paris'in farklı bir yanını gösterdi.

Paris ve Ella dışarıda, bir akrabalarının kız çocuğuyla oynuyordu ve saçma bir tartışma büyüdü.

Charity kızları sakinleştirmeye çalırken, Paris mutfaktan bir bıçak aldı ve bıçakla birlikte kaçtı.

Charity Paris'i bulduğunda tedirgin ve kızgındı, ağlıyordu ve bıçağı etrafa sallıyordu.

"Gösterdiği tepki tamamen yersizdi. Yaklaşırsam kendisine zarar vereceğini söyledi."

Paris bir haftadan uzun süre hastanede kaldı, ancak doktorlar sorununun ne olabileceğini söylemediler. Charity de oğlunu eve götürdü.

"Birçok kişi şimdi 'bu şiddet dolu bir çocuk olduğunun işareti' diyor, ama o zaman meseleye böyle bakmamıştım. Paris'in yeniden uyuşturucu kullanmama ve aileme yaptığıma kızgın olduğunu biliyordum."

Charity 2005'te yeniden uyuşturucuyu bıraktı ve hayat normale döndü.

Charity "Yalan söyleyemem, o haftasonu stresliydi" diyor, tartışmalar olmuştu.

Charity okula geri dönmüştü ve yarı zamanlı olarak garsonluk yapıyordu.

O gün işe gittiğinde evdeki atmosfer gergindi, ancak bir ergenin annesine kızgın olması nadir görülen bir durum değil.

Charity, bebek bakıcısı geldiğinde çocuklarıyla vedalaşmalarını hatırlıyor.

"Ella çok kendine güvenli bir çocuktu. Evden ayrıldığımda hiç sorun çıkartmazdı ama o gün 'bir kez daha sarıl anne, bir öpücük daha anne' deyip durdu. Birçok kez söyledi, İşe geç kalıyordum."

Charity Paris'e de sarıldı ve "Seni seviyorum biliyorsun. Bundan çok daha kötülerini atlattık ve bunu da atlatacağız" dedi.

Charity sonra neden işe gitti.

"Geceyarısından biraz sonra, restoranı kapatırken, polis kapıya geldi ve 'Charity seninle konuşmamız gerek. Kızının başına bir şey geldi' dedi."

Charity'nin ilk tepkisi eve, kızına gitmekti, "Nerede o? Ona gitimeme izin vermelisiniz" diyordu sürekli.

Daha sonra polislerden biri "Ella öldü" dedi.

Charity'ye göre bu "hayatının sonuydu". Kısa bir süreliğine bayıldı. Kendisine geldiğinde "Paris nerede? O iyi mi?" diye sordu.

"Evet iyi. Bizimle" dediler.

"Ne demek sizinle?"

Ve işte o an Ella'yı öldürenin Paris olduğunu söylediler.

Charity "O anda artık hiçbir şeyin anlamı kalmamıştı." diyor.

Paris, bebek bakıcısını annesi dönmeden önce evine gitmeye ikna etmişti.

Daha sonra Ella'nın odasına girdi, çocuğu dövdü, boğdu ve mutfaktan aldığı bıçakla 17 darbe vurdu.

Paris 911'i aramadan önce bir arkadaşını arayıp, altı dakika boyunca sohbet etti.

Telefonda kızkardeşine nasıl suni teneffüs yapacağını anlattılar, operatöre elinden geleni yapmaya çalıştığını söyledi.

Ancak daha sonra elde edilen kanıtlar, Ella'yı yaşama döndürmeye hiç çalışmadığını gösterdi.

Charity "İnsanlara Ella öldüğünde milyarlarca parçaya ayrıldığımı söylüyorum. Ama bunu yapanın Paris olduğunu öğrendiğimde sanki biri o parçaları alıp bir kez daha parçalamıştı. Artık toplayamayacağımı düşündüm. Sadece ölmek istiyordum. Ama yapamazdım. Paris vardı."

Charity ertesi gün Paris'i görmeye gitti. "Başta hiçbir şey söylemedi. Yıkılmış bir haldeydim. Kendime hakim olamıyordum. Ama nihayet beni odaya soktuklarında ilk hissettiğim 'Oğlumu gördüğüme çok mutluyum' oldu."

"Ona tutundum. Her şeyimle. Ağlıyordum. Kollarına, sırtına, aşağı, yukarı dokunuyordum. Gerçekten orada olduğunu, iyi olduğunu bilmeliydim. Daha sonra onun bana sarılmadığını fark ettim. Duygusal değildi."

Charity, oğlunun orada olmadığını söylüyor.

Bir adım geriye attı ve oğluna baktı "Orada hiçbir şey görmedim. Yüzünde, gözlerinde... Hiçbir şey!"

"Oturduk, bana baktı ve 'Şimdi ne yapacaksın?" dedi.

Charity ise "Ne demek istiyorsun?" dedi.

"Sadece biri çocuklarına zarar verirse birini öldürebileceğini söylerdin. Şimdi ne yapacaksın?" diye sordu.

"Korkmuş gibi sormuyordu bunu. Sanki bana meydan okuyordu. İlk kez o an Paris'te farklı bir şeyler olduğunu gördüm. Öfkeli olduğunu biliyordum, ama bu öfke değildi. Bu karanlıktı."

Paris polise uyuduğunu ve uyandığında Ella'yı ateşler içinde bir şeytan gibi gördüğünü söylemişti.

Bu nedenle bıçağı almış ve şeytanı öldürmeye çalışmıştı.

Üç aydır ilk kez Charity gerçekten Paris'e inanmaya başlamıştı.

Çocuğunun hasta olduğuna inanmak istiyordu "Ve hastaydı ama ben farklı bir şekilde hasta olduğuna inanmak istiyordum."

"Ona baktım ve 'Sana doğduğun ilk gün verdiğim sözü yeniden veriyorum. Sana nasıl annelik yapacağımı bilmiyorum ama elimden gelenin en iyi yapacağım ve ne olursa olsun seni seveceğim' dedim."

"Paris'in bilmesini istiyordum. En başından beri ona olan sevgim koşulsuzdu."

Paris uzun süre bir tepki vermedi, verdiğinde ise tepkisi kan dondurucuydu.
Gerçek Paris nasıl tanınır

"Paris cinayeti işledikten sonra, maskesini düşürmeye karar verdi. Artık diğer yanı yokmuş gibi davranmıyordu. Karanlık tarafını sahiplenmişti."

Tutuklandıktan sonra Paris'in davranışları değişmeye başladı. Daha şiddet dolu bir çocuk oldu ve yeni kanıtlar ortaya çıktı: Rahatsız edici internet arama geçmişi ve Ella'yı nasıl öldürdüğüne dair korkunç detaylar.

2007'de Paris cinayet nedeniyle 40 yıl hapis cezası aldı ve Charity bunun bir kaza ya da geçici bir çılgınlık hali olmadığını kabullendi. Paris kızkardeşini öldürmek istemişti.

Charity "Aman Tanrım, bu çocuk kim?" diye düşünmeyi bıraktı. "Gerçekten kim olduğunu ve yaptığını yüzde 100 yapabilecek kapasitesi olduğunu" fark etti.

"Sanırım aylarca, durmaksızın ağladım."

13 günde 15 kilo verdi, kekelemeye başladı.... Yıkılmıştı.

Charity bir gün hapishane ziyareti sırasında Paris'le yaptığı bir konuşmayı hatırlıyor. Paris'e yalvarmıştı. "Paris, anlamama yardım et. Anlamaya çalışıyorum ki sana yardımcı olabileyim" dedi.

"Ancak Paris konuşmak yerine bana baktı ve kahkaha atmaya başladı. Gerçekten habis bir kahkahaydı. Daha sonra 'ne biliyor musun anne, hepiniz, sen sadece aptaldın' dedi. Tüm bu yıllar boyunca akıllı ve yakışıklı ve sanatçı ruhlu olduğumu düşündünüz.. Hepiniz yanılıyordunuz' dedi. Artık Paris değildi."
Charity neden hala oğlu Paris'i ziyaret etmeye devam ediyor?

Birçok arkadaşı Charity'ye neden ve nasıl hala Paris'i ziyaret edebildiğini anlamadıklarını söylemiş.

"Ama ben asla ve asla, bir an bile, oğlumu sevmeyi bırakmadım" diyor.

Ella'nın öldürülmesinden Paris'in ceza almasına kadar dokuz aylık bir süre geçmiş.

"Büyük ihtimalle yaşadığım en sürreal, ipe sapa gelmez deneyimdi. Büyürken yaşadığım her şeyden daha acı vericiydi."

Charity Paris'e sevgisinin koşulsuz olduğunu söylediğinde çok ciddi, ancak ondan korkmaya da başlamış.

Sadece Paris'in yaptığından değil, yapmayı planladığından da. Oğlu onu da öldürmek istemiş.

"Yaşamama izin vermesinin bir nedeni, Ella'yı öldürdükten sonra, yaşarsam daha çok acı çekeceğimi fark etmiş olması. Beni de öldürürse 15-20 dakika acı çekerdim. Ama ondan sonra hepsi sona erer ve ben hala Ella'yla birlikte olurdum, o da tek başına kalırdı."

Charity bütün bunları biliyor. Çünkü Paris, 15 yaşına geldiğinde anlattı.

Toplumun yargılamalarına nasıl katlanıyor

Charity'nin tek zorluğu oğlundan korkması değildi. Toplumun yargılamasıyla da yüzleşmek zorundaydı.

"Bir çocuk korkunç bir şey yaptığında, suçlanan anne ve babası oluyor."

Arkadaşlarından ve toplumdan tepki gördü. Sert sözler, hakaretler, tehditler.

Süpermarkette birinin kendisine yaklaşıp "Kızkardeşini öldüren oğlanı büyüten o annesin sen" demesini unutamıyor.

Charity kendisini suçluyor mu?

"Evet ve hayır. Uyuşturucu kullanmaya başlamamın Paris'in öfkesinde rol oynadığını biliyorum. Ama kişiliğinin büyük bölümünün genetiğinden kaynaklandığına da inanıyorum."

Ama Charity oğlunu aklamıyor.

"Hala farklı bir tercihte bulunabileceğine inanıyorum. Hepimizin farklı tercihler yapma kabiliyeti var. Paris şizofreni hastası olsaydı, ya da başka bir korkunç psikolojik hastalığa tutulsaydı ve cidden farklı ve daha iyi bir tercihte bulunma kabiliyeti bulunmasaydı, mesele farklı olurdu."

"Ama Paris'in hastalığı bu değil; çok soğuk, çok hesapçı ve çok akıllı... Anlık verilmiş bir karar değildi. Bana en büyük zararı böyle vereceğinin farkında olduğundan, bilinçli olarak Ella'yı seçtiğini anlattı bana."

"Çocuk bir sosyopat. Buna hiç şüphe yok."

Sosyopat, aşırı anti-sosyal kişilik bozukluğu olanları tanımlamak için kullanılan bir terim.

Neden oluştuğu bilinmiyor, ancak hem genetiğin hem de travmatik çocukluk deneyimlerinin rol oynadığı düşünülüyor.

Paris'e konulan teşhis de bu. Ancak Charity'nin bunu kabullenmesi üç yıl sürdü.

"En göze çarpan unsurları toplumsal normların ve kuralların dikkate alınmaması. Hiç pişmanlık hissedilmemesi. Çoğumuzun sahip olduğu içgüdülere ve tepkilere sahip değiller ve tüm duyguları aşırı derecede sığ."

"Ve bu narsisizm ile birleştiğinde, çoğunlukla aşırı derecede nahoş bir insan çıkıyor ortaya."

"Bana 'Anne biliyor musun, içimde bir yerlerde açabileceğim bir çekmece olması gerektiğini biliyorum. Ella'ya yaptığım şey nedeniyle tüm suçluluk duygusunun, pişmanlığın ve üzüntünün orada olması gerekiyor. Ama o çekmeceyi açtığımda, içi boş, hiçbir şey yok. Öylece unuttum' dedi. Hissetmiyor bile."

Peki bir sosyopatın annesi olmak katlanılabilir bir şey mi?

"Bir şeyi kabul ettiğinizde bir dinginlik geliyor. Oğlumun bir sosyopat olması fikriyle tam olarak barışamadım, ama bununla kavga etmeyi bıraktım."

"Bunun yerine 'Ben kim olduğumu biliyorum'a odaklanıyorum. Oğlumu böyle yetiştirmediğimi biliyorum, ama sırf böyle diye oğluma sırtımı dönmeyeceğim."

Charity başkalarının yaşadıklarını anlaması için, kendisinin de durumla başa çıkmasına yardımcı olan bir benzetmeyi kullanıyor.

"Paris bir yırtıcı. Tam anlamıyla. Bir köpekbalığı gibi. Ben de bir sörfçüyüm ve bir köpekbalığı bacağımı ısırıp, kopartıyor. Acı çekeceğim ve hayatım asla aynı olmayacak. Ama hayatımın geri kalanında, bir köpekbalığından sırf köpekbalığı olduğu için nefret etmeyeceğim."

Bu düşünce, Charity'nin hayatına devam etmesine de yardımcı olmuş.

"Şimdi tek yapabildiğim köpekbalığına karşı gerçekten dikkatli davranmak ve insanları diğer köpekbalıkları hakkında eğitmek" diyor.

Charity ELLA adını verdiği bir vakıf kurmuş.

ELLA Vakfı (charity@ellafound.org) şiddet içeren suçların kurbanlarına, akıl hastalıklarından ya da adalet sisteminden etkilenenlere yardım etmeyi amaçlıyor

Charity 2013'te, Ella'nın öldürülmesinden altı yıl sonra, bir çocuk daha dünyaya getirdi.

Oğluna Phoenix (anka kuşu) adını vermiş, çünkü "Anka kuşu kendi küllerinden doğuyor. Ve ben bunun mükemmel olduğunu düşündüm" diyor.

"Ben sadece, Paris, Ella ve benim başıma gelenlerden ibaret değilim. Şimdi Phoenix ile yeni bir hayatım var ve yaşamayı yeniden seviyorum."

Paris hala Teksas'ta hapiste ve neredeyse 25 yaşında. 2047'de 50'li yaşlarındayken salıverilebilir.

Charity oğlunu ziyaret etmeye ve telefonda konuşmaya devam etti, ancak gelecekte salıverilecek olması, kendisini kaygılandırıyor.

"Bu fikirden hoşlanmıyorum, ama çoğunlukla korkudan. Paris değişmeyecek. 13 yaşından bu yana hiç değişmedi."

Charity Phoenix'in güvenliğinden kaygılı.

"Umarım Paris cezasını mümkün olduğunca uzun süre çeker. Çünkü Phoneix'in mümkün olduğunca çok zamanı olmasını, Paris'in yine böyle bir şey yapma ihtimaline karşı büyümesini ve güçlenmesini istiyorum. " KAYNAK: BBC TÜRKÇE

10 Şubat 2018 Cumartesi

Belçim Bilgin "Saçım saçın olsun" projesinde kanser tedavisi gören bir kadını canlandırdı

    Cumartesi, Şubat 10, 2018   Yorum yok

Projenin adı Saçım saçın olsun Kanser savaşcıları derneği kanser hastalığı ile savaşan kadınların yaşadıklarına dikkat çekmek için harekete geçti

Saçım saçın olsun
Belçim Bilgin "Saçım saçın olsun" projesinde
Saçım saçın olsun farkındalık projesine ilk destek Fi dizisi oyuncuları ile Çi dizisi oyuncularından geldi dizinin . bölümüne konuk oyuncu olarak katılan

Belçim Bilgin kanser tedavisi gören bir kadını canlandırarak katıldı ayrıca çekilen videoda

Belçim Bilgin saçını kesen kız emojisini canlandırarak sosyal medyada projeye olan farkındalığı arttıtmayı amaçlıyor
© 2014 deva arayanlar . Designed by Bloggertheme9
Proudly Powered by Blogger .