-->
tümör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tümör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10/14/2012

Kanser olan eşine destek için saçını kazıtınca kendisininde kanser olduğunu öğrendi

    10/14/2012 12:59:00 ÖS   Yorum yok

Bud Stringer, meme kanseri olan eşine kemoterapi sürecinde destek olmak için saçını kazıttı. Saçlarının gitmesiyle başının üzerinde siyah bir leke ortaya çıkan Stringer, yaptırdığı testler sonucunda ‘melanoma’ adıyla anılan bir tip cilt kanserine yakalandığını öğrendi.

Bir bozuk paranın yarısı büyüklüğündeki tümör bulunduğunda boyun lenf bezlerine sıçramak üzereydi.

Moffitt Kanser Merkezi’nden Doktor Vernon Sondak, “Bud eşini desteklemek için saçlarını kazıtmasaydı, lekeyi fark etmesi uzun zaman alacaktı” açıklamasını yaptı.

Daily Mail’in haberine göre, Stringer’ın eşi Dolly’e Nisan ayında meme kanseri teşhisi konmuştu. Kemoterapi tedavisine başlayan Dolly’e yakında eşi de katılacak.

İki çocuk sahibi 20 yıllık evli çift kansere karşı birlikte savaşıyor. Yakınları çiftin duruma pozitif baktığını ve en kısa sürede sağlıklarına kavuşacağını belirtti. cumhuriyet

5/01/2012

basit bir kan testi ile kadınların meme kanseri riski tespit edilebilecek

    5/01/2012 05:07:00 ÖS   Yorum yok

Cancer Research adlı dergide yayınlanan araştırma sonuçları, yeni bulguların bir gün basit bir kan testi ile bir kadının meme kanseri riski taşıyıp taşımadığının anlaşılabileceğini gösterdiğini ortaya koyuyor.

kadınların meme kanseri

Test genlerin alkol ve hormonlar gibi çevresel faktörlerden nasıl etkilendiğini inceliyor.

Çevresel faktörlerin genler üzerindeki etkisini inceleyen bilim dalına epigenetik deniyor.

Her beş kadından birinin meme kanserine yakalanma riskini iki katına çıkaran bu tip bir özellik taşıdığına inanılıyor.

İngiltere'deki Imperial College'dan bilim adamları farklı yaşlarda 1.380 kadından kan örneği aldı.

Bu kadınlardan 640'ı daha sonra meme kanserine yakalandı.

Ve bu araştırma sırasında bilim adamları meme kanserine yakalanma riski ile ATM adlı bir genin moleküler modifikasyonu arasında güçlü bir bağlantı buldu.

ATM geni akyuvarlarda bulunuyor.

Kanseri tahmin etmek


Araştırmacılar daha sonra bu gen modifikasyonuna neyin neden olduğunu inceledi.

Bilim adamları özellikle genleri harekete geçiren 'methylation' adlı bir kimyasal etki üzerinde durdu.

Methylation düzeyleri yüksek olan kadınların meme kanserine yakalanma riskinin düşük olan hemcinslerine kıyasla iki kat daha fazla olduğu ortaya çıktı.

Bazı durumlarda bu kimyasal etkinin memede tümör oluşmadan 11 yıl önce gözlemlenebildiği açıklandı.

Araştırmayı yöneten Imperial College London'dan Dr James Flanagan ''Genlerin bir kişinin hastalanma riski üzerinde etkili olduğunu biliyorduk'' dedi.

Flanagan ''Bu araştırma sayesinde artık genler üzerindeki çevresel etkenlerin de hastalık riskini etkilediğini görmüş olduk'' diye konuştu.

Flanagan sözlerine ''Bu araştırmanın meme kanseri ile epigenetik arasındaki bağı anlamamızda ilk adım olduğuna inanıyoruz. Şimdi yapmamız gereken bu yeni bilgileri teşhis sürecinde en yararlı biçimde nasıl kullanabileceğimizi bulmak'' diyerek devam etti.

Henüz meme kanseri ile alyuvarlardaki genetik değişimin arasındaki bağın neden kaynaklandığı bilinmiyor.


Ancak araştırmacılar bu yeni bilginin aile tarihi ve meme kanserine neden olduğu bilinen öteki genetik özellikler ile birlikte göz önüne alındığında kanser riski taşıyan kadınların tespit edilmesinde çok yararlı olabileceğini düşünüyor.

Bu kadınlar tümörler daha oluşmadan doktorlar tarafından gözetim altına alınabilecek hatta ameliyat gibi önleyici tedavi yöntemlerine başvurabilecek.

Araştırmaya finansman sağlayan Meme Kanseri Kampanyası'ndan Barones Delyth Morgan
''Hastalığın neden ve nasıl ortaya çıktığını anlamaya çalışarak erken teşhis ve önleyici tedavi imkanlarını artırmış oluyoruz'' dedi.

Cancer Research UK derneğinden Laura Bell ''Bu araştırma epigenetik alanından öğrenebileceklerimizin yalnızca küçük bir kısmı. Ancak bu bulguların kanserın erken teşhisinde bize ne kadar yarar sağlayacağını söylemek için henüz çok erken'' dedi.

Bell ''Gelecekte yapılacak daha detaylı araştırmalar sayesinde bu tip genetik değişimlerin meme kanseri üzerindeki etkilerini daha iyi anlayabileceğiz, bir gün sadece bir kan testi ile bir kadının meme kanserine yakalanıp yakalanmayacağını anlayabilmeyi umuyoruz'' dedi.bbc türkçe

4/12/2012

bu hastalık insanların kanser hastası olmasını önlüyor

    4/12/2012 07:06:00 ÖS   Yorum yok

İsveç'te yapılan bir araştırma, genetik bir nörolojik hastalık olan Huntington hastalığına sahip kişilerin kansere yakalanma riskinin normalden daha düşük olduğunu ortaya koydu.

kanser olmayı önlüyor

40 yıla yakın süredir tutulan tıbbi kayıtlar Huntington hastalarında tümör görülme olasılığının normalden yarı yarıya daha az olduğunu ortaya koydu.

Araştırma sonuçlarına göre Huntington hastalarının kansere yakalanma riski normalden %53 daha az.


Araştırma sonuçlarını Lancet Onkoloji dergisinde yayınlayan bilim adamları hastaların kansere karşı sahip oldukları korumanın nedeninin henüz belirlenemediğini söyledi.

Cancer Research UK, araştırmanın sonuçlarının kanseri yenmek için yeni bir rota ortaya koyduğunu söyledi.

Lund Üniveristesi'nden bilim adamları 1969 - 2008 yılları arasında İsveç'te tutulmuş hastane kayıtlarını inceledi.

Kayıtlarda 1510 Huntington hastası bulundu.

Araştırmada bu hastalardan sadece 91'inin kansere yakalandığı görüldü.

nörolojik genetik bozukluktur
Huntington hastasının beyin taraması


Huntington hastalığı nörolojik bir genetik bozukluktur.


Genellikle belirtileri 30'lu yaşlarda görülmeye başlanır.

Hastalık hem mental hem de fiziksel problemlere neden olur.

İleri safhalarda hasta hareketlerini kontrol etme kabiliyetini kaybeder ve bunama gözlemlenir.

Ebeveynlerinden biri Huntington hastalığına sahip bir çocuğun hastalığa yakalanma riski %50'dir.

Hastalığın kesin bir tedavisi bulunmamaktadır.

Bu normal istatistiklerden %53 daha düşük bir orana işaret ediyor.

Huntington hastalığı, polyglutamin hastalıkları adı verilen bir hastalık grubundan.

Diğer polyglutamin hastalıkları üzerinde yapılan araştırmalar, bu hastalıkların da kanserle birlikte görülme oranının aynı derecede düşük olduğunu ortaya koydu.

Araştırmacılar ''Bu tip hastalıkların kansere karşı nasıl bir koruma sağladığı hala belirsiz. Konuda daha fazla araştırma yapılması gerekiyor'' diyor.

Lund Üniversitesi'nden Dr Jianguang Ji ''Sonuçlar ilgi çekici. Huntington'a neden olan genetik mutasyonun kansere karşı nasıl bir koruma sağladığı belirsiz ancak laboratuvarda yapılacak incelemeler bize daha çok bilgi verecektir'' dedi.

Dr Ji ''Tüm dünyadan bilim adamları kansere neden olan genetik bozuklukları bulmak için çalışıyor ve bu yeni çalışma onlara araştırmaları için yeni bir ipucu verdi'' diye konuştu.

3/27/2012

kanserli hücrelerin korumasını ortadan kaldıracak antikor bulundu

    3/27/2012 09:06:00 ÖS   Yorum yok

İnsan savunma sisteminin, normal koşullarda, kanserli hücreleri bulup yok etmesi gerekiyor, ancak bu olmuyor. 

ortadan kaldıracak antikor

Bilim adamları, tümör hücrelerinin savunma sisteminden nasıl kaçtıklarına dair önemli bir keşifte bulundu.

Sonuçları Amerikan Bilim Akademisinin dergisi PNAS'ta yayımlanan araştırmaya göre, tümör hücreleri etrafında, savunma sisteminin yok edici-yiyici hücrelerini durduran bir proteinin üretimini önemli ölçüde artırıyor. Bir antikor ise savunma sistemi için kırmızı ışık görevi üstlenen bu proteinin üretimini durduruyor, böylece kanserli hücrelerin koruması ortadan kalkıyor.

İnsanlardan alınan farklı kanserli tümörleri farelere aktaran bilim adamları, bir antikor ile tümörlerin küçüldüğünü gördü. Bilim adamları, böylece kanserin ya tamamen yok olduğunu ya da en azından metastazın engellendiğini kaydetti.

Bilim adamları, en geç iki yıl içinde yöntemin insanlar üzerinde deneneceğini bildirdi.

Araştırmayı yürüten ekibin başkanı, Stanford üniversitesi bilim adamlarından Irving Weissman, "beni yeme" sinyalinin bloke edilmesinin, farelerde denedikleri hemen her tür kanserli tümörün büyümesini, asgari düzeyde toksite ile durdurduğunu belirtti.

Bilim adamları insanlarda yumurtalık, meme, bağırsak, idrar torbası, beyin, karaciğer ve prostat tümörlerini inceledi. Hemen hemen tüm kanser hücreleri, CD47 proteininden, normal hücrelerin ürettiğinden üç kat fazlasını üretti. Bu protein, savunma sisteminin makrofajlarıyla yani yiyici hücreleriyle temas ettiğinde, kanserli hücrenin yok edilmesini engelleyen bir dizi kimyasal tepkimeye neden oldu. CD47 üretimi ne kadar yüksekse hastanın yaşam süresi o kadar kısaldı.

İnsanlardan alınan kanser tümörlerinin yerleştirildiği fareler üzerinde yapılan deneylerde ise CD47 üretiminin bloke edilmesinin, savunma sisteminin kanserle mücadelesini güçlendirdiği görüldü. CD47'yi engelleyen bir antikor verilmesi, farklı türdeki kanserli tümörlerin büyümesini durdurdu. Küçük tümörlerin birkaç hafta içinde tamamen yok olduğu, büyük ve saldırgan tümörlerin metastaz yapmadığı tespit edildi.

1/10/2012

beyin damar hastalığı ameliyatları için robot sistemi geliştirildi

    1/10/2012 04:32:00 ÖS   Yorum yok

Çinli ve Japon bilim insanları ortak araştırma sonucu beyin damar hastalıklarına ameliyatla müdahalede başarıyı arttıracak robot sistemi geliştirdiklerini açıkladı.

robot sistemi geliştirildi

Çin resmi haber ajansı Xinhua'ya konuşan Beihang Üniversitesi Robot Enstitüsü'nden Profesör Wang Tianmiao 'yöntemin hayvanlar üzerinde denenmesinin tamamlandığını, ayrıca kalp ve damarlara ilişkin hastalıklar ile serebrovasküler (beyin damarları ile ilgili) hastalıkların tedavisinde uygulanan cerrahi müdahalede uygulanabilirliğinin ve etkinliğinin kanıtlandığını' söyledi.

Açıklama, hassas beyin ameliyatlarını mümkün kılmak için robot geliştirme yarışında Çin'in de ciddi bir konuma geldiğini gösteriyor.

Robot sistemi; ana kontrölör, bağlantı uçları ve görüntü navigasyon sistemini içeren bir ekrandan oluşuyor.


Doktorlar ekrana yansıyan üçboyutlu kan damarı görüntüleri sayesinde ameliyatı ana kontrölör ile uzaktan yürütüyor ve robot uçlarını harekete geçirerek, kan damarlarına tüp yerleştirebiliyor.

Tüplerin içindeki sensörler ise tüp ve damar duvarı arasındaki bağlantının kurulmasını temin ediyor.


2009 yılında başlayan proje, Japonya merkezli Kagawa Üniversitesi ve Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri Hastanesi ile Beihang Üniversitesi'nin ortak çalışması.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Deniz Kuvvetleri Hastanesi'nin Beyin Cerrahisi Departmanı Direktörü Profesör Tian Zengmin, sistemin, doktorların radyasyona maruz kalma riskini de ortadan kaldırdığını söyledi.

Araştırmanın, 20 milyon yuana (yaklaşık 6 milyon YTL) mal olduğu ve çoğunlukla iki ülkenin araştırma fonları aracılığıyla finanse edildiği öğrenildi.

Beyin ameliyatlarında hassas, mikroskobik müdahalelerde bulunabilecek bir robot geliştirmek için NASA da dahil pek çok ülkenin bilimsel kurumları çalışmalar yürütüyor.

Son olarak Kasım ayında Avrupa Birliği dört ülkeden uzmanların yer aldığı ROBOCAST projesi ile nöroşirürji ameliyatları için önemli bir atılım kaydettiklerini duyurmuştu.

Gelecekte tümör, epilepsi, Parkinson ve Tourette sendromu gibi hastalıklarda kullanılabileceği belirtilen robot el, 13 şekilde hareket edebiliyor. Normalde bir cerrahın eli ise ancak dört şekilde hareket edebiliyor.

Uzmanlara göre robot el, insan eline göre 10 kat daha az titriyor.

10/27/2011

yapay döllenme ile tüp bebek sahibi olan kadınlarda yumurtalık tümörü riski

    10/27/2011 08:11:00 ÖS   Yorum yok

Araştırmaya göre, yumurta sayısını artırmak için ilaç alan kadınlarda kansere dönüşebilecek yumurtalık tümörü oluşması riski en az üç kat fazla.


kadınlarda yumurtalık tümörü
Ama uzmanlar, kesin riskin çok düşük olduğunu vurguluyor. Bir kanser vakfı, Human Reproduction adlı dergide yayımlanan araştırmanın çok az sayıda kişiyi kapsaması yüzünden sonuçların kesin sayılamayacğını belirtti.

Araştırma kapsamında 1980 ve 90'lı yıllarda Hollanda'daki tüp bebek kliniklerine giden toplam 25 bin kadının sonraki sağlık durumları incelendi.

Bu inceleme sonunda düşünülenden daha fazla sayıda kadında yumurtalık tümörü görüldü.


En fazla artış, bazen kansere dönüşebilen, selim ve habis arası özellikler gösteren yumurtalık tümöründe tespit edildi.

Bu tümör diğerlerinden daha az agresif olmasına karşın, ameliyat gerektiriyor. Tümör, her bin kadından birinde görülüyor. Fakat araştırmaya göre, yapay döllenmeyle çocuk sahibi olan kadınlarda bu oran binde 3,5.

Araştırma sonucunda diğer tümör türlerinde de küçük bir artış görüldü.'Risk abartılmamalı'


Uzmanlar suni döllenme yaptıran kadınlarda ortalama olarak, yumurtalık kanserine yakalanma oranının iki kat fazla olduğunu söylüyor.

Araştırma başkanlık eden uzmanlardan Prof. Flora van Leeuwen, BBC'ye yaptığı açıklamada, "Bu tümörlerin oluşması açısından kesin risk oranı çok düşük. Ama ameliyat gerektiren habis 'borderline tümörü' riskinde artış var. Kadınlar, bu risk konusunda bilgilendirilmeli. Ama risk, çok da abartılmamalı." dedi.

Araştırmanın bir diğer yazarı Prof. Curt Burger da, "Verilmesi gereken başlıca mesaj, IVF tedavisi görmüş kadınların paniğe kapılmaması gerektiği. Bu kişilerde yumurtalık kanseri olayları son derece düşük." dedi.
© 2014 deva arayanlar . Designed by Bloggertheme9
Proudly Powered by Blogger .