-->
kanser tedavisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kanser tedavisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11/16/2019

Bitkisel ilaçlar kanser tedavisinde zararlı olabiliyor

    11/16/2019 03:12:00 ÖS   Yorum yok

İleri Düzey Meme Kanseri konferansına katılan uzmanlar bazı bitkisel ilaçların kanser hastalarının tedavisini olumsuz etkileyebileceği, bu nedenle doktora danışmadan alternatif bitkisel ilaçlara yönelmemesi gerektiği konusunda uyardı.

bitkisel ilaçlar

Kanser uzmanları, bazı bitkisel ilaçların kanser hastalarının tedavisini olumsuz etkileyebileceği, bu nedenle doktora danışmadan alternatif bitkisel ilaçlara yönelmemek gerektiği uyarısında bulundu.

Portekiz'in başkenti Lizbon'da düzenlenen İleri Düzey Meme Kanseri konferansına katılan uzmanlar, bu ilaçların kemoterapi ve hormon tedavisini olumsuz etkileyebileceğini ve yaraların iyileşmesini geciktirebileceğini söyledi.

Konferansta konuşan Portekizli Profesör Maria Joao Cardoso, kanser tedavisini yürüten doktorların çoğu kez hastaların kendi başına aldıkları bitkisel ilaçlardan haberdar olmadıklarını belirtti.

Her beş meme kanseri vakasından birinde kanserin cilde yayılarak yaralara yol açtığı, hastaların kullandığı bitkisel kremlerin ise yaraların iyileşmesini geciktirdiği ifade ediliyor.

Bitkisel ilaçlara yönelmeden önce doktora başvurun

kanser tedavisi

Cardoso, "Cilde yayılmış olan kanser vakalarında hastaların alternatif bitkisel ilaçlara yönelmeden önce doktora danışması çok önemli" dedi.

Hangi bitkisel ilaçlardan uzak durulmalı?

Sarımsak, zencefil, zerdeçal, ginko, ginseng, akdiken, at kestanesi gibi bitkisel ürünler kanın pıhtılaşmasını geciktiriyor.

Birçok hastanın, tedaviye yardımcı olması umuduyla bu tür ilaçlar kullandığını söyleyen Cardoso, "Bu bitkisel ilaçlar ve kremler kanser tedavisini olumsuz etkileyebilir. Bunların içerdiği maddeler oldukça karmaşık olup bazıları tedavinin etkisini azaltıcı veya yaranın iyileşmesini geciktirici özellik taşıyor. Bazı ürünler, yararının iyileşmesi için gereken pıhtılaşmayı azaltıyor" diye konuştu.

Cardoso, bu ilaçların bazı durumlarda yarardan çok zarar verebileceği konusunda uyarıda bulundu.

Hastaların internetten yanlış bilgi edinme ihtimalinin yüksek olduğu, bu nedenle herhangi bir tedaviye başlamadan önce mutlaka doktora danışmak gerektiği vurgulanıyor.

İngiltere'deki Kanser Araştırmaları Vakfı (Cancer Research UK) sitesinde, bazı tamamlayıcı ilaçların, geleneksel tedavilerin etkisini azaltabileceği, kanser ilaçlarının vücutta parçalanmasını etkilediği için tedavi sırasında greyfurt ve portakaldan kaçınmak gerektiği ifade ediliyor.

Ancak yoga, akupunktur ve Reiki gibi aktivitelerin hastaların stresle baş etmesine yardımcı olabileceği ve yaşam kalitesini artırabileceği belirtiliyor. KAYNAK: BBC Türkçe

2/05/2014

Göz yaşartan buluşma 11 Ay sonra kanseri yendi oğluna kavuştu

    2/05/2014 02:23:00 ÖS   Yorum yok

oğluna kavuştuOğlunun sevgisiyle Kan kanserini yendi italya'dan gelen ilik ile kanser tedavisi oldu ayrılırken oğluna kursa gidiyorum dedi 11 aylık ayrılık mutlu sonla noktalandı



2/03/2014

Cerrahpaşa Hastanesinde Kanser hastalarına sedyede değil sandalyede bakılıyor

    2/03/2014 10:46:00 ÖS   Yorum yok
Kanser hastalarına sedyedeAslında onların sandalyede değil sedyede yatakta olmaları gerekiyor daha sakin daha hijyenik ortamda kanser tedavisi görüyorlar hepsi bir odada hem de sadece İstanbul'un değil Türkiyenin en büyük hastanelerinden birinde Cerrahpaşa'da 

iddialara göre bu görüntülerin sebebi Marmaray inşaat sırasında Hastanenin iki binası çökme tehlikesine karşı boşaltıldı

12/24/2013

Karaciğer Kanserini Tamamen Tedavi eden Türk doktor

    12/24/2013 08:03:00 ÖS   Yorum yok
Doktor Murat GünelAdı Derin henüz 18 aylık ama o minik bedeniyle bir ilke imza attı Türk Doktoru sayesinde Karaciğer kanserini yendi Derin'in rahatsızlığı henüz 8 aylıkken başlamış Derin'in ailesi Amerika'nın Yale Üniversitesinde Profesörlük yapan Doktor Murat Günel'e ulaştı Doktor Günel kendi geliştirdiği tanı yöntemini uyguladı kanserin sebebini buldu önce tümör alındı ardından uygun tedaviye başlandı derin bebek günden güne iyileşiyor Murat Günel DNA'nın şifresi çözüldüğünde derin bebek gibi kişiye özel kanser tedavisinin mümkün olacağını söylüyor.

8/19/2013

Anlaşmasız özel Hastane ücretini Mahkeme kararı ile SGK'dan aldı

    8/19/2013 10:52:00 ÖS   Yorum yok
bir hasta yakının açtığı dava umut oldu herkese
Anlaşmasız özel Hastane ücretini Mahkeme kararı ile SGK'dan aldı
Sigorta geçmese de mahkemeden umutlanan bir karar geldi yargı sosyal güvenlik kurumu'nun anlaşması olmadığı halde özel hastanede tedavi gören kanser hastasının faturasını ödemesine karar verdi bir hasta yakının açtığı dava umut oldu herkese kanser tedavisi gören babasını özel hastaneye götürdü hastanenin sgk ile anlaşması yoktu hastane 57 bin lira fatura çıkardı aileye o da bu parayı ödedi bir ay sonra babası vefat etti.

11/09/2012

lenf kanseri olduktan sonra embriyolarını dondurttu ikiz bebek sahibi oldu

    11/09/2012 10:50:00 ÖS   Yorum yok



5 yıl önce evlendi karapınar çifti evlendikten 7 ay sonra lenf kanseri olduğunu öğrendi nergis karapınar embriyolarını dondurmaya karar verdi.

kenetlenip 4 yıl büyük mücadele verdi genç çift savaşı kazandılar ardından embriyolar nakledildi ikiz bebeklerine hamile kaldı

4/25/2012

kanser tedavisinde sıcak kemoterapi uygulaması büyük başarı sağlıyor

    4/25/2012 10:08:00 ÖS   Yorum yok

kanser tedavisinde sıcak kemoterapi uygulaması büyük başarı sağlıyor bu yöntem normal kemoterapinin aksine damardan değil ameliyatla yapılıyor işte sıcak kemoterapi yöntemi

kanser tedavisinde

Prof. Dr. Emel Canbay, adı mesleğine olan aşkı ve kazandığı başarılarla dünya çapında duyulmuş bir doktor. Genel cerrahi ve moleküler onkoloji alanında uzmanlığı bulunan Canbay, insanları kanserin değil gözle görülmeyen tümörlerin öldürdüğünü düşünüyor. Bu noktadan hareketle, ameliyat sürecinde kanserli hücreleri sıcak kemoterapiyle yıkama yöntemiyle temizliyor. Başarı yolculuğunda zorluklarla karşılaşsa da, yolundan asla vazgeçmiyor…

Kanserde ölüm, gözle görülemeyen tümör hücreleri nedeniyle oluyor. 


Standart ameliyatlardan sonra hastalığın tekrarlamasının en sık sebebi de bu. Bu tümör hücreleri zaten birkaç ay sonra herkesin görebileceği büyüklüğe ulaşıyor ve vücudu istila ediyor. Bu tümörlerin hasta tarafından fark edilmesi ise genellikle ameliyat ve tedavilerinden sonraki 12-18. aya tekabül ediyor. Bu nedenle tümörlü dokular ve karın zarı alındıktan sonra bu gözle görülemeyen tümör hücreleri için eklenilecek bir sıcak kemoterapi işlemiyle, hastaların sağ kalma süresi uzuyor ve tedavi olanağı sağlanıyor.

4/19/2012

meme kanseri tedavisinde başarı oranını arttırmak için kişisel tedavi yöntemi

    4/19/2012 05:08:00 ÖS   Yorum yok

Bilim adamlarına göre hastalığın alt gruplara bölünmesi durumunda her hasta kendi kanser tipine özel tedavi görebilir ve bu da tedavinin başarılı olma şansını artırır.

kişisel tedavi yöntemi

Nature dergisinde yayınlanan araştırmada meme kanseri olan 2 bin kadın incelenmiş.

Araştırma sonuçlarının meme kanseri tedavisinde kullanılmaya başlamasının en az üç yıl alması bekleniyor.

Kanser haritası

Uzmanlar meme kanserini bir dünya haritasına benzetiyor.
Analiz: Bu hastalar için ne anlama geliyor
Araştırmanın sunduğu potansiyel oldukça büyük ve meme kanseri tedavisinde devrimsel bir değişikliğe neden olabilir.

Ancak henüz bulguları hastanelerde kullanmamıza çok zaman var. Şimdilik bu araştırma sonuçlarının hastalar üzerindeki etkisi oldukça limitli olacak.

Yeni bulunan 10 meme kanseri kategorisinin her birine sahip hastaların farklı bir hayatta kalma olasılığı bulunuyor.


2 ve 5 numaralı meme kanserine sahip olanlar %40 oranında hastalıkları teşhis edildikten sonra 15 yıl daha yaşıyor.

3 ve 4 numaralı meme kanserlerine sahip olanların 15 yıl yaşama oranı ise %75'lere çıkıyor.

Şimdilik sadece araştırmadan elde edilen bu tip istatistiksel bilgiler hastalarla paylaşılacak.

İş tedaviye geldiğinde ise şimdilik haberler kötü. Henüz sadece 10 kanser tipinden 1 tanesi için özel olarak geliştirilmiş bir tedavi yöntemi bulunuyor.

Öteki gruplardaki tümörlere sahip kanser hastaları yeni tedaviler geliştirilene dek standard kemoterapi ve radyoterapi tedavilerini görmeye devam edecek.

Bilim adamları artık kanserin 10 farklı çeşidini tanımladıklarına göre bunların her birine özel bir tedavi geliştirmeyi hayal ediyor.


Ancak bunun gerçek olması için hala biraz zamana ihtiyaç var gibi görünüyor.

Uzmanalra göre şu anda hastanlerde kullanılan meme kanseri testleri ancak kanserin hangi ''kıtada'' olduğunu söyleyebiliyor.

Yeni testler ile kanserin özellikleri daha detaylı işlenebilcek. Yani kanserin hangi ''ülkede'' olduğu görülebilecek.

Araştırmacı Prof Carlos Caldas ''Biz on farklı hastalığa meme kanseri diyoruz'' dedi.

Caldas sözlerine ''Bizim araştırmamız sayesinde bir gün doktorlar meme kanseri vakalarında kanserin tipini daha detaylı olarak anlayabilecek ve ona göre tedavi uygulayabilecek'' diyerek devam etti.

Şu anda meme kanserleri mikroskobun altında nasıl göründüklerine bakılarak kategorize ediliyor.

Meme kanserlerinin %70'i hormon terapisi ile tedavi edilebiliyor.

Prof Caldas ''Bazı kanser tipleri bu tedaviyi çok iyi yanıt verirken bazıları neredeyse tepkisiz kalıyor. Kanser tiplerini daha iyi tanımlamayı öğrenmeli ve tedavileri buna göre yürüymeliyiz'' diyor.

Benzeri görülmemiş ölçek

Araştırma ekibi İngiltere ve Kanada'dan 2bin meme kanseri hastasından alınan örnekleri inceledi.

Tümörlerin genetik özelliklerini detaylı olarak inceleyen ekip her vakada hangi genlerin mutasyon geçirdiğini bulmaya çalıştı.

Araştırmacılar meme kanseri vakalarının 10 farklı alt grupta incelenebileceğini ortaya çıkardı.
Analiz: Yeni bir başlangıç
Bu tıpta devrim yaratması beklenen bir konseptin bir örneği: Kişiselleştirilmiş tedavi.

Kanserler şu anda bulundukları yere göre isimlendiriliyor: meme, kolon, prostat, akciğer...

Uzun zamandır bunun yeterince iyi olmadığı biliniyor.

Uzun zamandır bazı meme kanserlerinin diğer meme kanserlerinden çok yumurtalık kanserine benzediği biliniyor.

Bu araştırma bizim meme kanseri olarak bildiğimiz hastalığın aslında 10 farklı hastalığı kapsadığını ortaya koyuyor.

Yani genler 10 farklı şekilde hatalı gelişime neden olabiliyor ve bu 10 farklı hata da aslında 10 farklı tedavi gerektiriyor.

Bu da kişiselleştirilmiş tedavinin özünü oluşturuyor.

Başka araştırmalar da başka kanser tiplerini böyle alt gruplara böldü ancak kişiselleştirilmiş tedavi kavramı sadece kanser tedavisine özgü değil.

Hangi hastaların hangi HIV tedavilerine ya da manik depresyon ilaçlarına daha iyi tepki vereceğinin anlaşılması için de genetik incelemeler yapılıyor.


Araştırma Cancer Research UK tarafından finanse edildi.

Ancak araştırma sonuçlarının meme kanseri hastalarına yarar sağlamaya başlaması biraz zaman alabilir.

İlk etapta bu yeni keşfedilen on farklı kanser tipi yeni ilaçların üretiminde dikkata alınacak.

Ancak bu farklı kanserlerin farklı tedavi edilmesinin hastalara önemli bir yarar sağladığı kanıtlanabilirse tüm hastalar kanserlerinin hangi gruptan olduğunun anlaşılabilmesi için detaylı olarak test edilecek.

Araştırma sonuçlarının tedavide etkili olması için 3 ila 5 yıllık bir süreye ihtiyaç olduğuna inanılıyor.

Kanser devrimi

Meme Kanseri Kampanyası'nın yöneticisi Barones Delyth Morgen çalışmanın ''Meme kanseri tanı ve tedavisinde bir devrim yaratacağını'' söyledi.

Morgen '' Tedavileri kişiselleştirmek kanser tedavisinin kutsal kasesi. Bu araştırma da bizi hedefimize bir adım daha yaklaştırdı'' dedi.

3/10/2012

meme kanseri ilaçları tüp bebek tedavisinde gebe kalma şansını yükseltiyor

    3/10/2012 04:43:00 ÖS   Yorum yok

Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların tüp bebek tedavisinde gebe kalma şansını artırdığı bildirildi. Bahçeci Umut Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ulun Uluğ konuya ilişkin şunları söyledi:

tüp bebek tedavisinde

“ Meme kanseri, halk arasında kadınlık hormonu olarak bilinen östrojen hormonuna hassastır. Çünkü östrojen hormonu meme kanserinin gelişimini tetikleyebilir. Bu amaçla meme kanseri tedavisinde vücuttaki östrojen hormonu azaltılmaya çalışılır. Kadınlarda östrojen, erkeklik hormonu androjenlerden üretilir. Son 15 yılda popüler olan östrojen hormonun androjenlerden üremesini engelleyen ilaçlar meme kanseri tedavisinde de başarıyla uygulanmaktadır. Östrojen hormonun bir diğer etkisi; kadında seviyesi yükseldikçe yumurtalıkların gelişmesini engellemesidir. Başka bir deyişle östrojen hormonunun üretilmesine azaltacak olursak beyinde yumurtaları uyarmak için daha fazla faktör salgılanır. Tüp bebek tedavisine başvuran hastaların yüzde %30’unda yumurtalık rezervi azalmış olduğu dikkate alındığında bu tedavi umut vericidir. ‘’



"Tedavi masraflarını düşürüyor"


Doç. Dr. Ulun Uluğ, meme kanseri kullanılan ilaçların tüp bebek tedavisinde masrafları düşürürken başarıyı artırdığını söyledi.

Uluğ, ‘’Meme kanseri menopoz çağındaki kadınlarda daha yaygın görülür. Bu tip ilaçlar menopoz çağındaki kadınlarda kullanıldığında yeniden yumurtladıkları gözlemlenmiştir. Buradan yola çıkarak özellikle 1990’lı yılların sonunda Kanada’da tüp bebek tedavisi için meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçlar uygulanmış ve başarılı sonuçlar alınmıştır. Son yıllarda gerek tedavi maliyetlerini düşürmek gerek yumurtalık rezervi azalmış hastalarda başarı şansını artırmak amacıyla tüp bebek tedavilerinde biz de bu ilaçları kullanılıyoruz. İlk çocuk doğurma yaşının artığı dönemde yaşadığımız için özellikle ileri yaş ve yumurtalık rezervi azalmış kadınların tüp bebek tedavisine başvurma oranları artmıştır. Bu grup hastalarda alternatif tedavi olarak bu yol izlenebilir. Bir haftadan daha kısa uygulandığı için hastalarda herhangi bir yan etki veya kanser geliştirme etkisi olmamaktadır. Ayrıca daha önce geçirilmiş kanser hikayesi olan örneğin; rahim veya meme kanseri hastalarda tüp bebek tedavisi uygulanmak istediğinde vücutta östrojen hormonun yükselmemesi için bu ilaç rahatlıkla kullanılmakta ve hastalarda kanser tekrarlama riskini ortadan kaldırmaktadır. “ dedi.

3/06/2012

kanser belirtilerini doktora söylemeye çekindikleri için binlerce insan hayatını erken kaybediyor

    3/06/2012 09:39:00 ÖS   Yorum yok

Uzmanlar, kimi kanser belirtilerini doktorlarına söylemeye çekinen ya da bu belirtilerin varlığını reddeden binlerce kişinin hastalık erken aşamada teşhis edilemediği için hayatını kaybettiğini söylüyor.

söylemeye çekindikleri için

İngiltere'de Kanser Araştırmaları Merkezi'nin iki bin kişiyi kapsayan araştırmasına katılanların yüzde 40'ı, doktorun söyleyeceklerinden korktuğu için kimi belirtileri kontrol ettirmediğini kabul etti.

Yapılan araştırmaya katılanların dörtte üçü de doktorun boş yere zamanını alıyor olabileceği endişesiyle belirtileri bildirmediğini anlattı.


Bir çoğu da hangi belirtilerin kanser olasılığına işaret ettiğinden haberdar değil.

Uzmanlar, açıklanamayan yoğun gece terlemeleri, dört haftadan uzun süren ağrılar, vücudun herhangi bir yerinde şişkinlik ya da yumruyu genel belirtiler arasında sayıyor.

Ancak kanserde erken teşhis, hayat kurtarabiliyor, başarılı tedavi şansını artırıyor.


Profesör Peter Johnson, yaptıkları araştırmanın, 'halkın kanserin erken belirtileri konusundaki farkındalığını artırmanın ne kadar önemli olduğuna vurgu yaptığını' belirtiyor.

Johnson, "eğer hastalara erken evrede, hastalık vücuda yayılmadan kanser teşhisi konursa, tedavide de başarı elde edilebiliyor. Bu nedenle insanların kanserin erken evresine işaret eden durumların farkında olmaları önemli" diye konuştu.

Johnson, 'bir çok belirtinin sonuçta kanser olmadığının anlaşıldığını, ama böyle bir konuda kumar oynayıp erken teşhis şansının atlanılmaması gerektiğini' vurguladı.

Johnson halkın alabileceği en iyi önlemin, vücutlarındaki alışılmadık değişiklikleri doktorlarına göstermek olduğunu belirtti.

2/27/2012

laboratuvar ortamında doğurganlık çağındaki kadınların rahmindeki kök hücreden yumurta üretildi

    2/27/2012 04:24:00 ÖS   Yorum yok

Amerikalı doktorlar, doğurganlık tedavisinde kullanılmak üzere "sınırsız" sayıda insan yumurtası üretmenin gelecekte mümkün olabileceğini söylüyor.

rahmindeki kök hücreden

Araştırmacılar kadın rahminde bulunan bazı kök hücrelerin, kendi başlarına bölünerek yumurtaya dönüşebileceğini laboratuvar ortamında kanıtladı.

Bazı uzmanlar Nature Medicine dergisinde yayınlanan bu çalışmanın doğurganlık tedavisi konusunda çığır açacağı görüşünde.

Bugüne dek yerleşik kanı, kadınların belli bir yumurta stokuyla doğduğu ve bundan fazlasını üretemeyeceği yönündeydi.


Massachusetts Genel Hastanesi ekibinin başkanı Doktor Jonathan Tilly ise bunun aksini kanıtladıklarını söylüyor.

Tilly, doğurganlık çağındaki kadınların rahminden alınan kök hücrelerden yumurta ürettiklerini bildirdi.

Ancak tüm kök hücreler değil, yalnızca yüzeylerinde DDX4 proteini taşıyan hücreler yumurtaya dönüşebiliyor.

"Bu çalışma işimizde çığır açmakla kalmıyor, kanser tedavisi gören kadınlarda doğurganlığı korumak için yeni fırsatlar da doğuruyor"


Dr Allan Pacey

İnsan yumurtası üzerinde deneylere kısıtlama getirildiği için fareler üzerinde tekrarlanan deneyler, bu yumurtaların döllenip embriyo üretebileceğini ortaya koydu.

Doktor Tilly "Bu buluş, kadınlarda kısırlığı aşmak ve hatta rahim yetmezliğini ertelemek için yepyeni teknolojilerin yolunu açıyor." diye konuştu.

Sheffield Üniversitesi'nden doğurganlık uzmanı Dr. Allan Pacey de, "Bu çalışma işimizde çığır açmakla kalmıyor, kanser tedavisi gören kadınlarda doğurganlığı korumak için yeni fırsatlar da doğuruyor." dedi.

Londra'daki Hammersmith Hastanesi'nin Tüp Bebek Kliniği Başkanı Stuart Lavery de haberi BBC'ye değerlendirirken "bir mihenk taşı" olabileceğini belirtti ve şunları söyledi:

"Eğer bu sonuçlar doğrulanırsa, üreme biyolojisinin en büyük eşitsizliklerinden biri ortadan kalkar. Kadının üreme araçlarının da, tıpkı erkeğinkiler gibi, yenilenebilir olduğu görülür."

Ancak bu teknolojinin hayata geçirilmesi için "daha zaman olduğuna" dikkat çeken Lavery, yine de bunun, kemoterapi tarzı kısırlık yaratan tedaviler gören genç kadınlara umut vaat ettiğini belirtti.

9/09/2011

morfin'in kanser hastalarında kanserli tümörlerin yayılmasında katkı sağlayabileceği sonucuna varıldı

    9/09/2011 04:46:00 ÖS   Yorum yok

ABD'de yapılan bir araştırmada, kanser tedavisinde ağrı kesici olarak kullanılan morfinin kanserli tümörlerin yayılmasına katkıda bulunabileceği sonucuna varıldı.

kanserli tümörlerin yayılması
Bilimadamları, morfinin tümörlere oksijen ve çeşitli besleyici maddeler taşıyan yeni kan damarlarının oluşumunu teşvik ettiğini belirtti.

Boston'daki Amerikan Kanser Araştırmaları Birliği'nin toplantısında yapılan sunumda, morfinin bu yan etkilerini engelleyen bir de ilaç bulunduğu kaydedildi.

Ancak İngiliz araştırmacılar kanser tedavisinde herhangi bir değişikliğe gidilmesinden önce daha fazla araştırma yapılması gerektiğini bildirdi.

Chicago Üniversitesi'nden Patrick Singleton, yaptıkları laboratuar testlerinde, morfinin tümörlere giden kan damarlarını güçlendirmesi dışında, kanserli hücrelerin başka dokuları işgal edip yayılmasını kolaylaştırdığı sonucuna vardıklarını söyledi.

Ancak Singleton, bu etkilerin Metilnaltrikson (MNTX) adlı bir ilaçla engellenebildiğini belirtti. Sözkonusu ilaç, 1980'lerde morfinin yol açtığı kabızlığın tedavisi için geliştirilmiş, ancak kısa bir süre önce onay almıştı.

İlacın morfinin ağrı kesici etkilerini engellemediği belirtiliyor.Yüzde 90 azalma


Akciğer kanserli fareler üzerinde yapılan araştırmalarda MNTX'in morfinin tümör büyümesini teşvik eden etkilerini engellediği ve kanserli hücrelerin yayılmasını yüzde 90 oranında azalttığı ifade edildi.

Patrick Singleton, "Klinik testlerde de doğrulanırsa, kanser hastalarımızdaki anestezi sürecini değiştirebilir." dedi.

Singleton MNTX üzerindeki araştırmalara, anestezi uzmanı Jonathan Moss'un MNTX verilen kanser hastalarının tahmin edilenden daha uzun yaşadığını kaydetmesiyle başlandığını belirtti.

Ancak İngiliz bilimadamları, morfinin kanser tedavisindeki kullanım şeklini değiştirmek için daha çok erken olduğunu belirtiyor.

9/01/2011

yeni geliştirilen microçip sensörü kanserli hastanın tümör hareketlerini anında bildirecek

    9/01/2011 12:21:00 ÖÖ   Yorum yok

Alman bilim adamlarının geliştirdiği mikroçip sensörü, yakınlarındaki tümörün büyüyüp büyümediğini belirleyecek şekilde oksijen seviyelerini ölçmeye duyarlı.


hastanın tümör hareketleri
Oksijen seviyesinde azalma, tümörün büyüdüğüne işaret ediyor; böylece hastanın doktoruna gelişmeyle ilgili bilgi iletiliyor.

Sonuçlar doktorun bilgisayarına kablosuz olarak aktarılabiliyor; böylece hastanede tarama yapılması ihtiyacını da ortadan kaldırıyor.

Gelecekte bu cihazın, vücudun tümörden etkilenen bölgesine doğrudan ilaç iletmesini sağlayacak modellerinin de tasarlanması gündemde.

Araştırmacılar, bu sayede kanser tedavilerini, daha fazla hedefe yönelik ve daha az sıkıntılı hale getirecek yöntemler geliştirmeyi umuyor


Münih Teknik Üniversitesi'nden bilim adamları cihazı mevcut yöntemlerle ulaşılması güç tümörleri düşünerek geliştirdi.

Proje müdürü Sven Becker, "Omurgaya yakın yerlerde, alınması bir hayli güç tümörler olabiliyor. Bu tür tümörleri aldığınızda tüm sinir sistemini felce uğratma riski bulunuyor. Ya da hasta yaşlı olduğu için tümör de yavaş büyüyor. Böyle durumlarda tümörü takibe alıp gerekli durumlarda ilaç vermek çok daha iyi" diye konuştu.

Kemoterapi ya da radyoterapi gibi bilinen kanser tedavileri sırasında ilaçlar tüm vücudu etkiliyor.


Ancak Becker, doğrudan tümörün kendisine ulaşılabileceği için, yan etkilerin de azalabileceği görüşünde.

Zira mikroçip sensörüne yerleştirilecek ilaç pompası gerekli durumlarda devreye girecek ve tedaviyi uygulayacak.

Hala çok erken aşamalarında olan mikroçip sensörü projesinin, önümüzdeki on yıl içinde yaygınlaşması umuluyor.

8/12/2011

lösemi tedavisinde yeni yöntem hastanın bağışıklık sistemi kullanılarak tümörler öldürülüyor

    8/12/2011 12:21:00 ÖÖ   Yorum yok
Amerikalı bilim adamları, kanser tedavisinde yeni bir yöntem bulduklarını açıkladı.

hastanın bağışıklık sistemi
Bir lösemi türü olarak bilinen Kronik Lenfositik Lösemi, kısaca KLL hastalığı yılda yaklaşık 15 bin insanı etkiliyor ve 4 bininin ölümüne neden oluyor. 

Araştırmacılar bu kanser türünde, yıllardır hastanın kendi bağışıklık sistemini kullanarak kanser hücrelerini öldürmenin yollarını aradı. 

 Kronik Lenfositik Löseminin iyileştirilmesi için tek yöntem olarak kemik iliği nakli biliniyordu. 


Ancak bu yöntem, hem riskliydi hem de hastaların yarısında etkili olmuyordu. Pennsylvania Tıp Fakültesi'nden Doktor Carl June ve ekibinin bulduğu yöntemde, hastanın kendi T hücreleri kullanılıyor. Enfeksiyonla mücadele eden beyaz kan hücreleri olan T hücreleri alınıyor, genetik olarak yeniden programlanarak hastaya enjekte ediliyor. 

 Araştırmacılar, yöntemin 3 hastadan ikisinde sonuç verdiğini; 6 aylık bağışıklık tedavisi sonrasında kanser hücrelerinin tamamen kaybolduğunu belirtiyor. 

8/08/2011

kanser hastalarının haftada en az 2,5 saat egzersiz yapmaları halinde kanserden ölme riski azalıyor

    8/08/2011 04:28:00 ÖS   Yorum yok

İngiltere'de kanser hastalarına yardım amaçlı Macmillan Cancer Support adlı dernek, tedaviden sonra hastanın sürekli istirahat etmesi ve temposunu yavaşlatması anlayışının terk edilmesi gerektiğini belirtti.


kanserden ölme riski azalıyor

Araştırmalara göre egzersiz, hastanın kanserden ölme riskini azaltıyor ve tedavinin yan etkilerini en aza indirgiyor. Derneğin "Move More" (Daha Fazla Hareket Et) başlıklı raporuna göre, İngiltere'de kanser tedavisi gören 2 milyon hastadan 1,6 milyonu fiziksel açıdan yeterince aktif değil. 'Kalp hastalığı ve oeteoporoz riski azalıyor' Macmillan, Sağlık Bakanlığı'nın da onayladığı yaklaşım çerçevesinde yetişkin kanser hastalarının haftada toplam 150 dakika orta derecede egzersiz yapması gerektiğine dikkat çekiyor. 

 Raporda, American College of Sports Medicine'ın araştırmalarına dayanarak birçok kanser türünde tedavi sırasında ve sonrasında egzersiz yapmanın sakıncası olmadığı belirtiliyor ve kanserden kurtulanların hareketsizlikten kaçınmaları öneriliyor. 

 Rapora göre, aktif bir yaşam tarzı, kanser ve kanser tedavisinin etkilerinin ortadan kaldırılmasına yardımcı olduğu gibi halsizlik ve kilo sorununu da önlüyor. 


 Macmillan'ın raporunda, "Araştırmalar, tedavi sırasında fiziksel egzersizin halsizliği artırmadığını aksine aksine hastayı enerjik kıldığını gösteriyor. Ayrıca egzersiz kanser tedavisi görenlerin kalp hastalıkları ve osteporoz riskini ve kanserin geri gelmesi olasığını azaltıyor" denildi.

7/30/2011

kanser hastaları atom çekirdeğinin pozitif yüklü parçacıkları protonlar ve iyonlarla tedavi olabiliyor

    7/30/2011 10:08:00 ÖS   Yorum yok

Gisela, 60’lı yaşların başında. Başında örgü bir beyaz şapka var. Şapkanın altından saçlarının yavaş yavaş çıkmaya başladığı görülüyor. Beş yıl önce konulan rahim kanseri teşhisinden bu yana kanser Gisela’nın yakasını bırakmıyor. 


Gisela, durumunu, “Tümör ikinci kez yayıldığında, kanserin sevmediğim bir akrabam olduğu gibi bir fikre kapıldım, benimle yaşıyor, bana çok yakın, hatta içimde. İlgi görüyor ve çok iyi besleniyor. Ona iyi bakıyorum, ama bir saçmalık yaptığında silah dolabını açıyoruz, doktorlara gidiyoruz ve biraz darbe alıyoruz" sözleriyle anlatıyor.

protonlar ve iyonlarla tedavi
Kemoterapi ya da ameliyat… Alman doktorlar Gisela’ya bugüne kadar bu tedavi yöntemlerini uygulamış. Ancak artık Almanya’nın iki kentinde, Heidelberg ve Münih'te yeni bir yöntem denenmeye başlandı. Kanser hastaları, atom çekirdeğinin pozitif yüklü parçacıkları protonlar ya da iyonlarla tedavi ediliyor:

Gerd Datzmann, Münih'teki Rieneker Proton Merkezi'nde görev yapan bir fizikçi. Hareket ettirilebilen bir hasta yatağının önünde duruyor. Beyaz bir hastane odasının ortasına yerleştirilen bu yatak özel bir şekilde tasarlanmış. Büyük yuvarlak bir türbine benzeyen bu yatağın üzerinde yaklaşık bir metre uzunluğunda bir kol bulunuyor. Datzmann tedavinin bu yatakla yapıldığını söylüyor: “Işın, bu uzantı sayesinde hastanın vücuduna aktarılıyor. Cihazı odanın her yanına çekebiliyoruz, böylece hasta her açıdan da ışın alıyor.”

Sağlıklı dokulara asgari zarar


Hasta, aslında devasa mıknatıslardan oluşan bir tünelin içinde tedavi ediliyor. Yaklaşık 9 metre çapında ve yaklaşık 150 kilogram ağırlığındaki bu manyetik tünelde, mıknatıslar sayesinde toplanan ışın demeti hastanın vücudundaki tümöre gönderiliyor. Uzman Datzmann, bu yöntemle sağlıklı dokuya verilen zararın asgari düzeye indirildiğini söylüyor.

Kanser hücresine odaklı proton ışınları doku içerisinde ilerlerken yavaşlıyor. Kanserli dokuya geldiklerinde ise radyasyon uzmanı tarafından doz artırılıyor ve böylelikle sağlıklı dokuya fazla zarar verilmeden doğrudan tümöre müdahale ediliyor. Münih’teki merkezin başkanı Dr. Hans Rienecker, bunun kanserle mücadelede çok daha etkin bir yöntem olduğunu belirtiyor. Rienecker, “Diğer tedavilerde tümör dışındaki yerler de ışınlara maruz kalıyor. Örneğin röntgen ışınlarında vücudun tamamı ışın alıyor. Proton tedavisinde ise durum daha farklı: Bu parçacıkların nereye kadar gireceği, hız ayarı yapılarak belirleniyor" şeklinde konuşuyor.

Hassas dokularda en etkili yöntem


Bu yöntem Gisela’nın hayatını kurtarmış. Zira daha önce tam beş kez ameliyat olan Gisela'ye, kemoterapi uygulanmış. Ancak doktorlar tümörün yayılmaya devam ettiğini tespit etmiş. Gisela son çare olarak proton tedavisine başvurmuş. Heidelberg’de bulunan terapi merkezinin Bilim-Teknik Direktörü Thomas Haberer, yılda beş bin ila 10 bin hastanın bu tedaviden faydalanabildiğini söylüyor: “Özellikle hassas dokular söz konusu olduğunda farklı bir durum ortaya çıkıyor. Örneğin, görme sinirlerinin yakında bulunan beyin söz konusuysa. Mesela prostat tedavisini ele alalım: Bağırsak ile idrar kesesi birbirinden kolaylıkla ayrılamıyor, bu nedenle vücuda gönderilen ışınların tam olarak tümöre denk gelmesini, etraftaki sağlıklı dokuya ise dik bir şekilde düşmesini sağlamak zorundayım. Böyle durumlarda parçacık ışınları tercih ediliyor.”

Bu yöntemin en büyük dezavantajı ise böyle bir tedavinin uygulanacağı merkezlerin kurulmasının toplam 100 ila 200 milyon euroya mal olması. Bu tür bir tedaviye gereksinimi olan tüm hastaların tedavi edilebilmesi için Almanya’da altı ila sekiz adet yeni merkeze ihtiyaç var.


Nicolas Martin / Çeviri: Başak Özay

Editör: Hülya Köylü

5/10/2011

kanser tedavisinde kullanılan amigdal türkiyede malatya kayısısından üretilecek

    5/10/2011 11:49:00 ÖS   Yorum yok
 amigdal türkiyede

İnönü Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Petrol ve Akaryatık Analiz Laboratuvarı Müdürü Yrd. Doç. Dr. Yunus Önal, gazetecilere yaptığı açıklamada, kanser hastalarının tedavisinde kullanılan vitamin B 17 ya da diğer adı ile Amigdalin'in artık Malatya'da üretileceğini, bu maddenin acı kayısı çekirdeğinde yüzde 6 oranında bulunduğunu söyledi.


Kendisinin 3 yıl önce yaptığı bir araştırmada acı kayısı çekirdeğindeki Amigdalin'i izole ettiğini, yani ayrıştırdığını kaydeden Önal, bu çalışmayı kamuoyuna açıkladığını söyledi.

Önal, araştırmasının kamuoyunda büyük yankı uyandırması üzerine, 2 ay önce Hollanda'da yaşayan Gaziantepli bir iş adamının kendisi ile temas kurduğunu anlattı. Önal, şöyle konuştu:
''Söz konusu iş adamımızla telefon görüşmesinin ardından Malatya'da buluştuk. Bu konuda yatırım yapmak istediğini söyledi. Şu anda da ön hazırlıklarımızı tamamladık. İş adamımız şirket kurulumunu tamamladı. Kendi üzerime düşen tarafı ile ilk etapta Çin'den Amigdal'in ithal edilmesine karar verdik. Hatta numuneler geldi. Üniversitedeki laboratuvarda analizlerini yapıyorum. Daha sonra da Malatya'da bunun üretimine geçilecek. Burada yetiştirilen kayısı çekirdeğinden üretilen Amigdalin, öncelikle Türkiye'ye, daha sonra da dünyanın dört bir tarafına pazarlanacak.''

''İzin işlemleri konusunda Sağlık Bakanlığına başvurular da yapıldı'' diyen Önal, bu konunun Malatya'daki sanayinin çeşitlenmesi açısından önemli olduğunu belirtti.

Amigdalin'in kanser türleri içinde kullanılmadığı alanın bulunmadığını ifade eden Yunus Önal, şu bilgileri verdi:

''Amerika'da her yaş grubunda, her kanser türünde bilimsel olarak çalışılmış bir malzeme. Bunun kaynağının kayısı olması çok güzel. Amigdalin bademde de var, kiraz çekirdeğinde de var. Ama kayısıyı kusursuz kılan, bademde yüzde 2 oranında Amigdalin varken, kayısıda yüzde 6 oranında bulunması. Amerika'da satılan Amigdalin acı bademden elde ediliyor. Çin'deki, acı kayısı çekirdeğinden elde ediliyor.''

Amigdalin üretecek olan tesisin Malatya Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulacağını anlatan Önal, ''Amacımız Malatya'da yetişen acı kayısı çekirdeklerinden bu maddeyi üretip pazarlamak. Kilosu perakendede 500 bin dolar'' dedi.

Önal, bu tesisin kurulmasının ve Amigdalin'in Malatya'da üretilecek olmasının Türkiye'deki kanser hastaları için de müjde niteliğini taşıdığını kaydederek, ''Amerika'da, Çin'de satılıyor. Ama yakın gelecekte Malatya'da kurulacak tesisten de herkes bunu temin edebilecek. Daha önce toz tabletti. Şu anda iğne olarak vurulabilecek şekilde ampulü de hazırlanmış durumda'' diye konuştu.

Kayısı ile ilgili başka bir çalışma daha yaptıkları bilgisini veren Önal, ''Malatya'mızda ve Türkiye'de yetişen tüm kayısı çeşitlerinin yağ içeriklerinin analizine başladık. Büyük bir kısmını toparlamıştık. Dünya çapında kayısı ile ilgili ne çalışılmamışsa bunların hepsini Malatya'mıza ve üniversitemize mal edeceğiz'' dedi.
cumhuriyet portal

1/26/2011

amerikadaki türk doktorunun uyguladığı kanser tedavisi kan hücresi nakli

    1/26/2011 07:39:00 ÖS   Yorum yok
kan hücresi nakli

ABD’nin Washington Eyaleti’nin Spokane şehrinde, kanser tedavileri uygulayan doktor Hakan Kaya’nın bu hastalığa yakalanan polis memuru Tony Lamanna’yı sağlığına kavuşturması günün konusu.


ABD’deki en yaygın ikinci kan kanseri türü “Yaygın Miyelom”, yani kemik iliğindeki plazma hücrelerinin kanseri Türk doktor Hakan Kaya’nın uzmanlık alanına giriyor.

Kök hücre enjeksiyonu


Halen ABD’de yaklaşık 100 bin kişi bu hastalıkla ilgili tedavi görüyor. Kaya’nın uyguladığı tedavi yöntemi ise şöyle:

1/04/2011

kanserli tek bir hücreyi bile tespit edebilen cihaz geliştirildi

    1/04/2011 04:13:00 ÖS   Yorum yok
tespit edebilen cihaz

Kanser tedavisini ‘büyük ölçüde imkânsızlaştıran’ serseri kanser hücrelerine karşı, bugüne kadarki en hassas test geliştirildi. Milyarlarca hücre arasında kanserli tek hücreyi dahi bulabilecek hassasiyetteki test sayesinde, özellikle göğüs, prostat, kolon ve akciğer gibi kanser tipleriyle mücadelede çığır açılacak.


MİLYARLARCA sağlıklı hücre arasındaki tek bir kanserli hücreyi dahi bulabilecek hassaslıkta bir kan testi, bu hastalıkla mücadelede çığır açacak.
ABD’nin Boston kentindeki Massachusetts General Hospital hastanesi uzmanları tarafından geliştirilen test, dört büyük kanser merkezince bu yıl denendikten sonra hizmete girecek. Doktorlar bugüne dek kandaki serseri kanser hücrelerin yayılıp yayılmadığını ya da yayılma olasılığını tespitte güçlük çektiği için tedaviyi yönlendirmekte sıkıntı yaşıyordu.

12/17/2010

akciğer kanserini tedavi edebilecek ilaç geliştirildi

    12/17/2010 05:53:00 ÖS   Yorum yok
edebilecek ilaç geliştirildi

Almanya’daki Köln Üniversitesi ve Max Planck Enstitüsü’nde görevli bilim insanları en sık rastlanan akciğer kanseri türü olan epitel hücreli akciğer kanserine neden olan geni tanımladı.


Araştırmaya göre “FGFR1” genlerindeki bozukluk akciğer kanserine yol açıyor. Uzmanlar araştırma için 155 kanser hastası üzerinde inceleme yaptı. Araştırma sonunda hastaların 15’inde “FGFR1” geninde bozukluk saptandı. Daha sonra 153 kişilik ikinci grup incelendi bunların da yüzde 22’sinde aynı gende bozukluk görüldü.
© 2014 deva arayanlar . Designed by Bloggertheme9
Proudly Powered by Blogger .