-->
kan şekeri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kan şekeri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11/09/2014

Egzersiz yaptığı halde zayıflayamayanlar İnsülin Direnciniz olabilir

    11/09/2014 03:25:00 ÖS   Yorum yok


Kan Şekerini de düşürerek tatlı ve acıkma krizlerine yol açıyor insülün direncinin sorumlusu Hareketsiz Yaşam

İşte O Acıkma ve Tatlı Krizleri hiç de masum değil sürekli kilo alanlar yediğine dikkat edip egzersiz yaptığı halde zayıflayamayanları uyarıyor doktorlar İnsülin Direnci olabilir.


Aslında Pankreasın salgıladığı bir hormon insülin ancak yükseldiğinde vücud onu enerji yerine yağa dönüştürüyor ve yağlanmaya yol açıyor Kan Şekerini de düşürerek tatlı ve acıkma krizlerine yol açıyor insülün direncinin sorumlusu Hareketsiz Yaşam ve bir de karbonhidratlı hazır ve kötü yağlarla yapılan gıdalarla beslenme.

Doktor Engin Türkmen her gün yarım saat yürüyüş öneriyor.


Ayrıca meyve sebze ve protein ağırlıklı bir beslenme basit bir kan testiyle anlaşılıyor insülin direnci çok yüksek olanlarda ilaç tedavisi uygulanıyor tedavi edilmezse tehlike büyük Şeker Hastalığı, Beyin Kanaması, Felç ve Kalp Krizlerine kadar götürüyor.

1/05/2013

kalp damar sağlığı problemi olanlar ve diyabet hastaları için nohut

    1/05/2013 02:00:00 ÖS   Yorum yok

Hisar Intercontinental Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Karacanoğlu’ndan nohutun yararları



• En çok protein, kalsiyum, çinko, magnezyum, demir mineralleri içeren tahıllardandır.
• Nohut tanelerinin dış kısımları, yüksek miktarda kalp damar sağlığını koruyan, kolesterol düşüren ve özellikle kan şekerini düzenleyen posa içerir. Özellikle kalp damar sağlığı problemi yaşayanlar ve diyabet hastalarının sofrasından eksik etmemesi gerekir.
• İç kısımları nişasta içerdiği halde dış kısımlarının posalı olması nişastanın kana karışmasını yavaşlatarak sağlıklı beslenmeye yardımcı olur.
• Doymamış yağ asitleri içerir.
• Dış kabuğu sindirilemeyen posalar (fitat ve tanenler) içerdiği için kalsiyum ve demir emilimi düşüktür.
• Doğru pişirilir, yeterli miktarda ıslatılırsa fitat ve tanenlerin etkisi kaybolarak demir ve kalsiyum bağlayıcı etkisini kaybeder.
• B ve E vitaminlerinden çok zengin olmasına rağmen; B 12 için ciddi bir kaynak değildir.
• Leblebi şeklinde tüketilmelidir.
• Etli ya da etsiz yemekleri yapılabilir.
• En yüksek proteinden yararlanıldığı şekli, diğer tahıllarla birlikte pişirildiğindedir.
• Pişirirken oda ısısında 8 saat ıslatılmalıdır. Sıcak suyla ıslatırsanız bu süre kısalır.
• Islatma suyunda şişince dış kabukları ayrıldığı için gaz yapma etkisini kaybeder.
• Baklagilleri çiğ tüketmeye çalışırsanız emilimini engelleyen enzimler nedeniyle gaz problemi yaşayabilirsiniz. İyi pişirmeyle bu özelliği gider.
• Çok yüksek ısıda uzun süre pişirirseniz protein kayıpları olur.
• Kesinlikle pişirme suyunu atmayın. B grubu vitaminler ve mineral kaybına neden olur. cumhuriyet

7/22/2012

insülin ve şeker ilaçları kullananların oruç tutmaları tavsiye edilmiyor

    7/22/2012 03:10:00 ÖS   Yorum yok

Ramazan ayının başlamasıyla birlikte, oruç tutanları da telaş sardı. Neyin orucu bozup neyin bozmadığı konusunda çeşitli tartışmaların yanı sıra, kimlerin oruç tutup kimlerin tutamayacağı konusu da sıkça tartışılıyor.

oruç tutmaları tavsiye edilmiyor

Ramazan ayının kavurucu sıcaklara denk gelmesiyle, uzun süre susuz kalmanın vücutta kalıcı hasarlara neden olabileceğinin, hatta ölümle sonuçlanabileceğinin altını çizen Türk Tabibleri Birliği (TTB) Genel Sekreteri Bayazıt İlhan, Cumhuriyet’e açıklamalarda bulundu. Şeker hastası olanların ya da insülin kullananların da çok dikkat etmesi gerektiğini belirten İlhan, şöyle konuştu:

“Şeker hastalarının oruç tutmaları özellikle önerilmiyor. 


İnsülin ya da şeker ilaçları kullananların oruç tutmaları da tavsiye edilmiyor. Şeker hastalarında kan şekerini düzenleyen mekanizmalarda bozukluk söz konusu. Uzun süre aç kaldıkları zaman kan şekeri düzeylerini olması gereken düzeyde tutmaları zorlaşıyor ve kan şekerlerinde ciddi oynamalar oluyor. Kimi zaman hayati tehlikeye varabilecek kadar komplikasyonlar ortaya çıkabiliyor.”

Şeker hastalığının dışında diğer kronik hastalıkları bulunanların da dikkat etmesi gerektiğini söyleyen İlhan, bu tür hastalığı olanlara da şu mesajı gönderdi:

“Kalp, tansiyon hastası olanlar oruç tutarken, çok ciddi riskler yaşayabilirler. 

Böbreklerinde problemi olanlar, sıvı ve elektrolit dengesindeki muhtemel bozulmalardan dolayı, ciddi sağlık problemleri yaşayabilirler. Bu tür kronik hastalığı olan yurttaşlarımızın mutlaka hekimlerinden bilgi almaları ve onların önerileri doğrultusunda hareket etmeleri gerekiyor.”

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, “Böbrek yetmezliği hastalarına uygulanan diyaliz, periton diyalizi, hemodiyaliz olmak üzere iki çeşittir. Buna göre hastaya herhangi bir sıvı maddesi verilmeden gerçekleştirilen hemodiyalizde oruç bozulmaz. Diğer diyaliz çeşitlerinde ise, vücuda gıda içerikli sıvı verildiği için oruç bozulur” şeklindeki açıklamasına İlhan şöyle açıklık getirdi:

Diyaliz hastaları bu şekilde uzun süre açlık ve sıvı yokluğuna, oluşabilecek elektrolit dengesizliğinden dolayı dayanamazlar. Zaten diyaliz ve böbrek hastalarına hekimlerinin kolay kolay oruç tutmalarına izin vereceğini düşünmüyorum. İşin dini boyutuna karışmamız doğru olmaz. Fakat diyaliz hastalarının oruç tutması, sağlıklarını ciddi şekilde tehdit edebilir.”

İlaç ya da iğne yaptırmak durumunda olan hastalara, eğer belli bir saati yoksa ve günde bir kere alınacaksa akşam iftardan sonra yaptırabileceğini kaydeden İlhan, “Fakat ilaç ya da enjeksiyon saati belirlenmiş ise hekimlerine itimat edip ona göre bir tavır almaları gerekir” dedi. İlhan, aksi taktirde sabah yapılması gereken bir enjeksiyonun iftardan sonraya ertelenmesinin ciddi hayati riskler oluşturabileceğini belirtti. Havaların çok sıcak olması ve kış dönemine oranla oruç sürelerinin daha uzun olmasından dolayı daha dikkatli olunması gerektiğini belirten İlhan, uzun süre susuz kalmanın, kronik hastalığı olmayıp tamamen sağlıklı bir insan için de hayati önem taşıdığını söyledi. İlhan, şöyle devam etti:

“Kronik hastalığı olmayan sağlıklı bir insanın farkında olmadığı bazı hastalıkları olabilir. Uzun süreli açlık ya da susuzluk nedeniyle bu hastalıklar kendilerini belli edebilirler. Özellikle bu sıcaklarda oruç tutma süresi kış aylarına göre çok daha uzun. Vatandaşlarımızın çok dikkatli olması gerekir. Sıcak havalarda uzun süre sıvı alamamak ve vücudun sıvısız kalması çok önemli problemlere yol açabiliyor. Bu nedenle kişilerin sıvı alımına dikkat etmeleri gerekiyor.”

Oruç tutacak ve bir engeli olmayan yurttaşlara da İlhan, şöyle seslendi:

“Yaygın olarak gördüğümüz bir şey de gün boyu açlıktan dolayı iftar vaktinde birden yüklenmek ve çok yemek yemektir. Buna bağlı olarak ciddi sıkıntılar yaşamış hatta hayatını kaybetmiş insanlar söz konusudur. Bu nedenle beslenmemize çok dikkat etmemiz lazım. Gerek sahurda gerek iftarda olsun çok ağır yemek yemek, ciddi sistemik sorunlara yol açabiliyor. Mide ve bağırsak sistemini etkileyen ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor. Bu nedenle iftarda sıvı alımına dikkat etmek ve kesinlikle ağır yemeklerden uzak durmak gerekiyor. İftarda özellikle çorba, yoğurt ve salata gibi hafif şeyler yiyerek, akşamı daha rahat geçirmek söz konusudur. Sahur vaktinde de yine aynı şekilde ‘Ben nasıl olsa bütün gün aç kalacağım’ düşüncesiyle sahurda çok ağır yemeklerin yenmesi, tatlılara çok yüklenilmesi de ciddi problemler yaratabiliyor. Çünkü çok fazla tatlı yediğimiz zaman vücut buna bağlı olarak insülin salgılıyor. İnsülin salgılandığı zaman vücuttaki kan şekeri düşüyor. Kişi gün içinde de yemek yemediği, için kan şekerinde ciddi bozulmalar meydana geliyor. Vücutta bunu düzenleyen mekanizmalarda bir problem varsa şeker hastalığı olmadığı halde kan şekerinde ciddi düşmeler ya da yükselmeler ortaya çıkabiliyor. Kimi zaman kişinin hayatını tehdit eden yerlere de varabiliyor.”

Sağlığın her zaman birinci sırada tutulması gerektiğini, hekimlerinin söylediklerine riayet edilmesi gerektiğini ifade eden İlhan, “Benim öncelikle yurttaşlarıma söylemek istediğim, herhangi bir kronik hastalıkları varsa, ilaç kullanmaları gerekiyorsa oruç tutmadan önce mutlaka hekimleriyle görüşsünler. Hekimler ne söylüyorsa ona riayet etsinler” dedi.cumhuriyet

12/04/2011

şeker hastalığı ve yüksek tansiyona olumlu etkileri olan stevia bitkisi hakkında

    12/04/2011 01:12:00 ÖS   Yorum yok

Paraguay ve Brezilya'da yüzyıllardan beri tatlandırıcı ve tedavi edici özellikleri nedeniyle kullanılan stevia (şeker bitkisi) Japonya'da da otuz yılı aşkın bir süredir milyonlarca kişi tarafından tatlandırıcı ve gıda katkısı olarak kullanılmaktadır.

stevia bitkisi hakkında

Bu bitkiden elde edilen özütün, kan şekerini düzenleyici etkileri olduğu kabul edilmektedir. Stevia'nın insülin duyarlılığını ve hatta salınımını arttırıcı etkilerinin olduğunu gösteren bazı araştırmaların varlığı diyabet tedavisinde kullanımını destekler niteliktedir.

Stevia bitkisinin ihtiva ettiği Steviosid maddesi, vücudumuzdaki tat duyuları tarafından normal şekerin 250-300 katı daha şekerli olarak algılanmaktadır. Bu nedenle bir tutam şeker bitkisi tozu, bir litre çay, kahve veya diğer içecekleri tatlandırmaya yeterli olmaktadır.

Diyet (kalori değeri sıfır (0)dır.), şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kabızlık, depresyon ve asabiyete karşı olumlu etkileri vardır. 


Mide ve bağırsak florasını, asit alkali dengesini korur.Bununla birlikte stevia bitkisinin aşırı kullanımının özellikle erkeklerde sperm üretimini azaltarak kısırlığa neden olduğu hususunda çeşitli bilimsel araştırmalarda bulunmaktadır.

Amerika ve Kanada'da uzun süreler yasaklı durumda kalmıştır.Ancak bununla birlikte Japonya'da yıllarca bu bitki kullanılmış ve hiç bir yan etki kullananlar üzerinde görülmemiştir. Latin Amerika'da çeşitli ülkelerin halklarıda yüzyıllardır bu bitkiyi kullanmaktadır.En son olarak ABD ve Kanada bitki üzerinde yasakları kaldırıp, kullanımını serbest bırakmıştır. Bununla birlikte Paraguay'da özellikle kırsal kesimdeki ve yerli halk stevia bitkisini doğum kontrolü için kullanmakta olup bu durumda bitkinin sperm azaltıcı etkisini doğrulamaktadır.Türkiye'de ilk kez 2011 yılında Antalya'da üretilmeye başlanmıştır.

9/12/2011

metabolik cerrahi adı verilen yöntemle bir defada şeker hastalığından kurtulmak mümkün olabiliyor

    9/12/2011 11:43:00 ÖS   Yorum yok
Taksim Alman Hastanesi’nden Genel Cerrah Doç. Dr. Alper Çelik, tip 2 diyabet, kilo fazlalığı, kolesterol ve tansiyon yüksekliğinden “metabolik cerrahi” adı verilen tek bir ameliyat ile kurtulmanın mümkün olabildiğini söyledi.

şeker hastalığından kurtulmak
Çelik, 4 yıldan bu yana çoğu tip 2 diyabet hastası olmak üzere 88 ameliyat yaptığını ve hastalarda büyük bir oranda iyileşme gösterdiğini belirterek “Şeker hastaları bu ameliyatlardan sonra yüzde 75 ila yüzde 98’inde insülin veya şeker hapı kullanılmasına gerek kalmıyor. Kan şekeri düzeyleri ilaçsız olarak normal veya normale yakın seyrediyor” dedi.

Doç. Dr. Alper Çelik, 2007 yılından bu yana bu ameliyatları gerçekleştirdiğini, bu ameliyatların yalnızca tip 2 diyabet hastalarına yapıldığını anımsatarak “Bütün diyabet hastalarının yaklaşık yüzde 90-95’i tip 2 diyabetliler oluşturuyor. Metabolik cerrahi ameliyatı olabilmesi için hastanın vücudunda az da olsa insülin üretimi olabilmelidir. Tip 1 diyabetlilerde insülin hiç olmadığı için bu yöntem kullanılmaz. Ameliyat sonrasında tip 2 hastalarında büyük oranda iyileşmeler elde ediliyor” dedi. Doç Dr. Çelik, ameliyat ettiği bir hastanın günde tek doz insülin, 3 hastanın ise yalnız şeker hapı kullandığını, diğer hastaların da insülin tedavisine ihtiyaç duymadan, kan şeker düzeylerinin normal ya da normale yakın seyrettiğini anlattı. Söz konusu ameliyatların dünyada 35 yıla yakın zamandır yapıldığını, Japonya, İtalya, Brezilya, Hindistan ve ABD’de birkaç merkezde sık olarak yapıldığını kaydeden Çelik, “Ameliyat ile hastanın kan değerlerine ve uygulanan yöntemin zamanlamasına göre hastaların yüzde 75 ila yüzde 98’inde, 8 ila 30 yıl süre boyunca kan şekerini herhangi bir ilaç kullanmaksızın normal seviyelerde tutmak mümkün. Enfeksiyon kapılması, stres, anksiyetiye, astım gibi kronik hastalığın alevlenmesi gibi bazı dönemlerde hastaların kan şekerinde dalgalanmalar olabilir” diye konuştu. Metabolik cerrahi ameliyatlarında ince barsakta bir yer değiştirme işlemi gerçekleştirdiklerini anımsatan Çelik, söz konusu yöntemin çeşitli bilimsel tıp dergilerinde de yayımlandığını kaydederek, özetle şunları söyledi:

“Ancak bu yer değiştirme işlemi birbirinden farklı 10-12 teknik yöntemle yapılmaktadır. 18 yaş üzeri ve 65 yaş altına yapılabilen bu ameliyatlarda herhangi bir sindirim sistemi ameliyatı kadar risk bulunmaktadır. Bu ameliyat tekniği çok fazla bilinnmediği için ülkemizde de çok fazla yapılmıyor. Hipertansiyon hastalarında tedavide önemli olan hastanın kaç yıllık tansiyon hastası olduğudur. 10 yıldan daha kısa süre tansiyon hastaları olan bireylerde bu ameliyat sonrası tansiyon yüzde 75-80 oranında düzelir. Kolesterolde ise ameliyat sonrası düzelmeler olur. Bu ameliyatların ardından vitamin takviyesi alınması gerekebiliyor. Şeker hastalığının bu kadar hızlı artışını önlemenin yolu cerrahiden ziyade, gıda teknolojisine ve yeni gıda ürünlerine bakanlıkça müdahale edilmesi, süper rafine gıdaların genç erişkinler tarafından tüketilmesinin kısıtlanmasını, toplumsal bilinçlenme sağlanması, yaşam standartlarının değiştirilmesi, spor bilincinin oluşturulması, kilo kontrolü ile mümkündür.”

Çelik, yarın Japonya’dan İstanbul’a gelecek olan Dr. Kazunori Kasama ile birlikte Türkiye’de şeker hastalığını ameliyatla tedavi edecek ve ameliyata ilişkin tüm detayları düzenleyecekleri basın toplantısı ile kamuoyuna açıklayacak. 

7/11/2011

mehmet öz'ün tavsiye ettiği zayıflama hapı afrika mangosu amerikada kriz yarattı

    7/11/2011 09:29:00 ÖS   Yorum yok

Mehmet Öz'ün programında "Afrika Mangosu hapı gerçek bir mucize. Herkes almalı. Eğer günde 2 tablet alırsanız egzersiz yapmadan ve yediklerinize dikkat etmenize gerek kalmadan 28 günde 4-5 kilo verebilirsiniz." açıklamasının ardından 


Çinli üreticiler sahte Afrika Mangosu hapı üretimine başladılar. Hürriyet'in haberine göre 50 ile 70 dolar arasında bir fiyatla satılan şişede bir aylık kullanım için 60 tane hap bulunuyor. ABD'nin en etkili 100 insanı arasında gösterilen Mehmet Öz ayrıca hapın kolestrolü ve kan şekerini de dengelediğini, yemeklerden yarım saat önce hapı almanın yeterli olduğunu söyledi.

afrika mangosu

Dolandırıcılık var


Afrika Mangosu hapının satışlarının patlamasının ardından ABD hükümeti olaya el koydu ve “1 milyar dolarlık bir dolandırıcılık var. 4 haftada 12 kilo verdiren bir hap imkansızdır” açıklaması yaptı. Dünyada obezite vakalarının görüldüğü ülkeler arasında ilk 5’te yer alan ABD’de, diyet ve zayıflama endüstrisi 40 milyar dolar gibi dev bir sektör halinde. 
© 2014 deva arayanlar . Designed by Bloggertheme9
Proudly Powered by Blogger .