-->
kemik iliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kemik iliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7/05/2013

Aids Hastası iki kişiye Kemik iliği nakli yapıldı virüs temizlendi

    7/05/2013 02:14:00 ÖÖ   Yorum yok
Hastalardan birinde nakilden iki, diğerinde ise dört yıl sonra bile HIV virüsü tespit edilmedi
Aids Hastası iki kişiye Kemik iliği nakli yapıldı virüs temizlendi

Doktorlar ilaç açmadan dört ay geçiren hastalardan birinde virüsün tekrar görülmediği tespit etti. Brigham and Women's Hastanesi'ndeki doktorlar, uygulanan tedavinin kesin çözüm olarak sunulması için henüz erken olduğunu belirtti.

Bulgular, Uluslararası AIDS Topluluğu Konferansı'nda sunuldu.

HIV bulaşmasından kurtulmak son derece zor, virüs insan DNA'sı içine gizlenerek vücutta dokunulmaz "rezervuarlar" oluşturuyor.

Antiretroviral ilaçların virüsün kan dolaşımı içinde kontrol altında tutulmasını sağlıyor, ancak ilaç kullanımına son verilmesi ile birlikte virüs de geri geliyor.

Kemik iliği nakli yapılan ve isimleri açıklanmayan iki erkek, 30 yıldır HIV ile yaşıyor.

Kemik iliği HIV'nin asıl olarak depolandığı yerlerden biri.

İki hastada da lenfomaya rastlanması üzerine kemik iliği nakli yapıldı.

Hastalardan birinde nakilden iki, diğerinde ise dört yıl sonra bile HIV virüsü tespit edilmedi.


Hastaların bu yıl başlarında antiretroviral ilaçlar kullanmayı bıraktığı belirtiliyor.

Doktor Timothy Henrich, BBC'ye yaptığı açıklamada, sonuçların oldukça ilginç olduğunu ancak henüz kesin tedavi bulunduğunun ilan edilmesi için erken olduğunu söyledi.

Dr Henrich, "Ancak, virüsün tedavi durdurulduktan bir ya da iki yıl sonra dahi geri gelmediğini söyleyebiliriz" dedi.

Son derece pahalı olduğu belirtilen ilik naklinden sonraki birkaç yılda ölüm riski yüzde 15 ila 20 arasında seyretmeye devam ediyor.

Dr Henrich, virüsün beyin dokusunda gizlenmeye devam ediyor olabileceğini söyledi.

ABD'deki bu iki hastaya da normal donörlerden ilik nakli yapıldı.


Terrence Higgins Vakfı yöneticisi Michael Brady de, "HIV'nin bu kişilerin bedeninden temizlendiğini söylemek için henüz çok erken. Fakat, bu tedavi, Berlin'deki Hasta olarak bilinen Timothy Brown'ın yaşadığının türünün tek örneği olmayabileceğini" söylüyor.

Brown, AIDS hastalığına yakalanıp da tedavi edilen tek kişi olarak biliniyor. bbc türkçe

5/10/2012

kanser hastalarını kemoterapinin yan etkilerinden korumak için kök hücre kalkanı

    5/10/2012 02:40:00 ÖS   Yorum yok

Kemoterapi ilaçları hızla bölünen kanser hücrelerini öldürmeye çalışıyor ancak bu ilaçlar kemik iliği gibi sağlıklı vücut dokularına da zarar veriyor.

kök hücre kalkanı

Science Translational Medicine dergisinde yayınlanan bir araştırmada genetik olarak modifiye edilmiş kök hücreler kemoterapi sırasında kemik iliğini korumakta kullanılmış.

Cancer Research UK araştırmanın kemoterapinin yan etkileri ile savaşa yepyeni bir yaklaşım getirdiğini söyledi.

Tedavi sırasında zarar gören kemik iliği yeterli kan hücresi üretemiyor.


Tedavi sonucunda daha az akyuvar hücresi üretiliyor bu da enfeksiyon riskini artırıyor.

Alyuvarlardaki azalma ise nefes darlığına ve sürekli yorgunluğa neden oluyor.

Araştırmanın yapıldığı ABD'nin Seattle eyaletindeki Fred Hutchinson Kanser Araştırma Merkezi'nden bilimadamları kemoterapinin yan etkilerinin kanser tedavisinde büyük sıkıntı yarattığını, bazen tedavinin durdurulmasına neden olabildiğini söyledi.
'Koruma kalkanı'

Araştırmacılar beyin kanseri olan üç hastanın kemik iliğini kemoterapi sırasında kök hücre kullanarak korumaya çalıştılar.

Araştırmacılardan Dr Jennifer Adair ''Kemoterapi tedavisi hem kanser hücrelerine hem de kemik iliklerine saldırıyor ancak bu yeni yöntemle iliklere koruyucu kalkanlar veriyoruz ve tedavide tek zarar gören tümör hücreleri oluyor''

Hastaların kemik ilikleri alındı ve bu iliklerden kök hücre çıkarıldı.


Daha sonra kök hücreler genetik olarak kemoterapiden zarar görmeyecek şekilde modifiye edildi ve vücuda geri yerleştirildi.

Araştırmacılardan Prof Hans-Peter Kiem ''Deney sonucunda hastaların kemoterapi ile daha iyi başedebildiklerini gördük'' dedi.

Araştırmacılar deneye katılan üç hastanın beyin kanserinin o cinsine sahip olan hastalara verilen tahmini yaşam süresi olan 12 aydan çok daha uzun yaşadıklarını söylediler.

Deneklerden biri, tedaviye başlanmasının üzerinden 34 ay geçmiş olmasına rağmen halen hayatta.

Cancer Research UK bilimadamı Prof Susan Short ''Bu çok ilgi çekici bir araştırma ve kemoterapi karşısında vücudu koruma çabasına yeni bir bakış açısı getiriyor'' dedi.

Short ''Ancak deneylerin devam etmesi gerek'' dedi.bbc türkçe

1/19/2012

kök hücre yöntemi diş tedavilerinde de uygulanmaya başladı

    1/19/2012 08:41:00 ÖS   Yorum yok

Ağızdaki kemik kaybında, kalçadan alınan kemik iliğiyle uygulanan kök hücre tedavisinde yüzde 85 canlı kemik oluşturulduğu bildirildi.

diş tedavilerinde uygulama

Meffert İmplant Enstitüsü Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, bir süre önce Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi ile ortaklaşa düzenlenen cerrahi eğitim programında, implant tedavisinde kök hücre uygulamaları konusunda uzmanlar tarafından bilgiler aktarıldığını bildirdi.

Güney California Akademisi'nden Prof. Dr. Denis Smiler tarafından ağızdaki kemik kayıplarında kök hücre tedavisiyle yeni canlı kemik oluşturulması konusunda eğitim verildiğini de ifade eden Özzeybek, şu bilgileri aktardı: ''Ağzında aşırı kemik kaybı bulunan hastalarda implant tedavisi son derece zordur. Bu tedavide, uygulama yapılacak implant yatağının hazırlanması çok büyük önem taşır. Hastanın çene bölgesinden cerrahi işlemle kemik alınarak yapılan yöntem, artık yerini kök hücre uygulamasına bıraktı. Son zamanlarda artık kemik kaybı çok olan kişilerde kök hücre tedavisi uygulanıyor. Hastanın kendi kalçasından alınan kemik iliği, kemik tozuyla birleştirilip çenede kemiğin yetersiz olduğu bölgeye konuluyor. Bu yöntemle hem çok kaliteli kemik elde ediliyor hem de ikinci bir cerrahi alan açılmadan daha az zahmetli bir işlemle hasta yeni bir kemik yapısına kavuşuyor.''

Kemik tozlarının kullanıldığı yaygın yöntemde yeni kemik 6-9 ayda oluşurken kök hücre yöntemiyle bu sürenin 3-4 aya düştüğünü anlatan Özzeybek, yöntemin yakında Türkiye'de de yaygınlaşmasının beklendiğini bildirdi. Özzeybek, muayenehane şartlarında, kısa sürede ve komplikasyonsuz yapılabilen bu yöntemin, sinüs bölgesinde de kullanılabildiğini belirtti.


Canlı kemik oranı yüzde 85


İmplant tedavisinde kök hücre uygulamaları ile ilgili kısa bir süre önce açıklanan bir araştırmaya da değinen Özzeybek, ''900 hasta üzerinde yapılan bu araştırmaya göre hastalarda uygulama sonrası herhangi bir ağrı ya da enfeksiyona rastlanmadığı gibi canlı kemik oluşturma oranı yüzde 85 bulundu. Bu oran, mevcut yöntemde ise yüzde 30-40 oranındadır'' diye konuştu.

9/04/2011

kan bağışını tarihe karıştıracak buluş kök hücreden kırmızı kan üretildi

    9/04/2011 12:14:00 ÖÖ   Yorum yok

Fransa'da bilimadamları, kök hücre kullanarak, kırmızı kan hücreleri üretmeyi ve bir hastaya nakletmeyi başardı.


 kök hücreden kırmızı kan
Buluş, hematoloji alanında bir devrim olarak nitelendiriyor.

Paris yakınlarında yürütülen çalışmada, kök hücreden kan hücreleri üretmek için 10 yıl boyunca uğraş verildi.

Bir deneğin kemik iliğinden alınan kök hücreden, oksijen ve karbondioksit taşıması yapan yüz milyarlarca alyuvar elde edildi.

Alyuvarlar, normal kan gibi bir hastaya verildi ve olumlu sonuç alındı.


Fransız bilimadamları, çocukların göbekbağından alınacak kök hücrelerle, kan üretiminin daha hızlı yapılacağına inanıyor.

Kan bağışının azaldığı, kan ihtiyacının ise arttığı günümüzde, buluşlarının önemine dikkat çeken bilimadamları, ileride kan fabrikaları kurulabileceğini kaydediyor.

Seri üretim halinde ise, artık kan bağışı anonslarının tarihe karışacağı ümit ediliyor. 

8/12/2011

lösemi tedavisinde yeni yöntem hastanın bağışıklık sistemi kullanılarak tümörler öldürülüyor

    8/12/2011 12:21:00 ÖÖ   Yorum yok
Amerikalı bilim adamları, kanser tedavisinde yeni bir yöntem bulduklarını açıkladı.

hastanın bağışıklık sistemi
Bir lösemi türü olarak bilinen Kronik Lenfositik Lösemi, kısaca KLL hastalığı yılda yaklaşık 15 bin insanı etkiliyor ve 4 bininin ölümüne neden oluyor. 

Araştırmacılar bu kanser türünde, yıllardır hastanın kendi bağışıklık sistemini kullanarak kanser hücrelerini öldürmenin yollarını aradı. 

 Kronik Lenfositik Löseminin iyileştirilmesi için tek yöntem olarak kemik iliği nakli biliniyordu. 


Ancak bu yöntem, hem riskliydi hem de hastaların yarısında etkili olmuyordu. Pennsylvania Tıp Fakültesi'nden Doktor Carl June ve ekibinin bulduğu yöntemde, hastanın kendi T hücreleri kullanılıyor. Enfeksiyonla mücadele eden beyaz kan hücreleri olan T hücreleri alınıyor, genetik olarak yeniden programlanarak hastaya enjekte ediliyor. 

 Araştırmacılar, yöntemin 3 hastadan ikisinde sonuç verdiğini; 6 aylık bağışıklık tedavisi sonrasında kanser hücrelerinin tamamen kaybolduğunu belirtiyor. 

6/04/2011

30 yılda 33 milyon kişiyi öldüren bulaşıcı aids hastalığının sonu geliyor

    6/04/2011 05:36:00 ÖS   Yorum yok
aids hastalığının sonu

AIDS’e hala çare bulunamasa da, tıptaki son gelişmeler, “AIDS’in sonunu müdjdeliyor”. Birleşmiş Miller Örgütü önceki gün dünyada son on yıl içinde yeni AIDS vakalarının yüzde 25 oranında düştüğünü açıkladı. 


Rapora göre, sadece 2009 yılında 2,6 milyon kişinin AIDS virüsü HIV kaptı, 2010 yılının sonunda 34 milyondan fazla kişi HIV virüsüyle yaşıyor.


‘Sonuca kadar devam’

Reuters ajansı da, özel haberinde, Almanya’da yaşayan Timothy Ray Brown’ın “AIDS’in sonunu müjdeliyor olabileceğini” bildirdi. Timothy Ray Brown, özel bir kemik iliği nakliyle geçen sene AIDS’ten kurtulan ilk kişi olarak tarihe geçmişti. Aynı zamanda lösemi hastası, “Berlin hastası” olarak kayıtlara geçen Brown, HIV’e doğal direnç kazandıran gen mutasyonuna sahip donör sayesinde kurtulmuştu. AIDS’e neden olan HI virüsünü bulduğu çalışmayla 2008 yılında Nobel Tıp Ödülü’nü kazanan Fransız bilim insanı Francoise Barre Sinoussi, “AIDS’in tedavisini bulma ihtiyacı artık daha acil oldu. Bulana kadar araştırmalarımıza devam etmek zorundayız” dedi.
hürriyet planet

5/27/2011

kanser hücresine bor maddesi eklendiğinde kanser hücresinin öldüğü tespit edildi

    5/27/2011 10:36:00 ÖS   Yorum yok
kanser hücresini öldürüyor

Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Tıp Fakültesi öncülüğünde, kentte görev yapan doktorlara yönelik kemik iliği kanseri hastalığı, bulguları, belirtileri, teşhis ve tedavi yöntemleri konulu toplantı düzenlendi. 


Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve TKİTV Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan başkanlığındaki toplantıya, Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği Şefi Prof. Dr. İmdat Dilek, YYÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Öğretim üyeleri Doç. Dr. Cengiz Demir ve Yrd. Doç. Dr. Uğur Türktaş, konuşmacı olarak katıldı.Prof. İlhan, yaptığı konuşmada, Türkiye'de her yıl bin 500 kişinin kemik iliği kanserine yakalandığını belirterek, hastalığın ortaya çıkmasında beslenme alışkanlıkları, tarımsal ilaçlama, sigara ve bağışıklık bozukluğu gibi faktörlerin etkisini anlattı. Hastalığın, yaşlanmayla doğru orantılı olduğuna dikkati çeken İlhan, Türkiye'de özellikle kanser ilaçlarının kullanımında ücret alınmamasının ve 45 ayrı merkezde ilik naklinin yapılmasının hastalar için avantajını vurguladı.
İlhan, hastalığın genel itibarıyla kemik kırıklarıyla ortaya çıktığına ve ülke açısından azımsanamayacak seviyeye ulaştığına değinerek, şöyle konuştu:

''Ülkenin değişik bölgelerindeki bilim insanlarıyla 'bu hastalığa nasıl erken tanı koyarız ve nasıl tedavi yaparız?' diye iş birliği yapıyoruz. 


Aynı zamanda Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü'nde de bir toplantı yaptık. 'Bor madeni kullanılarak herhangi bir çalışma yapabilir miyiz' konusunu tartıştık. Bana gelen dosyalara bakıldığında, kanser hücrelerine borla ilgili bir madde ve element eklediğiniz anda kanser hücresinin öldüğünü görüyoruz. Ama tam tersine siz bu bor maddesini gereksiz yere kullanırsanız belki de yan etki yapacaktır. Şu da gösteriyor ki araştırmalar ilerledikçe yurdumuzdaki metaller ve elementlerden daha fazla faydalanacağız. Bor Enstitüsü bununla ilgili laboratuvar çalışmalarına başladı.''
Laboratuvar çalışmaları kapsamında elde edilen bulguların, yakın zamanda hayvanlar üzerinde test edileceğini anlatan İlhan, söz konusu deneylerde olumlu sonuçların ortaya çıkmasının beklendiğini söyledi. İlhan, kemik iliği kanserinin halsizlik, kemik kırıklığı, kemik ağrıları, böbrekte iltihap, idrarda sorun ve kansızlık gibi belirtilerle ortaya çıktığını belirterek, bu tür sorunları olan vatandaşların dahiliye doktoruna görünmesi tavsiyesinde bulundu.
Kemik iliği kanserinin yaşlılarda görülmesine karşın Türkiye'de genç nüfusta da rastlandığını anlatan İlhan, şöyle konuştu:
''Ben bunu maalesef düzensiz ve gereksiz tarım ilaçlarının kullanılmasına bağlıyorum. Bakanlık da bu konuda birkaç yıldır farklı çalışmalar yapıyor. Örneğin Meclisimizde bir kanser araştırma komisyonu kuruldu. Artık Tarım Bakanlığımızın genetiği ile oynanmış gıdalara, özellikle tarımda gereksiz hormon ilaçlarının kullanılmasına dikkat etmesi gerekiyor. Böceklere karşı ilaçlanan tarım ürünleri yıkanmadan yenildiği zaman da kanser riski ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle daha dikkatli olmamız şart. Çünkü bu kansere yakalanma riski batı toplumlarında 65 yaş ve üzeri iken ülkemizde 30 yaşa kadar düşmüş durumda.''
İlhan, uygulanacak yöntemlerle genç yaşta kansere yakalanma riskinin ortadan kalkmasıyla Türkiye'deki 65 yaş ve üzeri nüfusta artış yaşanacağını vurguladı. İlhan, Sağlık Bakanlığınca başlatılan aile hekimliği uygulamasının da yaşlı nüfusun artmasına olanak sağlayacağını sözlerine ekledi.
cumhuriyet portal

5/09/2011

kordon kanı ile tedavi kemik iliği naklinin yerini alacak

    5/09/2011 01:43:00 ÖS   Yorum yok
kemik iliği nakli

Antalya Belek'de düzenlenen IX. Türk Alman Jinekoloji Kongresi kapsamında yapılan basın toplantısında konuşan Türk Alman Jinekoloji Eğitim ve Araştırma Vakfı (TAJEV) Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü, kordon kanından elde edilen kök hücre ile doku mühendisliği yöntemleri kullanılarak, ihtiyacı olan kişilere kas, kemik, kıkırdak dokuları, kalp kapakçığı, mesane gibi doku ve organ parçaları üretilebilir hale geldiğini dile getirdi.


Yeni doğan bebeklerin, anneden ayrıldıktan sonra kalan göbek bağı ve eş denilen plasenta içindeki kanın zengin bir kök hücre kaynağı olduğunu belirten Ünlü, göbek bağındaki (kordon kanı) kök hücreler ile şu an yaklaşık olarak 80 kadar hastalığın tedavi edilebildiğini anlattı. Ünlü, kordon kanının yüzde 97'sinin hala atıldığını ve bu nedenle de hastaların tedavi şanslarını yitirebildiğini ifade etti.

Kök hücrelerin bulunabilirliğini arttırmak ve tüm topluma ulaştırmak için, kordon kanını toplamak ve çiftleri kordon kanı bankacılığı hakkında yeterli bilgilendirmek için çaba harcanması gerektiğini dile getiren Ünlü, bu hücrelerin kanser, bağışıklık sistemi ve genetik ile ilgili birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığını söyledi. Ünlü, kordon kanı kök hücrelerin kolay bulunabilmesi için önerilen yöntemin, doğumdan sonra alınacak göbek bağı kanlarının özel veya kamuya ait kordon kanı bankalarında toplanması şeklinde olduğunu ifade ederek, daha sonra ihtiyaç duyan kişilerin bu bankalara başvurarak kendisine en uygun kanı bulabileceğini anlattı.


Kemik iliği naklinin yerini aldı


Daha çok "doğumdan sonra saptanan hastalıklarda kullanılan kordon kanının, artık kemik iliği naklinin yerini aldığını", kolay alınması ve ulusal bankalarının oluşması ile de kolay ulaşılabilir hale geldiğini anlatan Ünlü, şunları söyledi:

"Günümüzde anne babası bir hastalık için taşıyıcı olan ve bu nedenle anne karnında yapılan tetkiklerde hasta olduğu saptanan bebeklerin daha doğmadan kök hücre ile tedavisi gündeme gelmiştir. Bazı bağışıklık sistemi bozukluklarının, bebeğin anne karnında iken tedavi edilmesi bu alanda yeni ufuklar açmıştır. Genetik hastalığı olan çocuklara normal genetik yapıya sahip kök hücrelerin verilmesi eksik veya bozuk olan genlerin işlevlerinin bir kısmını sağlayarak hastalığın iyileştirilmesine veya daha hafif şiddette yaşanmasına olanak sağlayabilir.

Yine hasta çocuğun daha anne karnında iken alınan kanı, dış dünyada işlenerek bozuk veya eksik olan genlerin yerine yenisinin eklenmesi, kök hücrelerin farklı organ ve doku yapılarına dönüşmesi için uygun komutlar verilerek oluşturulmuş bu kök hücrelerin yine hasta çocuğa daha anne karnında geri verilmesi planlanmaktadır. Bu yöntem ile hem doku uyumu sayesinde kök hücrelerin hasta çocuk tarafından kabulü kolaylaşacak hem de organların daha oluşum aşamasında tedavisi sağlanacaktır.

Yine hasta çocuktan gebelik devam ederken alınan kök hücreleriyle oluşturulacak dokular ve organlar ile çocuk doğduktan hemen sonra yapılacak ameliyatlarla hasta dokuların değiştirilebilmesi mümkün olacaktır. Bu durum hastaların kendilerine uygun organ arama ihtiyacını ortadan kaldırmakta ve erken tedavi ile vücuttaki diğer organlarda oluşacak hasarın önüne geçilebilmektedir."


Ulusal kordon kanı bankası oluşmalı


Prof. Dr. Ünlü, kordon kanının çok kıymetli olduğunu hatırlatarak, "TAJEV olarak diyoruz ki, devlete ait bir kordon kanı bankası olsun. Ve hastalığı olanlarda kullanılabilsin. İşte kordon kanı bankacılığında olması gereken nokta budur. Bunun bir ticari araç olarak değil, Ulusal Kordon Kanı Bankası oluşmalı" dedi.

Türk Alman Jinekoloji Vakfı Genel Sekreteri Doç. Dr. Kubilay Ertan da, doğum sonrası çöpte toplanan plasentanın çok değerli olduğunu, Almanya'da da kordon kanı bankası ile ilgili çalışmaların devam ettiğini belirtti. Doç. Dr. Ertan ayrıca Almanya'da 43 robotik merkez bulunduğunu, pek çok hastanede robotik cerrahi kullanma yaklaşımı olmadığını söyledi. TAJEV Üyesi Operatör Dr. Şenol Kalyoncu ise Sağlık Bakanlığı'nın kordon kanı bankası ile ilgili ciddi bir çalışması bulunduğunu, proje aşamasında olan çalışmaya göre, doğan her bebeğin kordon kanının ailenin izni ile alınacağını bildirdi.


Anne karnında kök hücre tedavisi

Basın toplantısında söz alan Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eray Çalışkan ise anne karnında kök hücre tedavisi ile ilgili çalışmaların devam ettiğini söyledi. Doç. Dr. Çalışkan, anne karnında kök hücre naklinin mümkün olduğunu da belirterek, "Kordon kanından kök hücre verilebilir. Deneme aşamasında olan bazı hastalıklar var. Anne karnında lösemi, Down sendromlu çocuklar var. Doğmadan önce daha erken müdahale edilmesi önemli" diye konuştu.
cumhuriyet portal

4/22/2011

kemik erimesine karşı kemik oluşumu sağlayan mucize aşı geliştirildi

    4/22/2011 09:22:00 ÖS   Yorum yok
 mucize aşı geliştirildi

Özellikle kadınlarda menopoz döneminde yaşanan, ölümlere yol açan kemik erimelerine karşı yeni kemik oluşumu sağlayan muhteşem bir aşı geliştiridi.
Osteoporoz yani kemik erimesi kemik doku yogunluğunun azalması nedeniyle dayanıklılığının azalması, yani kalitesinin düşmesi.


Kemik erimesinin şiddeti arttıkça kemik kırılganlığı da artıyor. Kemik erimesi, zamanında yakalanıp önlenmezse sakatlıklara ve ölüme neden oluyor.

Dünyada kalp-damar hastalıkları ve kanserden sonra bilinen 3. ölüm nedeninin osteoporoz olduğu bildirilirken bu sinsi hastalıktan kurtulmak için bilimadamları mucizevi bir aşı geliştirdi.

Kemik erimesi için kullanılan ilaçlar kemiğin erime sonucu kırılmasına yol açıyordu.Ancak aşı yeni kemik oluşumuna yardımcı olacak.


İngiliz Dailyi Mali gazetesinin haberine göre aşı, yeni kemik oluşumunu engelleyen sclerostin proteinini bağlıyor.Bu proteinin çalışmasını engelleyen yeni ilaç kemiğin yenilenmesini hızlandırıyor.

400 kadın üzerinde yapılan çalışmada olumlu sonuç veren ilaç Amerikan ve Belçikalı iki şirket ortaklığında geliştirildi.

Araştırmada yer alan kadınlara ilaç ayda bir ya da üç ayda bir enjekte edildi.Kemik erimesi ilaçlarının ise hergün alınması gerekiyor.

Sonuçları son derece olumlu görülen ilaç üç yıl içinde piyasaya sürülecek.
trt türk

4/04/2011

ölüden alınan kalp iskeletine kök hücre enjekte ederek insan kalbi ürettiler

    4/04/2011 05:08:00 ÖS   Yorum yok
insan kalbi ürettiler

Amerika Birleşik Devletleri'nde, Minnesota Üniversitesi'nde, laboratuvar ortamında, insan kalbi üretildi


Ölü organlara kök hücre enjekte edilerek canlandırılan organların, kalp nakli ameliyatı için bekleyen binlerce hasta için umut olabileceği belirtiliyor.

Üniversitenin rejeneratif tıp uzmanlarından Doris Taylor'ın açıklamasına göre, ölmüş kişilerden alınan kalpler, kas hücrelerinden arındırılarak geride sadece "hayalet kalp" olarak adlandırılan sert protein iskeleti bırakıldı.

Daha sonra bu iskeletlere canlı kök hücreler enjekte edildi.


"Birkaç Haftaya Kadar Atmaya Başlayacak"
İskelete yapışan hücreler başarılı bir şekilde kalp hücrelerine dönüşmeye başladı.

Taylor, "Kalpler büyümeye başladı. Birkaç hafta içinde atma belirtileri göstermeye başlayacaklar. Herşeyiyle çalışan bir kalp oluşturmanın önünde hala birçok engel var. Ama ben günün birinde kalp naklinde kullanabileceğimiz organlar üretebileceğimizi düşünüyorum" dedi.

Kalp nakli yapılan kişiler hayatları boyunca bağışıklık sistemlerini baskılamak için ilaç almak zorunda.


2007'de İngiliz doktorlar, bir hastanın kemik iliğinden aldıkları kök hücreyle kalp kapakçığı üretmişti.
trt türk

1/26/2011

amerikadaki türk doktorunun uyguladığı kanser tedavisi kan hücresi nakli

    1/26/2011 07:39:00 ÖS   Yorum yok
kan hücresi nakli

ABD’nin Washington Eyaleti’nin Spokane şehrinde, kanser tedavileri uygulayan doktor Hakan Kaya’nın bu hastalığa yakalanan polis memuru Tony Lamanna’yı sağlığına kavuşturması günün konusu.


ABD’deki en yaygın ikinci kan kanseri türü “Yaygın Miyelom”, yani kemik iliğindeki plazma hücrelerinin kanseri Türk doktor Hakan Kaya’nın uzmanlık alanına giriyor.

Kök hücre enjeksiyonu


Halen ABD’de yaklaşık 100 bin kişi bu hastalıkla ilgili tedavi görüyor. Kaya’nın uyguladığı tedavi yöntemi ise şöyle:

12/16/2010

kök hücre nakli sayesinde aids ve kanserden tamamiyle kurtuldu

    12/16/2010 08:07:00 ÖS   Yorum yok
aids ve kanserden kurtuldu

Almanya’da lösemi tedavisi gören ve aynı zamanda HIV taşıyan bir Amerikalı bir donörden yapılan kök hücre nakli sonrası her iki ölümcül hastalıktan da kurtuldu. Şaşırtan bu sonuca, donörün kan uyumunun iyi olmasının yanı sıra HIV’e doğal direnç kazandıran gen mutasyonuna sahip olmasının yol açtığı belirtildi.


AMERİKALI Timothy Ray Brown, 1995 yılında HIV (Human Immunodeficiency Virus) kaptı. 2006 yılında da kan kanserine yakalandı. 44 yaşındaki Brown’a kök hücre tedavisi uygulandı ve tedavi sonucunda Brown’da AIDS’e yol açan HIV’den eser kalmadı. Alman doktorların bu konudaki açıklaması haftalık online tıp dergisi Journal Blood’da yayımlandı.
© 2014 deva arayanlar . Designed by Bloggertheme9
Proudly Powered by Blogger .