Normalden fazla kullanılan ağız çalkalama suyu kanser riskini arttırıyor Araştırma Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu'nun çalışması, ağız sağlığına özen gösterilmemesinin ve düzenli olarak diş kontrolleri yapılmamasının da kanseri riskini artırabileceğini gösteriyor
Sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi ve "düşük sosyo-ekonomik statü" ağız ve gırtlak kanserinde yerleşik risk göstergesi olarak kabul ediliyor.
Araştırma kapsamında, 1962 kanser hastasının verileri incelendi ve dokuz Avrupa ülkesinde 1,993 kişinin durumları kıyaslandı.
Almanya'nın Bremen kentindeki Leibniz Önleme Araştırmaları ve Epidemiyoloji Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen araştırmaya Glasgow Üniversitesi Diş Fakültesi de destek verdi.
'Hiç diş kalmasa bile'
Enstitünün Başkan Yardımcısı Prof. Wolfgang Ahrens, bulguların "gerçekten önemli" olduğunu söyledi, "Şimdiye kadar bu risk faktörlerinin ağız ve gırtlak kanserinde bilinen risklerden - sigara, alkol ve düşük sosyal statü- bağımsız olup olmadığını bilmiyorduk." dedi.
Prof Ahrens, sonuçların önemli "ince farklılıklar" içerdiğini ve risk faktörlerinin birbiriyle bağlantılı olduğunu söyledi.
Protez kullananlar ve sürekli diş eti kanaması olanlar ağız sağlığı iyi olmayan kişiler arasında yer alıyor.
Glasgow Üniversitesi'nden Dr. David Conway, "Protez kullanan ve ağzında hiç kendi dişi olmayan kişiler, artık diş doktoruna gitmeleri gerekmediğini düşünmemeliler" dedi. Kaynak: BBC Türkçe
kanser riski etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kanser riski etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4/05/2014
Normalden fazla kullanılan ağız çalkalama suyu kanser riskini arttırıyor
seyyah1906
4/05/2014 07:08:00 ÖS
Yorum yok
2/01/2014
Antioksidan vitaminler kanserli hücreleri azaltmıyor hızla çoğaltıyor
seyyah1906
2/01/2014 12:54:00 ÖS
Yorum yok
İsveç'te bulunan Göteburg kanser merkezinde yapılan araştırmaya göre antioksidan vitaminler kanserli hücreleri azaltmıyor hızla çoğaltıyor özellikle kanser riski taşıyan ailesel yatkınlığı bulunan kişilerin antioksidan ilaçlardan uzak durması gerekiyor üstelik balgam söktürücü ilaçlar en büyük tehlike 7/31/2013
Cesetlerin korunmasında kullanılan kimyasal Brezilya fönünde kanser riski oluşturuyor
seyyah1906
7/31/2013 01:10:00 ÖÖ
Yorum yok
![]() |
| Cesetlerin korunmasında kullanılan kimyasal Brezilya fönünde kanser riski oluşturuyor |
saçlar 6-7 ay fönlü gibi her an bakımlı duruyor ama saçlarda düzleşmeyi sağlayan brezilya fönünün içeriğindeki madde kanser saçıyor bu madde cesetlerin korunmasında ve mumyalama işleminde kullanılıyor.
5/22/2013
Angelina Jolie'ye Şifa niyetine Malatya'dan Kayısı gönderildi
seyyah1906
5/22/2013 10:57:00 ÖS
Yorum yok
Kanser riski yüzünden ameliyat olan Angelina Jolie'ye Malatya'dan bir koli Kayısı gitti Angelina Jolie'nin aileden gelen kansere karşı mücadelesini bilmeyen yok gibi ama malatya kayısısının şifa olsun diye kendisine gönderildiği yeni duyuldu5/16/2013
Kanser Riski Testleri Vatandaşa 3 bin 500 lira Milletvekillerine bedava
seyyah1906
5/16/2013 11:29:00 ÖS
Yorum yok
Kanser Riski Testlerini SGK karşılamıyor vatandaş herşeye rağmen testi yaptırırsa 3 bin 500 lirayı gözden çıkarmak zorundaaynı test milletvekillerine ise ücretsiz bu konuda sosyal güvenlik uzmanı ali tezel'in yorumu şöyle kansere yakalanmadan önceki tedaviyi devlet karşılamaz kansere yakalan tedavisine başlarız der.
10/18/2012
Multivitamin alan erkeklerde Kanser riski yüzde 8 daha azalıyor
seyyah1906
10/18/2012 05:15:00 ÖS
Yorum yok
Araştırma için yaşları 50'nin üzerinde yaklaşık 15.000 erkek on yıldan fazla izlendi.
Amerikan Tıp Derneği'nin dergisinde yayımlanan araştırma sonucuna göre, multivitamin alan erkekler arasında kanser vakalarında ufak da olsa bir azalma gözlendi.
AP ajansı, sonucun sürpriz olduğunu, zira daha önce tek tek farklı vitaminler üzerinde yapılan araştırmaların, bunların kronik hastalıkları önleyemediğini, hatta bazılarının kanser riskini arttırdığını gösterdiğini bildiriyor.
Yeni araştırma ise multivitaminlerin erkeklerde kanser oluşma riskini yüzde 8 azaltığına işaret etti.
Uzmanlar bununla birlikte sebze ve meyveye ağırlık veren sağlıklı bir beslenmenin vitamin almaktan daha iyi olduğunu belirtiyor.
Bazı durumlarda doktor tavsiyesiyle vitamin takviyesi almak mümkün. Örneğin 65 yaş üzerindekilere D vitamini tavsiye ediliyor.
Multivitaminlerin genel sağlık üzerindeki etkisi konusundaki araştırmalardan ise kesin bir sonuç alınmış değil.
Bazı araştırmalarda sağlıklı kişiler tarafından alındığında bunların faydadan çok zarar verdiği, bazılarında da kanseri etkilemediği sonucuna varılmış.
Amerikalı uzmanların araştırmasında her gün bir şeker ya da multivitamin hapı verilen erkeklerin sağlık durumu izlenmiş. Multivitamin alan her bin kişiden 17'sinde kanser oluşurken, bunun yerine sahte hap verilen her bin kişi arasında kanser oluşanların sayısı 18 olarak tespit edilmiş.
Araştırmacılardan Dr. Howard Sesso, " birçok araştırma iyi beslenmenin erkeklerde kanser riskini azalttığına işaret ediyor. Şimdi buna ilaveten her gün bir multivitamin hapı almanın da, orta ve ileri yaşlardaki erkeklerde kanseri önlemekte etkili olabileceği düşünülüyor" dedi.
Araştırmacılar multivitamin haplarının kadınlar ve daha genç erkekleri aynı şekilde etkileyip etkilemeyeceğini bilmiyorlar.
İngiltere'deki kanser araştırmaları kurumu Cancer Research UK'de görevli doktor Helga Groll "bu araştırmaya katılan erkeklerden multivitamin alanların kanser riski azalmış gibi görünmekle birlikte, bunun vitaminlerden mi yoksa rastlantıdan mı kaynaklandığından emin olmak güç" dedi.
Groll'a göre bol vitamin ve mineral almanın en iyi yolu, dengeli beslenmekten geçiyor. Sağlıklı kişilerin çoğunun ise doktor önermediği sürece vitamin almasına gerek yok. bbc türkçe
Amerikan Tıp Derneği'nin dergisinde yayımlanan araştırma sonucuna göre, multivitamin alan erkekler arasında kanser vakalarında ufak da olsa bir azalma gözlendi.
AP ajansı, sonucun sürpriz olduğunu, zira daha önce tek tek farklı vitaminler üzerinde yapılan araştırmaların, bunların kronik hastalıkları önleyemediğini, hatta bazılarının kanser riskini arttırdığını gösterdiğini bildiriyor.
Yeni araştırma ise multivitaminlerin erkeklerde kanser oluşma riskini yüzde 8 azaltığına işaret etti.
Uzmanlar bununla birlikte sebze ve meyveye ağırlık veren sağlıklı bir beslenmenin vitamin almaktan daha iyi olduğunu belirtiyor.
Bazı durumlarda doktor tavsiyesiyle vitamin takviyesi almak mümkün. Örneğin 65 yaş üzerindekilere D vitamini tavsiye ediliyor.
Multivitaminlerin genel sağlık üzerindeki etkisi konusundaki araştırmalardan ise kesin bir sonuç alınmış değil.
Bazı araştırmalarda sağlıklı kişiler tarafından alındığında bunların faydadan çok zarar verdiği, bazılarında da kanseri etkilemediği sonucuna varılmış.
Amerikalı uzmanların araştırmasında her gün bir şeker ya da multivitamin hapı verilen erkeklerin sağlık durumu izlenmiş. Multivitamin alan her bin kişiden 17'sinde kanser oluşurken, bunun yerine sahte hap verilen her bin kişi arasında kanser oluşanların sayısı 18 olarak tespit edilmiş.
Araştırmacılardan Dr. Howard Sesso, " birçok araştırma iyi beslenmenin erkeklerde kanser riskini azalttığına işaret ediyor. Şimdi buna ilaveten her gün bir multivitamin hapı almanın da, orta ve ileri yaşlardaki erkeklerde kanseri önlemekte etkili olabileceği düşünülüyor" dedi.
Araştırmacılar multivitamin haplarının kadınlar ve daha genç erkekleri aynı şekilde etkileyip etkilemeyeceğini bilmiyorlar.
İngiltere'deki kanser araştırmaları kurumu Cancer Research UK'de görevli doktor Helga Groll "bu araştırmaya katılan erkeklerden multivitamin alanların kanser riski azalmış gibi görünmekle birlikte, bunun vitaminlerden mi yoksa rastlantıdan mı kaynaklandığından emin olmak güç" dedi.
Groll'a göre bol vitamin ve mineral almanın en iyi yolu, dengeli beslenmekten geçiyor. Sağlıklı kişilerin çoğunun ise doktor önermediği sürece vitamin almasına gerek yok. bbc türkçe
5/21/2012
uykuda nefes alma zorluğu çekenler sorun yaşamayanlara göre beş kat kanser riski taşıyor
seyyah1906
5/21/2012 04:00:00 ÖS
Yorum yok
Daily Telegraph'ta yer alan bir habere göre kimi bilim çevreleri, kandaki oksijen seviyesinin düşük olmasının habis tümör ve bu tümörleri besleyen damarların gelişimini tetikleyebileceğini söylüyor.
Bu çevrelere göre gelecekte doktorlar, horlama sorununu çözerek kanserli hücre gelişimini de önleyebilir.
Veriler, ABD'de 1500'ü aşkın deneğin katılımıyla 22 yılı kapsayan bir araştırmaya dayanıyor.
Bu kişilerde söz konusu dönemde kanser oranlarını inceleyen bilim adamlarına göre, uykuda ağır ağır nefes güçlüğü yaşayan kişiler, hiçbir sorun yaşamayanların yaklaşık beş katı oranda kanser riski taşıyor.
Bu tür nefes alma güçlükleri arasında en yaygın olanı, uyku apnesi.
Uzmanlar, yine de bu alanda daha fazla araştırma yapılmasının gerekli olduğunun altını çiziyor.
Çocuklarda uyku sorunları
Amerikan Araştırma Dergisi Pediatrics'te Mart ayında yayımlanan başka bir araştırma da horlama veya diğer uykuda nefes alma problemleri olan çocukların davranış sorunları yaşama riskinin arttığını göstermişti.
Araştırmacılara göre, uyku apnesi ve horlama gibi sağlık sorunları olan çocukların ileri yaşlarda hiperaktif olma olasılıkları daha yüksek.
İngiltere'de yaşayan 11 bin çocuk üzerinde yapılan araştırma heyetinin başkanı Karen Bonuck uyku problemlerinin çocukların beyin gelişimlerine zararlı olabileceğini açıkladı.
Bir tahmine göre, her on çocuktan biri düzenli olarak horluyor ve çocukların yüzde 2 ila yüzde 4'ü uyku apnesinden muzdarip.
Bu da uykularının bölünmesine ve nefes alma sorunları yaşamalarına neden oluyor.
Bu rahatsızlıklara sıklıkla bademcik ve geniz etinden kaynaklanan sorunlar yol açıyor. bbc türkçe
5/01/2012
basit bir kan testi ile kadınların meme kanseri riski tespit edilebilecek
seyyah1906
5/01/2012 05:07:00 ÖS
Yorum yok
Cancer Research adlı dergide yayınlanan araştırma sonuçları, yeni bulguların bir gün basit bir kan testi ile bir kadının meme kanseri riski taşıyıp taşımadığının anlaşılabileceğini gösterdiğini ortaya koyuyor.
Test genlerin alkol ve hormonlar gibi çevresel faktörlerden nasıl etkilendiğini inceliyor.
Çevresel faktörlerin genler üzerindeki etkisini inceleyen bilim dalına epigenetik deniyor.
Her beş kadından birinin meme kanserine yakalanma riskini iki katına çıkaran bu tip bir özellik taşıdığına inanılıyor.
İngiltere'deki Imperial College'dan bilim adamları farklı yaşlarda 1.380 kadından kan örneği aldı.
Bu kadınlardan 640'ı daha sonra meme kanserine yakalandı.
Ve bu araştırma sırasında bilim adamları meme kanserine yakalanma riski ile ATM adlı bir genin moleküler modifikasyonu arasında güçlü bir bağlantı buldu.
ATM geni akyuvarlarda bulunuyor.
Kanseri tahmin etmek
Araştırmacılar daha sonra bu gen modifikasyonuna neyin neden olduğunu inceledi.
Bilim adamları özellikle genleri harekete geçiren 'methylation' adlı bir kimyasal etki üzerinde durdu.
Methylation düzeyleri yüksek olan kadınların meme kanserine yakalanma riskinin düşük olan hemcinslerine kıyasla iki kat daha fazla olduğu ortaya çıktı.
Bazı durumlarda bu kimyasal etkinin memede tümör oluşmadan 11 yıl önce gözlemlenebildiği açıklandı.
Araştırmayı yöneten Imperial College London'dan Dr James Flanagan ''Genlerin bir kişinin hastalanma riski üzerinde etkili olduğunu biliyorduk'' dedi.
Flanagan ''Bu araştırma sayesinde artık genler üzerindeki çevresel etkenlerin de hastalık riskini etkilediğini görmüş olduk'' diye konuştu.
Flanagan sözlerine ''Bu araştırmanın meme kanseri ile epigenetik arasındaki bağı anlamamızda ilk adım olduğuna inanıyoruz. Şimdi yapmamız gereken bu yeni bilgileri teşhis sürecinde en yararlı biçimde nasıl kullanabileceğimizi bulmak'' diyerek devam etti.
Henüz meme kanseri ile alyuvarlardaki genetik değişimin arasındaki bağın neden kaynaklandığı bilinmiyor.
Ancak araştırmacılar bu yeni bilginin aile tarihi ve meme kanserine neden olduğu bilinen öteki genetik özellikler ile birlikte göz önüne alındığında kanser riski taşıyan kadınların tespit edilmesinde çok yararlı olabileceğini düşünüyor.
Bu kadınlar tümörler daha oluşmadan doktorlar tarafından gözetim altına alınabilecek hatta ameliyat gibi önleyici tedavi yöntemlerine başvurabilecek.
Araştırmaya finansman sağlayan Meme Kanseri Kampanyası'ndan Barones Delyth Morgan
''Hastalığın neden ve nasıl ortaya çıktığını anlamaya çalışarak erken teşhis ve önleyici tedavi imkanlarını artırmış oluyoruz'' dedi.
Cancer Research UK derneğinden Laura Bell ''Bu araştırma epigenetik alanından öğrenebileceklerimizin yalnızca küçük bir kısmı. Ancak bu bulguların kanserın erken teşhisinde bize ne kadar yarar sağlayacağını söylemek için henüz çok erken'' dedi.
Bell ''Gelecekte yapılacak daha detaylı araştırmalar sayesinde bu tip genetik değişimlerin meme kanseri üzerindeki etkilerini daha iyi anlayabileceğiz, bir gün sadece bir kan testi ile bir kadının meme kanserine yakalanıp yakalanmayacağını anlayabilmeyi umuyoruz'' dedi.bbc türkçe
4/07/2012
tarım bakanlığının salam sucuk gibi yaptığı denetimlerde kanserojen maddeden ölümcül virüslere kadar sorunlu ürünler
seyyah1906
4/07/2012 08:26:00 ÖS
Yorum yok
sucuk salam sosis denetimlerinde şok sonuçlar ortaya çıktı işlenmiş et ürünlerinden numuneler alan gıda tarım ve hayvancılık bakanlığı kanser riskini arttıracak çok sayıda sorunlu ürün tespit etti.

sofralarda tehlike çanları çalmaya başladı sucuk salam ve sosis'te ortaya çıkan tehlike yüksek oranda kullanılan nitrat denetimlerde ürünlerin içinde nitratın kanserojen madde düzeyinde bulunduğu anlaşıldı alınan numunelerde
kullanılması yasak olan akciğer, işkembe, böbrek, dalak gibi sakadatlar tespit edildi
yüzde yüz dana eti yazan ürünlerde ne yazıkki tavuk eti çıktı geçen yıl 3301 ürünü inceleyen bakanlık bu yıl mart ayına kadar 500'ün üzerinde et ürününü denetime tabii tuttu uzmanlar sağlıklı üretilen et ürünlerinin bile fazla tüketilmemesi uyarısı yaptı
4/06/2012
türkiyedeki sahte zeytinyağından daha büyük tehlike pet şişedeki zeytinyağı
seyyah1906
4/06/2012 11:37:00 ÖS
Yorum yok
birçok kişi bilmiyor ama marketten aldıkları pet şişedeki yağlar kansere davetiye çıkarıyor türkiye kaliteli yağ tartışırken bunu düşünmüyor.
pet şişe ve plastiklerdeki dioksin adlı kanserojen madde suda değil yağda çözülüyor yani ister zeytinyağı ister ayçiçek yağı olsun pet şişede durdukça zehire dönüşüyor
dioksin özellikle göğüs kanserine neden oluyor
zeytinyağında cam kabı bulması kolay özellikle ayçiçek yağında bulmak çok zor o zaman vatandaş ne yapacak eve getirdiğiniz pet şişeyi hemen cam bir kaba boşaltarak kendinizi ve ailenizi koruyabilirsiniz.
4/04/2012
kadınlarda obezite ve boy uzunluğu yumurtalık kanseri riskini arttırıyor
seyyah1906
4/04/2012 03:04:00 ÖS
Yorum yok
Araştırmalar vücut ölçüleri ile yumurtalık kanseri arasında ilişki olduğunu ortaya koyuyor
Bir araştırmaya göre, uzun boylu kadınların yumurtalık kanserine yakalanma riski kısa boylu olanlara nazaran biraz daha fazla.
Uluslararası araştırmacılar, hormon replasman (östrojen) tedavisi görmemiş kadınlar arasında obezitenin de risk unsuru oluşturduğunu bildiriyor.
PLoS Medicine adlı dergide yayınlanan bu son araştırma, 14 ülkeden 47 epidemiyolojik incelemeyi temel aldı.
Bu araştırmalarda yumurtalık kanserine yakalanan 25 bin kadın ile, 80 bin sağlıklı kadından elde edilen veriler kullanıldı.
Araştırmayı yürüten Oxford Üniversitesi Epidemiyoloji Bölümü'nden Prof Valerie Beral, eldeki bütün veriler bir araya getirildiğinde, boyun yumurtalık kanserinde bir risk faktörü teşkil ettiğinin görüldüğünü belirtti.
Obezite-yumurtalık kanseri ilişkisi
Beral, hormon replasman tedavisi görmemiş kadınlarda yumurtalık kanseri ile obezite arasında da belirgin bir ilişki olduğunu söyledi.
İngiltere Kanser Araştırmaları Vakfı'ndan Sarah Williams bu araştırmanın, kadınlarda yumurtalık kanseri riskine etkisi olan faktörler konusunda belirgin bir çerçeve çizdiğini ve vücut ölçülerinin önemli bir unsur olduğunu belirtti.
Williams, "Kadınlar sağlıklı bir kiloda kalarak hem bu hem de diğer hastalıklara yakalanma riskini azaltabilir" dedi.
Cambridge Üniversitesi'nden Dr Paul Pharoah ise bu araştırmada dile getirilen risk artışının küçük bir oran olduğunu belirtti.
3/13/2012
yüksek miktarda kırmızı et tüketimi kalp damar hastalıkları ve kanserden ölüm riskiyle bağlantılı
seyyah1906
3/13/2012 01:44:00 ÖS
Yorum yok
ABD'de Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapılan bir araştırma, fazla kırmızı et tüketmenin kanser ve kalp hastalıklarından ölme riskini artırdığına işaret ediyor.
Uzmanlar, kırmızı et yerine balık, tavuk ve sert kabuklu yemişler tüketilmesinin riski azalttığını söylüyor.
İngiliz Kalp Vakfı uzmanları, dengeli bir beslenme düzeninin parçası olarak kırmızı etin hala tüketilebileceğini vurguluyor.
Araştırma kapsamında 37,698 erkeğin 1986-2008 ve 83,644 kadının 1980-2008 yılları arasındaki verileri incelendi.
Bu verilere göre, her gün fazladan işlenmemiş bir porsiyon kırmızı et yemek, ölüm riskini yüzde 13 oranında artırıyor.
Bunun yüzde 18'ini ölümcül kalp damar hastalıkları, yüzde 10'u da kanserden ölümlerden oluşuyor.
'İşlenmiş et daha riskli'
İşlenmiş ette ölüm oranı yüzde 20'ye çıkıyor. Bunun da yüzde 21'i kalp hastalıkları, yüzde 16'sı da kanserden kaynaklanıyor.
Uzmanlar, "Daha yüksek miktarda kırmızı et tüketiminin kalp damar hastalıkları ve kanserden ölüm riskiyle bağlantısı olduğunu tespit ettik." dedi.
Araştırmacılar, kalp krizi riskinin artmasının kırmızı etteki doymuş yağlardan kaynaklanabileceğini vurguladı.
İşlenmiş etlerde kullanılan sodyumun da tansiyonu etkilemesi nedeniyle kalp damar hastalıkları riskini artırdığı belirtiliyor.
İngiliz Kalp Vakfı'ndan beslenme uzmanı Victoria Taylor, yağsız kırmızı etin tercih edilmesini ve ızgara gibi pişirme yöntemleri kullanılmasını öneriyor.
1/13/2012
pankreas kanseri ile salam sosis ve işlenmiş et arasındaki bağ
seyyah1906
1/13/2012 10:13:00 ÖS
Yorum yok
İsveçli araştırmacılar, işlenmiş et yemekle ile pankreas kanseri arasında bir bağ olabileceğini söylüyor.
Araştırmanın ayrıntıları British Journal of Cancer (İngiltere Kanser Dergisi) adlı bilim dergisinde yayınlandı.
Araştırma ekibi, günde bir sosise eşdeğer miktarda işlenmiş et yiyenlerin pankreas kanseri olma riskinin, hiç yemeyenlere kıyasla yüzde 19 arttığını gördü.
Ortalama bir sosiste yaklaşık 50 gram işlenmiş et bulunuyor.
Uzmanlar, bunun iki katı miktarda işlenmiş et tüketenlerde pankreas kanseri riskinin de yüzde 38'e tırmandığını belirtiyor.
İşlenmiş et ürünlerine ilişkin bundan önce yapılan deneylerde bağırsak kanseri ile bağlantısı da görülmüştü.
Stokholm'deki Karolinska Enstitüsü'nde yapılan araştırma kapsamında 6 binin üzerinde kişinin yemek alışkanlıkları incelendi.
İsveçli ekip, pankreas kanserine yakalanma olasılığının et yiyenlerde dahi nispeten düşük düzeyde seyrettiğinin altını çiziyor.
Dünya Kanser Araştırmaları Vakfı, pankreas kanseri ile sigara ve aşırı kilo arasındaki bağın çok daha güçlü olduğunu söyledi.
Pankreas kanseri genellikle ileri safhalarda tanı konabilen bir kanser türü ve hastaların yüzde 80'i en fazla bir yıl yaşayabiliyor.
İngiliz doktorlar, tanı konduktan sonraki beş yıl içinde halen sağ olan pankreas kanseri vakalarının sadece yüzde 5'lik bir grubu oluşturduğunu söylüyor.
12/06/2011
bazı uzmanlara göre saç boyası ile kanser arasında bir ilişki var
seyyah1906
12/06/2011 05:56:00 ÖS
Yorum yok
bazı uzmanlara göre saç boyası ile kanser arasında bir ilişki var bir araştırmaya göre lenfoma kanserine yakalanan kadınların dörtte üçü erkeklerin ise yüzde yedisi saçlarını boyuyor.
aynı araştırmaya göre saçlarını yılda onikiden fazla boyayanların kansere yakalanma riski yüzde 26 daha fazla başka bir araştırmaya göre ise saçlarını 1980 öncesinde boyayanlarda lenfoma kanser riski yüzde 37'den daha fazla bu konuda yapılan başka bir araştırma ise yüreklere su serper cinsten.10/28/2011
günde iki tablet aspirin almak bağırsak kanseri riskini yüzde 63 oranında azaltıyor
seyyah1906
10/28/2011 10:47:00 ÖS
Yorum yok
İskoçya'daki Newcastle Üniversitesi'nde, risk grubundaki 861 hastayla yapılan araştırmada, günde iki aspirinin iki yıl sonunda bağırsak kanseri vakalarını yüzde 63 oranında azalttığı görüldü.
Araştırma 1000 kişide bir görülen Lynch sendromlu hastalar üzerinde yapıldı.
Bu hastaların bünyesi DNA'larındaki bozuklukları belirleyip onarmada zorluk yaratıyor, kanser riskini yükseltiyor.
Kansere yatkınlık
Lynch sendromlu hastalarda özellikle bağırsak, rahim ve mide kanseri daha yaygın olarak görülüyor.
Araştırmada her gün 600 miligram aspirin verilen birinci grup hastalar arasında 19 tümör vakası ortaya çıkarken, aspirin almayanlar diğer grupta 34 vaka tespit edildi. Bu vaka sayının yüzde 44 oranında daha az olması anlamına geliyor.
İki yıl süreyle aspirin alan hastalar içindeki değerlendirmede ise kanser vakalarının yüzde 63 azaldığı tespit edildi. Bu grupta Lynch sendromuyla bağlantılı kanser vakaları da yarı yarıya azaldı.
Araştırmaya öncülük eden Prof. John Burn, İngiltere'de 30 bin Lynch sendromlu yetişkin hasta olduğunu belirterek, "Bu kişilerin hepsine tedavi uygulanırsa 30 yıl içinde 10 bin kanser vakasını ve bu hastalıktan bin kişinin ölmesini engelleyebiliriz" dedi.
Burn, yan etkilere de dikkat çekti ve "10 bin kanser vakasını önleme karşılığında 1000 mide ülseri ve 100 felç vakası birçoklarına göre fena bir şey olmaz" diye konuştu.
Prof. Burn, ailesinde bağırsak kanseri geçmişi olanların düşük dozda aspirin almalarını tavsiye etti.
8/11/2011
sigara içen kadınlarda kalp krizi riski erkeklere oranla yüzde 25 daha fazla
seyyah1906
8/11/2011 10:26:00 ÖS
Yorum yok
Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan bir araştırma, sigara içen kadınlarda kalp krizi ve akciğer kanseri riskinin erkeklerinkinden fazla olduğuna ortaya koydu.
Sonuçları tıp dergisi Lancet'ta yayımlanan araştırmada bu farkın neden kaynaklandığının bilinmediği vurgulanmakla birlikte, kadın vücudunun sigaradaki zehirli kimyasallara daha duyarlı olabileceği belirtiliyor.8/08/2011
yataktan kalkınca hemen yakılan sigara yüksek olan akciğer kanseri riskini ikiye katlıyor
seyyah1906
8/08/2011 04:19:00 ÖS
Yorum yok
Amerikalı bilimadamları, sabah kalkar kalkmaz sigara yakan insanların, günün ilerleyen saatlerinde sigara içenlerden çok daha fazla kanser riski altında olduklarını bildirdi.
Cancer adlı dergide sonuçlarına yer verilen araştırmaya, sigara içen 7610 kişi katıldı. Buna göre sabah kalktıktan sonraki ilk yarım saat içinde sigara içilmesi, zaten yüksek olan akciğer kanseri riskini neredeyse ikiye katlıyor. İngiltere Kanser Araştırmaları Derneği Cancer Research, sabah sigara içilmesi halinde akciğerlere daha fazla duman çekiliyor olabileceğini söylüyor.
ABD'deki Penn Eyalet Tıp Fakültesi'nden bilimadamları, akciğer kanserine yakalanmış 4776 sigara bağımlısıyla kanser hastası olmayan ancak sigara kullanan 2835 kişiye ilişkin sağlık verilerini karşılaştırdı. Bu veriler, sabah kalktıktan sonra ilk 30 dakika içerisinde sigara içen hastalarda kanser gelişmesi riskinin, bir saat bekleyenlere oranla yüzde 79 daha yüksek olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, her gün tüketilen sigara sayısı gibi başka faktörler eklendikten ve veriler ona göre değerlendirildikten sonra dahi "ilk içilen sigara"nın etkisinin hala varolduğunu söylüyor.
ABD'deki Penn Eyalet Tıp Fakültesi'nden bilimadamları, akciğer kanserine yakalanmış 4776 sigara bağımlısıyla kanser hastası olmayan ancak sigara kullanan 2835 kişiye ilişkin sağlık verilerini karşılaştırdı. Bu veriler, sabah kalktıktan sonra ilk 30 dakika içerisinde sigara içen hastalarda kanser gelişmesi riskinin, bir saat bekleyenlere oranla yüzde 79 daha yüksek olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, her gün tüketilen sigara sayısı gibi başka faktörler eklendikten ve veriler ona göre değerlendirildikten sonra dahi "ilk içilen sigara"nın etkisinin hala varolduğunu söylüyor.
Aynı dergide yayımlanan başka bir araştırmada 1055'i baş ve boyun kanseri 1850 sigara içicisi değerlendirmeye alınmış. Bunun sonucunda güne sigarayla başlayanlarda tümör gelişmesi riskinin bir saat bekleyenlere oranla yüzde 59 daha yüksek olduğu belirlenmiş.
Ancak sabah ilk iş içilen sigarayla kanser arasında nasıl bir ilişki olduğu henüz belirsiz.
Cancer Research'ten Profesör Robert West, "Kalkar kalkmaz bir sigara yakan tiryakilerin, sonraki sigaraları da çok daha yoğun şekilde içme eğiliminde oldukları göze çarpıyor. O nedenle bu bulguların en akla yakın açıklaması, ne kadar çabuk sigara içilirse, o kadar yoğun dumanın ciğerlere çekileceği yönünde. Bu da kansere yol açan kimyasallara çok daha yüksek oranda maruz kalmak anlamına geliyor.
7/21/2011
kadınlarda 152 santimetrenin üzerindeki her 10 santim kanser riskini yüzde 16 arttırıyor
seyyah1906
7/21/2011 08:52:00 ÖS
Yorum yok
Oxford Üniversitesi bilim adamları bir milyondan fazla kadın üzerinde yapılan çalışmaların, uzun boylu olmak ile en yaygın kanser türlerinin görülmesi arasında bir bağlantı olduğuna işaret ettiğini açıkladı.
Araştırmaya göre kadınlarda ortalama uzunluk olarak belirlenen 152 santimetrenin üzerindeki her 10 santimetre kanser riskini yüzde 16 artırıyor.
Lancet Oncology dergisinde yayımlanan çalışmanın bulguları büyümeyi kontrol eden kimyasalların tümörleri etkileyebilme ihtimaline işaret ediyor.
İngiliz kanser araştırmaları vakfı Cancer Research UK, uzun boylu kişilerin yalnızca bu çalışma nedeniyle ciddi endişeye kapılmalarının yersiz olacağını açıkladı.
Oxford Üniversitesi araştırmacıları bu çalışma için 1996 ve 2001 yılları arasında 1,3 milyon orta yaşlı kadının vakası üzerinde inceleme yaptı.
Araştırmada sık görülen 10 kanser türü ile uzun boylu olma arasında bağlantı kuruldu.
Buna göre boyu 180 santimetreye yaklaşan kadınların kansere yakalanma riskleri yüzde 37 daha fazla.
Araştırma yalnızca kadınlar üzerine odaklanırken, bilim adamları uzun boylu olma ile kanser arasındaki bağlantının erkekler için de geçerli olduğunu söylüyor.
Bilim adamları, bu bağlantıyı erkekleri de kapsayan 10 kadar benzer araştırmanın sonuçlarına bakarak kurduklarını belirtiyor.
7/04/2011
patatesi kızartmak yerine fırında veya haşlama yaparak tüketmek daha sağlıklı
seyyah1906
7/04/2011 09:50:00 ÖS
Yorum yok
Alabama'daki Tuskegee Üniversitesinde görev yapan beslenme ve tatlı patates uzmanı Adelia Bovell-Benjamin, yiyeceklerin kilo almaya etkisinin hazırlanma şekilleriyle de ilgili olduğuna dikkat çekerek, insanların tatlı patatesi kızartmak yerine fırında pişirmeyi ya da haşlamayı tercih ettiği için de daha sağlıklı olduğunu belirtiyor.
Tatlı patates antioksidanlarla dolu
Aynı şekilde pişirildiklerinde renkli yiyeceklerin avantajlı olduğunu söyleyen Bovell-Benjamin, tatlı patatesin antioksidanlarla dolu olduğunu vurgulayarak, tatlı patatesin beta karoten, C vitamini, E vitamini, antioksidan özelliğe sahip antosiyanin ve tatlı patateste depolanan bir protein olan sporamin içerdiğine dikkat çekiyor.
"Antioksidan, kalp hastalığı ve kanser riskini azaltıyor"
Los Angeles Times'ın yansıttığı haberde, araştırmaların antioksidan yönünden zengin olan besinleri tüketmenin kalp hastalığı ve kanser gibi kronik hastalıkların gelişmesi riskini düşürebildiğine işaret ettiği belirtiliyor.
"Tatlı patates daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar"
Aynı zamanda, tatlı patatesin kan şekerinin hızlı bir şekilde yükselmesine neden olan glisemik indeks oranının beyaz patatesten daha az olduğu belirtilerek, düşük glisemik indeksli besinlerin kan şekerinin hızlı bir şekilde yükselmesine neden olmadığı için pankreası fazla çalıştırmadığı ifade ediliyor.
"Kızartılmış patates felç riskini de yükseltiyor"
Bonnie Liebman adındaki bir beslenme uzmanı da, benzer şekilde kızartılmış patatesin alınan kalori ve tuz miktarını yükselttiğini ifade ederek, yüksek oranda tuz tüketiminin yüksek kan basıncı, kardiyovasküler hastalıklar ve felç riskini arttırdığını vurguluyor.
"Patatesin beyazı da tatlısı da aynı besin değerine sahip"
Haberde, ancak bir karşılaştırılma yapıldığında iki patates türünün de benzer olduğu vurgulanarak, bir porsiyon (100 gram) beyaz patateste, 92 kalori, 21 gram karbonhidrat, 2.3 gram diyet lifi, 2.3 gram protein ve günlük önerilen C vitaminin yüzde 17'sinin olduğu ve tatlı patatesteki miktarların da benzerliğine dikkat çekiliyor.
Bir porsiyon tatlı patateste de, 90 kalori, 21 gram karbonhidrat, 3 gram diyet lifi, 2 gram protein ve günlük önerilen C vitaminin yüzde 35'sinin olduğu ifade ediliyor.
6/01/2011
cep telefonlarında kansorejen olabilir açıklaması ancak kanıtlar zayıf
seyyah1906
6/01/2011 07:19:00 ÖS
Yorum yok
Fransa'nın Lyon kentinde toplanan 31 uzmandan oluşan bir heyet epidemiyolojik kanıtları, yani hastalığın görülme sıklığını ve bunları etkileyen süreçleri inceledi.
Araştırma sonucu, cep telefonu kullanımının bazı beyin kanserlerine yakalanma riskinin gözardı edilemeyeceği vurgulandı.
Ancak, doğrudan bir ilişki kurulamayacağı belirtildi ve 'cep telefonunun insanlarda kansere yol açtığı açıkça kanıtlanmamıştır' denildi.
Uzman heyetinin önünde cep telefonlarına beş farklı bilimsel risk düzeyi verme seçeneği vardı. Bu seçenekler, kanserojen, büyük olasılıkla kanserojen, kanserojen olma ihtimali var, sınıflandırılamaz ve kanserojen değil şeklindeydi.
Heyet, cep telefonlarıyla bir tür beyin kanseri arasındaki olası ilişki nedeniyle cep telefonu kullanımının 'kanserojen olma riski var' sonucuna vardı.
'Kanıtlar zayıf'
İngiltere Kanser Araştırmaları Kurumu'ndan Ed Yong, 'Dünya Sağlık Örgütü'nn kararı cep telefonlarını kanserle ilişkilendiren bazı kanıtlar olduğu anlamına geliyor. Ancak bu kanıtlar önemli sonuçlar çıkarmak için zayıf' dedi.
Yong ayrıca, 'Cep telefonu kullananlarla kullanmayanların karşılaştığı beyin kanseri riski benzer. Ayrıca 1980'lerde başlayan yoğun telefon kullanımına karşın bu kanser türünde son yıllarda büyük bir artış görülmedi' diye konuştu.
Dünya Sağlık Örgütü geçmişte, cep telefonu kullanımıyla kanser arasında bir ilişki olmadığını açıklamıştı.
Örgüt Dünya çapında beş milyar kişinin cep telefonu kullandığını tahmin ediyor.
bbc türkçe
Kaydol:
Yorumlar
(
Atom
)














