-->
mineraller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mineraller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11/25/2011

vitamin ve mineral zengini enerji eksikliğini giderici yonca bitkisi

    11/25/2011 04:35:00 ÖS   Yorum yok

Yonca (Medicago sativa), baklagiller (Fabaceae) familyasından uzun yıllar yaşayan, gerek yeşil ot gerekse kuru ot olarak değerlendirilebilen çok yıllık bir serin mevsim yem bitkisi türü.

 yonca bitkisi
Uluslararası terminolojide alfalfa (kelime kökeni Arapça البرسيم veya الحجازي, halk dilinde Şark yoncası veya Kaba yonca şeklinde de anılır.

Yonca çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 50-80 cm dir. Derin bir kök sistemi vardır. Uygun koşullarda 8-10 metre derine gider. Etkili kök derinliği 120-180 cm dir. Bu nedenle, anavatanı olan Ortadoğu bölgesinin şartları ile birebir özelliklere sahip olup, kuraklığa dayanıklıdır. Yonca önemli bir yem bitkisidir. Otlatılmaya da oldukça dayanıklıdır. Bu nedenle meraların ıslahında diğer bitkilerle karışıma giren ve meranın kalitesini arttıran bir bitkidir. Ahır besiciliğinde et ve özellikle süt verimini % 30'lara kadar artıran ve yem bitkileri içerisinde en çok besleyicilik değeri olan yoncada, içerisinde 10 kadar vitamin de vardır. Tetraploid genetik yapıya sahip bir bitkidir.

Kurutulmuş yonca yaprağı, kapsül, toz veya tisan şeklinde standardize edilmiş halde diyet katkı maddesi olarak yaygın surette kullanılmaktadır. 

Yüksek fiber düzeyi nedeniyle kolesterol düzeyleri üzerinde dengeleyici etki yaptığını, kötü kolesterolü düşürdüğünü gösterir bulgular bilimsel literatürde yer almaktadır.

 Baklagiller familyasındaki diğer bitkiler gibi protein, vitaminler ve mineraller açısından zengin bir kaynak oluşturan yüksek genel gıda değeri nedeniyle bünyede enerji eksikliğini önleyici, ayrıca içerdiği saponinler nedeniyle kanı ve karaciğeri detoksifiye edici özellikleri bulunduğu üzerinde durulmaktadır. Besin değeri yüksek bir besin olduğu için kansızlık çekenlere faydalıdır.

Özellikle ABD ve Avustralya mutfağında salatalarda yeri olan bir bitkidir. Bazı ülkelerde genç yaprakları çiğ olarak tüketilmektedir. Daha olgun yoncanın tüketimi çok yüksek diyet lifi içeriği nedeniyle kısıtlıdır.

10/11/2011

vitamin eksikliği haricinde alınan vitaminler ölüm riskine sebep olabiliyor

    10/11/2011 07:20:00 ÖS   Yorum yok

Bilim adamları vitamin haplarının yaşlı kadınlarda ölüm riskini artırabileceği uyarısında bulundu.


Uzmanlar bir süredir bu hapların yalnızca vücutta vitamin eksikliği varsa işe yarayacağını söylüyordu.
vitaminler ölüm riskine
İç Tıp Arşivleri dergisinde yayınlanan yeni araştırma ise fazlasının zararlı da olabileceğini ortaya koyuyor.

Araştırmada beslenmesinde genel olarak bir eksiklik bulunmayan ancak vitamin hapı almaya karar vermiş 50'li ve 60'lı yaşlardaki kadınlar incelendi.

Aldıkları haplar arasında özellikle multivitaminler, folik asit, B6, magnezyum, çinko ve demirin ölüm riskini artırır göründüğü belirtildi.

Ancak araştırmacılar 38 bin ABD'li kadın arasında yaptıkları çalışmanın, kadınların son 20 yılda aldığı vitaminleri hatırlamasına dayandığına vurgu yapıyor.

"Zararı olmayacağını düşünmekte yanılıyorlar. Fazlası zehirli olabilir ve farkına varmadan önerilen günlük sınırın üzerine çıkmak da çok kolay."


İngiliz Beslenme Birliği'nden Helen Bond

Ayrıca genel sağlık durumu gibi diğer faktörleri kontrol etmenin zor olduğunu da hatırlatıyorlar.

Fakat yine de araştırmalarının, vitaminlerin ancak gerçekten gerekli olduğu ve bunun tıbbi yöntemlerle kanıtlandığı durumlarda kullanılması gerektiğini gösterdiğini söylüyorlar.

Doğu Finlandiya Üniversitesi'nden Doktor Jaakko Mursu ve ekibi "Şu anki verilere bakarak, vitaminlerin genel ve yaygın kullanımını meşru kılacak bir sebep göremiyoruz." diyor.
Demir ve kalsiyum

Araştırmacılara göre örneğin demir hapları ölüm riskini %2,4 artırıyor. Kullanılan demir dozu arttıkça risk de artıyor.

Buna karşılık araştırmada kalsiyum hapları, ölüm riskini azaltır göründü. Ancak bilim adamları bu konuda daha fazla çalışma yapmaları gerektiğini belirterek, doktor tarafından tavsiye edilmedikçe kalsiyum alınmamasını istedi.

İngiliz Beslenme Birliği'nden Helen Bond bazı insanların, örneğin yaşlıların vitamin desteğine ihtiyaç duyabileceğini söylüyor.

Örneğin güneşin fazla görünmediği İngiltere'de 65 yaş üstündekiler için D vitamini tavsiye ediliyor.


Ancak Helen Bond da insanların çoğunun gereksindikleri vitamin ve mineralleri sağlıklı, dengeli bir beslenmeyle alabileceği görüşünde.

Bazı insanların vitaminleri bir tür "sigorta poliçesi" gibi kullandığına dikkat çeken Bond, "Zararı olmayacağını düşünmekte yanılıyorlar. Fazlası zehirli olabilir ve farkına varmadan önerilen günlük sınırın üzerine çıkmak da çok kolay." dedi.

5/31/2011

çocuklarda enerji ve spor içecekleri şişmanlığa ve dişlerde çürümeye yol açıyor

    5/31/2011 10:37:00 ÖS   Yorum yok
dişlerde çürüme

Independent gazetesi, Amerika Birleşik Devletleri'nde enerji ve spor içecekleriyle ilgili yapılan bir araştırmaya geniş yer ayırıyor.



Araştırmaya göre bu tür içecekler çocukları şişmanlatıyor ve dişlerini çürütüyor.


Chicago Üniversitesi'nden bilimadamları, özellikle enerji içeceklerinin kesinlikle çocuklara verilmemesini öğütlüyor.
Su ve egzersiz

Enerji içeceklerindeki kafeinin toksik düzeylerde olduğu ve spor içeceklerindeki kalorinin de çocukları olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.

Doktorların bulgularına göre enerji içeceklerindeki kafein düzeyi, diğer meşrubatların 14 katına denk düşebiliyor.


Aynı zamanda, enerji içeceklerinin ciddi anlamda sporla uğraşan yetişkinler dışında gereksiz ve zararlı olduğu vurgulanıyor.

Uzmanlar, sporla uğraşan çocukların sadece su içerek egzersizle kaybettikleri suyu ve mineralleri yerine koyabileceğini kaydediyor.
bbc türkçe

4/25/2011

gereğinden fazla vitamin kullanımı çeşitli hastalıklara yol açıyor

    4/25/2011 10:19:00 ÖS   Yorum yok
çeşitli hastalıklara yol açıyor

Son günlerde hava sıcaklıklarındaki dengesizlik adeta hastalık saçıyor. Hasta olanlar ağrı kesici ve ateş düşürücülerinin yanında mutlaka vitamin alırken sağlıklı kalmak isteyenler de doktora danışmadan bilinçsizce vitamin takviyesi alıyor. 

Ancak gelişigüzel vitamin kullanımı yaradan çok zarar getiriyor. Memorial Şişli Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Uz. Dr. Gürkan Yurteri, gereğinden fazla alınan vitaminlerin vücudumuza vereceği zararlar hakkında önemli bilgiler verdi.

Sağlıklı bir sinir sistemi için B6, iyi bir göz ve cilt için A, kanserden korunmak için E, kemiklerimiz için K vitamini… Görüldüğü gibi sağlığınızı ve güzelliğinizi korumanın yolu vitaminlerden geçiyor. Peki, vitamin ve minerallerin fazla kullanıldığında yanlış beslenmenin yarattığı sorunları gideremediği gibi, vücudumuza da zarar verdiğini biliyor muydunuz?

Vitamin ve mineraller, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan organik maddelerdir.


Vücudumuz, işleyişini sürdürebilmesi için bu maddelere çok az miktarlarda da olsa gereksinim duyar. Ancak bu vitaminler aşırı dozda kullanıldığında, baş ağrısı, bulantı, kusma, idrar yolu rahatsızlıklarına, hatta ölüme kadar gidebilen problemlere neden olabilir.

Vitamin ihtiyacını karşılamanın en doğru yolu dengeli beslenmek.


Vitaminlerin çoğu bitkisel ve hayvansal besinlerde bulunur. Karbonhidrat, yağ, protein gibi ana besin öğeleri ile yeterli miktarda yapılan dengeli beslenmede vücudun günlük vitamin ihtiyacı karşılanır. Ancak çeşitli fizyolojik (Gebelik, spor, gelişme çağı gibi), patolojik (Ateş,ishal,travma...vs) durumlar, çevresel faktörler (İklim,coğrafi bölge) ve ilaç tedavileri vitamin gereksinimini artırabilir.


Eğitim seviyesi vitamin kullanımını etkiliyor.

Vitamin kullanımının kadınlar, yaşlılar, gelir düzeyi yüksek olanlar, iyi eğitimliler, sigara içmeyenler (özellikle eski içiciler), çok fazla içki içmeyenler ve iyi beslenmenin hastalıklara iyi geleceğine inananlarda daha yaygın olduğu bilinmektedir.


Fazla vitamin tüketilmesinin yol açtığı hastalıklar!

•A vitamini fazlalığı; daha çok baş dönmesi, çift görme, baş ağrısı, kasılma nöbetleri, dudaklar ve avuç içlerinin soyulması, şiddetli kusma, kafa içi basıncı artışı şeklinde belirti verir ve bu belirtiler kullanımdan 6 saat sonra ortaya çıkar. A vitamini zehirlenmesi de diyebileceğimiz kronik toksisite ise günde 15mg dozda 3 aydan uzun süre kullanıldığında gelişir. Bu durumda ise kişilerde kuru cilt, kusma, kellik, kemik ağrıları, kalsiyum yükselmeleri, lenf bezlerinde büyüme, kan yağlarında yükselme, regl olamama, yalancı beyin tümörü belirtileri, sinirlilik, huzursuzluk, kansızlık görülebilir.


Yaşlılar A vitamini zehirlenmelerine daha duyarlı

Gebe kadınlara yüksek doz A vitamini verildiğinde düşüklere, bebekte kalp ve kafa anomalilerine rastlanabilir. Gebelikte, günlük A vitamini dozu belirli bir seviyeyi aşılmamalıdır. Yaşlılar, alkolikler, karaciğer hastalığı olanlar vitamin A zehirlenmesine daha duyarlıdırlar. Klinik çalışmalarda akciğer kanseri gelişme riski olan kişilerde (ailesinde olması, sigara içmesi, kanserojen maddeye maruziyet gibi) yüksek doz beta karoten alımının kansere yakalanma riskini artırdığını ortaya koymuştur.

•B vitamini fazlalığı; genellikle zehirlenmeye sebep olmaz. Ancak çok yüksek dozlarda alınırsa zehirlenme görülebilir. Belirtileri, hissizlik, yürüyememe, cilt rahatsızlıkları, gözlerde ışık hassasiyeti, uykusuzluk, bitkinlik, baş ağrısı, çarpıntı, ishal şeklinde görülebilir.

•C vitamini fazlalığı; 2 gramdan fazla alındığında karın ağrısı, bulantı ve kusma şeklinde kendini gösterir. Uzun süreli ve yüksek doz kullanımının böbrek taşı oluşturabileceğinden korkulur. Bir diğer olası yan etkisi demir preparatı kullanan hastalarda demir yüklenmesine neden olmasıdır. 1 gramın üzerinde alımlarda, idrardan bakılan şeker ölçümlerini bozar. Ayrıca bazı enzim eksikliği olan hastalarda kan hücrelerinin yıkımına neden olabilir.

•D vitamini fazlalığı; kanda kalsiyum yükselmesine, böbrek hastalıklarına, damar
sorunlarına, böbrek taşlarına neden olabilir. D vitamini toksisitesinin yani zehirlenmesinin neden olduğu böbrek yetmezliği ya da kalp yetmezliği sonucu ölüm dahi ortaya çıkabilir. Toksisite günde 10000IU in birkaç ay boyunca alınmasıyla ortaya çıkar. Erken toksisite belirtileri kemik ağrısı, kabızlık, sersemlik hali, ağız kuruluğu, sürekli baş ağrısı, artmış susuzluk, iştahsızlık, düzensiz kalp atışı, kas ağrısı, ağızda metalik tat, bulantı, kusma şeklindedir. Kronik toksisite kemik ağrısı, idrarda bulanıklık, gözlerde kızarma, cinsel isteksizlik, gözlerin ışığa hassasiyetinde artma, ciltte kaşıntı, bulantı, kusma, şiddetli mide ağrısı, psikiyatrik problemlerle kendini belli edebilir.

E vitamini fazlalıgı; kanın pıhtılaşmasını önler. Özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalara önerilmez. 1 gramın üzerindeki dozlarda bulantı, gazlanma ve ishal yapabildiği bildirilmiştir.

F vitamini fazlalığı; vücuttaki yaraların geç iyileşmesine ve yorgunluk hissedilmesine
sebep olabilir.

K vitamini fazlalığı; kanın pıhtılaşmasında ve yıkılmasında problemler yaratabilir.

B6 vitamini fazlalığı; da ayaklarda uyuşma ve ellerde his kaybına neden olabilir.

Sonuç olarak “Vitamin bu, ilaç değil ki ortada doktorluk bir durum yok” demek doğru değildir. Vitamin takviyesi yapmadan önce mutlaka doktora danışılması gerekir.
cumhuriyet portal

4/12/2011

süt asidi ve alkol fermantasyonu ile yapılan mucize içecek kefir her derde deva

    4/12/2011 10:56:00 ÖS   Yorum yok
her derde deva

Çok eski yıllardan beri özellikle Kafkaslar'da yapılan, bugün ise Avrupa ve Amerika ülkelerinde ticari amaçla üretilen süt asidi ve alkol fermantasyonu yardımıyla yapılan köpüklü, koyu kıvamlı (yoğurt kıvamında), hafif ekşimsi bir Türk içeceği Kefir...


Kefir Nedir?
Kefir, kefir taneleri ile elde edilen Kafkas orjinli etilalkol ve laktik asit fermantasyonlarının birarada oluştuğu tarihi geçmişi olan bir süt içeceğidir.

Kefir çok karışık bir mikrobiyolojik yapıya sahiptir. Boyutları 0,5-3 cm arsasında değişir ve fındık ya da buğday tanesi büyüklüğünde beyaz, beyaz-sarı arasında renklerde küçük karnabahar veya patlamış mısır görünümündedir.

Kafkas Türkleri'nin Gençlik İksiri

Kafkas Türkleri kefiri su yerine içmekte ve gençlik iksiri olarak kullanmaktadır. Kafkaslar'dan dünyanın her tarafına yayılan Türkler, bu içeceklerini beraberinde dünyanın her tarafına götürmüş ve yaymıştır.

Şu anda bilimsel araştırma yapan fakülteler başta olmak üzere kefirin faydaları üzerinde ciddi çalışmalar yapilmakta ve önemli sonuçlara ulaşılmaktadırlar.

Neye İyi Gelir?
Kullanımı ve hazmı çok kolay olan kefir hücre yenileme özelliğine sahiptir. Mucize içecek kefir özellikle bağırsaklardaki maddelerin küreselleşmesini önlediğinden ömür uzatıcı olduğuna inanılır.

Kefir protein, yağ, laktoz ve mineraller bakımından hayli zengindir. İlaç tedavisi kesilmeden kullanıldığı zaman kandaki kötü kolestrolü azaltır, tansiyonu düşürür, idrarı sulandırır.

Her Derde Deva
Vücuttan atılması gereken maddelerin atımını kolaylaştırır, bağırsak hareketlerini hızlandırır, bulaşıcı sarılık, eklem hastalıkları, ishal, kabız, kan kaybı, idrar torbası hastalıları, doğum sorunları, şeker düşmesini ve önemlisi kanseri geciktirir.

Hazmının kolay, proteince zengin oluşu nedeni ile kefir hastalar ve çocuklar için de önemli bir besindir. Hatta 20-30 günlük çocuklara bile günde 1-2 kaşık içirilmesi önerilmektedir.

Ayrıca yapılan araştırmalarda kefirin kadın ve erkeklerde cinsel gücü arttırdığı da bildirilmiştir.

Cilde Faydalı
Kefir, hücre yenileme sayesinde de kadınlar tarafından cilt maskesi olarak kullanıldığı da bilinmektedir.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Emel Sezgin, Japonya' da fareler üzerinde yapılan bir araştırmaya göre kefirin içinde yer alan maddelerin kanseri %53,6 oranında azalttığını ve ayrıca kefirin kanseri önleyici ilaçlarla kullanılması halinde kanserin tekrarlanma riskinin %67 oranında azalttığını da ortaya çıkarttığını belirtmiştir.

Sinirsel Hastalıkların Tedavisinde...

Ayrıca kefir: sinirsel rahatsızlıklara, iştahsızlık ve uykusuzluk için de yararlı olmaktadır. Ülser, yüksek tansiyon, bronşit, astım hastalarının tedavisinde de kullanılmaktadır.

Kefiri yaşı ne olursa olsun her yaştaki insan kullanabilir. Yan etkisi yoktur. Çocuklara bile rahatlıkla verilebilir.

Yapılan çalışmalar, kefirin, iştahsızlık ve uykusuzluğa da iyi geldiğini göstermiştir.
trt türk

3/28/2011

kabuklu yemişler arasında insan vücuduna en faydalı yemiş ceviz

    3/28/2011 08:03:00 ÖS   Yorum yok
faydalı yemiş ceviz
ceviz

Amerikalı bilim adamlarına göre, en sağlıklı kabuklu yemiş ceviz.
Pennsylvania'daki Scranton Üniversitesi'nden araştırmacılar, kabuklu yemişler arasında en çok antioksidanın cevizde bulunduğunu açıkladı.


Antioksidanların vücudu hastalıklara karşı korumada etkili olduğu biliniyor.
Diğer kabuklu yemişlerin de faydalı besin değerlerine sahip olduğunu söyleyen araştırmacılara göre, ceviz ise fıstık, badem ve şam fıstığından daha sağlıklı.

'Az, düzenli ve kavurmadan tüketin'

Araştırmayı yürüten doktor Joe Vinson, cevizdeki antioksidan miktarının diğer kabuklu yemişlerden ortalama iki kat daha fazla olduğunu, ayrıca daha yüksek kalite ve etkinlikte olduğunu söylüyor.
Araştırmaya 9 farklı tür kabuklu yemiş dahil edildi.
Cevizdeki antioksidanların E vitamininden 2 ila 15 kat daha kuvvetli olduğu da araştırmada tespit ediliyor.

Kabuklu yemişlerin protein, vitamin, mineral ve lif içerdiği biliniyor.

Daha önceki araştırmalar, düzenli olarak az miktarda kabuklu yemiş tüketmenin kalp rahatsızlığı ve bazı kanser türlerinin riskini azalttığını göstermişti.
Vinson, kabuklu yemişlerin kavrulmasının antioksidanların kalitesini düşürdüğünü de ekliyor, cevizin bu yönden kavrularak tüketilen yemişlere göre daha şanslı durumda olduğunu belirtiyor.
bbc türkçe sağlık
© 2014 deva arayanlar . Designed by Bloggertheme9
Proudly Powered by Blogger .