-->
kanser hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kanser hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10/03/2016

Düğün hazırlığı yaparken Meme kanseri olduğunu öğrendi

    10/03/2016 09:06:00 ÖS   Yorum yok
Meme kanseri oldu

Gelinlik Provasında Kanser olduğunu öğrendi düğünü erteletti Türkan Kendirci 5 ay önce nişanlandı görür görmez aşık olduğu Tuncay Kaya ile hemen de evleneceklerdi ama düğününe 15 gün kala yaşadığı şok bu hayali erteletti


10/02/2016

Futbolun Efsaneleri ile Ünlü oyuncular Lösemili çocuklar için buluşuyor

    10/02/2016 11:43:00 ÖS   Yorum yok

Lösemili çocuklar içinLösemili çocuklar için sahaya çıkacak ünlülerden kimler yok ki Ünlü oyuncular ve Futbolun efsaneleri 8 Ekim günü Maltepe stadyumunda buluşacak Halı sahada kozlarını paylaşacak maçı 2002 yılında kızını Lösemiden kaybettikten sonra Bir Dileğim Var platformunu kuran oyuncu Alper Türedi organize etti.


12/24/2014

Kanser riskini arttıran Saç Boyalarının zararı nasıl azaltılır

    12/24/2014 02:30:00 ÖS   Yorum yok

ayda bir kez sakıncalı saç boyalarını kullananların kansere yakalanma riski yüzde 26 daha fazla

Güzelliklerinden vazgeçmiyorlar ama uyarılar ciddi Bazı saç boyalarının kanser riskini arttırdığı ortaya çıktı ayda bir kez sakıncalı saç boyalarını kullananların kansere yakalanma riski yüzde 26 daha fazla

Yapılan son araştırmalara göre Türkiye'de her 12 kadından birinde meme kanseri bulgusuna rastlanıyor uzmanlar uyarıyor kadınların sıkça kullandığı saç boyaları kanseri tetikleyebilir

11/09/2014

Doktorların 72 saatlik Ömür biçtiği genç kadın inanılmazı başardı kanseri yendi

    11/09/2014 02:39:00 ÖS   Yorum yok


Lösemiyi Yendi tedavisi süren hastalar için Kanser Savaşcıları Derneğinde çalışıyor şimdi

Göz doktoruna gitmese vücudune ele geçiren kanseri öğrenemeyecekti ve belki de bir kaç gün yaşayabilecekti sadece Burcu Bahadır kanseri yendi umudun adı oldu.


35 Yaşındaki Burcu Bahadır gözünde kanamalar olduğunda 5,5 aylık hamileydi göz doktoru neyseki dikkatliydi basit bir göz kanaması olmayabileceğini düşündü apar topar Hematoloji Uzmanı Profesör Doktor Mustafa Çetiner'e yönlendirdi aynı gün geceyarısı Burcu Bahadır hayatının en zor cümlesini duydu "Kanser miyim hocam dedim söz veriyorum geçecek atlatacaksın dedi"

Doktoru çok zor bir söz vermişti aslında.


Çok istediği bebeği alındı ilk önce ve ardından zorlu bir tedavi süreci başladı o bütün belirtileri hamileliğe yorarken çok ilerlemişti kanser zoru başardı Lösemiyi Yendi tedavisi süren hastalar için Kanser Savaşcıları Derneğinde çalışıyor şimdi

12/24/2013

Karaciğer Kanserini Tamamen Tedavi eden Türk doktor

    12/24/2013 08:03:00 ÖS   Yorum yok
Doktor Murat GünelAdı Derin henüz 18 aylık ama o minik bedeniyle bir ilke imza attı Türk Doktoru sayesinde Karaciğer kanserini yendi Derin'in rahatsızlığı henüz 8 aylıkken başlamış Derin'in ailesi Amerika'nın Yale Üniversitesinde Profesörlük yapan Doktor Murat Günel'e ulaştı Doktor Günel kendi geliştirdiği tanı yöntemini uyguladı kanserin sebebini buldu önce tümör alındı ardından uygun tedaviye başlandı derin bebek günden güne iyileşiyor Murat Günel DNA'nın şifresi çözüldüğünde derin bebek gibi kişiye özel kanser tedavisinin mümkün olacağını söylüyor.

12/10/2013

Üç Haftadan fazla öksürenler Aile hekimlerine gitsin çünkü?

    12/10/2013 01:07:00 ÖÖ   Yorum yok
Akciğer kanseri teşhisi konan 400’den fazla hastanın, henüz ön safhada olduğu ve kanseri yenme şanslarının arttığı
Üç Haftadan fazla öksürenler Aile hekimlerine gitsin
BBC Türkçe'nin haberine göre akciğer kanserinde hayat kurtarabilmek için İngiltere’de geçen sene başlayan kampanya, üç haftadan fazla öksüren hastaların aile hekimlerine gitmesini teşvik ediyor.

Kampanya başladığından beri, 700'den fazla hastaya akciğer kanseri teşhisi kondu. Bu da ortalamanın yüzde 10 fazlasına denk geliyor.

Akciğer kanseri, kanserden ölümlerin yüzde 20’sinden fazlasını oluşturuyor.

Akciğer kanseri teşhisi konan 400’den fazla hastanın, henüz ön safhada olduğu ve kanseri yenme şanslarının arttığı belirtiliyor.

Geçen sene 300 hasta da akciğer kanserini yenebilmeleri umuduyla ameliyat edildi.

İngiltere Kanser Araştırmaları Merkezi Genel Müdürü Dr. Darpal Kumar, kampanyanın "akciğer kanseri belirtileri konusunda farkındalık yaratmasını" harika bir haber olarak değerlendirdi.

Kumar, herhangi bir belirtinin fark edilmesi durumunda kanseri yenme şansının arttığını dile getirdi.

10/02/2013

Pankreas Kanserine karşı "Losartan" adlı yüksek tansiyon ilacı

    10/02/2013 11:29:00 ÖS   Yorum yok
"Losartan"ın ömrü uzatabileceğine inanıyor.
Pankreas Kanserine karşı "Losartan" adlı yüksek tansiyon ilacı
Uzmanlar, kansere karşı geleneksel ilaçların yanında kullanıldığında, "Losartan"ın ömrü uzatabileceğine inanıyor.

İnternet üzerinden yayın yapan Nature Communications, farelerde uygulanan başarılı denemenin ardından, doktorların, "Losartan"ı, tedavisi zor bir kanser türü olan pankreas kanseri hastalarına vermeyi planladıklarını yazdı.

Günümüzde pankreas kanseri hastalarının sadece % 5'i beş yıldan fazla yaşıyor.

Bunun nedenlerinden biri, pankreas kanseri hastalarının sadece 10'da birinde tümör üzerinde ameliyat yapılabilmesi.

ABD'deki Massachusetts Hastanesi'nden araştırmacılar, ameliyat edilemeyecek pankreas kanseri hastalarına, kemoterapinin yanı sıra Losartan'ın verilmesini öngören tedavi için, gönüllü hasta aramaya başladı.

Araştırmacılar, bu tedavinin, hastaları iyileştirmese de, ömürlerini uzatacağını umuyor.

Losartan, 10 yıldan fazla süredir güvenli bir yüksek tansiyon ilacı olarak kullanılıyor.

Bu ilaç, damarları gevşeterek basıncın azalmasını ve daha fazla kan taşınmasını sağlıyor.

Massachusetts Hastanesi araştırma ekibi, ilacın göğüs ve pankreas kanseri olan farelerde yarar gösterdiğini ortaya koydu.

İlacın, tümör etrafındaki bölgelere daha fazla kan akışı sağlayarak, kemoterapi ilaçlarının hedefe daha iyi ulaşmasına olanak verdiği görüldü.

Genel kemoterapi yerine bu tedavinin uygulandığı farelerde yaşam süresinin uzadığı tespit edildi.

İngiltere Kanser Araştırmaları Vakfı'ndan Dr Emma Smith, "Fareler üzerindeki bu ilginç araştırma, yüksek tansiyon ilacının kemoterapiyi nasıl daha etkili kıldığını gösteriyor; fakat insanlarda da aynı sonucun alınıp alınmayacağını henüz bilmiyoruz." dedi.

Smith, ilacın tüm hastalar açısından ya da diğer kemoterapi ilaçları ile karıştırılması durumunda güvenli olup olmadığını tespit etmek için klinik denemelerin sonuçlarını beklemek gerektiğini belirtti. Michelle Roberts BBC Sağlık Editörü

9/08/2013

Cilt Kanserine karşı "Van Gölü" düzenli giren kanserden korunuyor

    9/08/2013 12:44:00 ÖÖ   Yorum yok
van gölü suyunun tuzlu ve sodalı olduğuna dikkat çekerek kansere karşı bir antioksidan
Cilt Kanserine karşı "Van Gölü" düzenli giren kanserden korunuyor
Dünyanın en büyük sodalı gölü olan van gölü cilt kanserine de iyi geliyor van 100. yıl tıp fakültesi dermatoloji ana bilim dalı başkanı profesör doktor ömer çalka van gölü suyunun tuzlu ve sodalı olduğuna dikkat çekerek kansere karşı bir antioksidan olduğunu belirtti 

Kendilerine başvuran cilt kanseri hastalarına ilaç dışında van gölüne girmelerini tavsiye ettiklerini söyleyen profesör çalka gözlemlerinde hastaların durumlarının iyiye gittiğini söyledi.

2/04/2013

Dünya Kanser Günü Türkiye'de yılda 140 bin kişi hayatını kaybediyor

    2/04/2013 03:58:00 ÖS   Yorum yok

Dünya Kanser Günü Türkiye'de yılda 140 bin kişi hayatını kaybediyor erkeklerde akciğer kadınlarda ise meme kanserinde büyük artış var ilerleyen yıllarda bu sayının 500 binlere ulaşacağı tahmin ediliyor 2015 yılına kadar kapsamlı kanser merkezlerinin kurulması hedefleniyor.



5/10/2012

kansere neden olabilecek dört enfeksiyon tipi tespit edildi

    5/10/2012 05:38:00 ÖS   Yorum yok

184 ülkede görülen 27 kanser tipi üzerinde yapılan araştırma sonucunda kansere neden olabilecek dört enfeksiyon tipi tespit edildi.

dört enfeksiyon tipi

Araştırmaya göre Papillom virüsü, Helicobacter pylori ve Hepatit B ve C virüsleri her yıl 1.9 milyon kişinin karaciğer, rahim ve bağırsak kanserine yakalanmasına neden oluyor.

Araştırmayı gerçekleştiren Fransız Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı bu enfeksiyonların neden olduğu kanser vakalarının önlenmesi ve kanserin tedavi edilebilir bir hastalık olarak algılanması için çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi.
'Önlenebilir'

Enfeksiyona bağlı kanser vakaları gelişmekte olan ülkelerde üç kat daha sık görülüyor.


Doğu Asya'da bu tip kanserlerin oranı %22.9 olarak tespit edilirken, İngiltere'de bu oran %7.4'te kalıyor.

Vakaların üçte biri 50 yaşından genç kişilerde kendini gösteriyor.


Kadınlar arasında enfeksiyon kaynaklı kanserlerin yarısını rahim kanseri vakaları oluşturuyor.

Erkeklerde görülen enfeksiyon kaynaklı kanserler ise karaciğer ve mide kanserleri.

Araştırmayı yöneten Dr. Catherine de Martel ve Dr. Martyn Plummer ''Bazı virüs, bakteri ve parazitlerin neden olduğu enfeksiyonlar kanser vakalarının en önemli nedenlerinden ve bu vakalar kolayca önlenebilir'' diyorlar.

Bilim adamları ''Zaten bilinen kamu sağlığı methodları ile enfeksiyonların ilerlemesinin engellenmesi, aşı programlarının uygulanması, anti mikrobik tedaviler gelecekte kanser vakalarının gözle görülür oranda azalmasını sağlayabilir'' diyor.

Rahim kanserine neden olduğu bilinen papilloma virüsüne karşı geliştirilmiş bir aşı mevcut.

Karaciğer kanserine neden olan Hepatit B virüsünün de aşısı var.

Uzmanlar ayrıca Helicobacter pylori enfeksiyonlarının antibiyotiklerle tedavi edilmesi durumunda mide kanseri vakalarının da azalacağı inancında.bbc türkçe

6/22/2011

kadınların jinekolojik kanserlerden korunması için yılda bir kez muayene olmalı

    6/22/2011 10:31:00 ÖS   Yorum yok

Jinekolojik kanserlerin tek bir nedene bağlı olarak gelişmediğini ifade eden Dokuz On Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi Tıbbi Direktörü Özgün, kansere neden olan risk faktörlerinin bilinmesinin, tedavide ve korunmada hayati önem taşıdığını ifade etti.

muayene olmalı


Özgün, sigara kullanımının diğer kanser türlerinde olduğu gibi jinekolojik kanser türleri için de çok önemli bir risk faktörü olduğunu vurgulayarak, cinsel yolla bulaşan hastalıkların, erken yaşta cinsel ilişki, kocası çok eşli kadınlar ve genellikle düşük sosyo ekonomik durumdaki kadınlar arasında yaygın görüldüğünü belirtti.

En sık rastlanan jinekolojik kanser türünün, rahim ağzından kaynaklanan "serviks" kanseri olduğunu belirten Özgün, halk arasında bilindiği adıyla rahim ağzı kanserinin dünya genelinde meme kanserinden sonra kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu kaydetti. Bu kanser türünün, PAP smear tarama testi ile çok erken dönemde tanımlanabildiğine işaret eden Özgün, jinekolojik kanserlerin belirtilerinin farklılık gösterdiğini belirterek, rahim ağzı kanserinde cinsel ilişki sonrasında lekelenme tarzında vajinal kanama, adet miktarında ya da süresinde artış, kahverengi vajinal akıntı şeklinde belirtiler olabileceğini ifade etti. Özgün, ileri evrelerde bel ve kasık ağrısı, idrar yapmada güçlük ya da bacak ödeminin de görülebileceğini kaydetti.

İkinci sırayı rahmin iç tabakasından kaynaklanan ve halk arasında rahim kanseri olarak bilinen "Endometrium" kanserinin aldığını anlatan Özgün, modern toplumlarda rahim kanserinin sıklığının giderek arttığına ancak ölüm oranının oldukça düşük olduğuna dikkati çekti. Rahim kanserinin, erken bulgu veren bir kanser türü olduğunu ifade eden Özgün, menopoz öncesi ya da menopoz döneminde anormal kanamalarla belirti verdiğini söyledi.

Yumurtalıklardan kaynaklanan ve "over" kanseri olarak adlandırılan yumurtalık kanserlerinin ise jinekolojik kanserler içinde en fazla ölüme yol açan kanser türü olduğunu belirten Özgün, 40 yaşın üzerindeki kadınların yüzde 12'sinde over kanserinin teşhis edildiğini, tüm kadınların yüzde 5'inde bu kansere rastlandığını söyledi. Rahim iç yüzü kanserinde şişmanlık, diyabet öyküsü, geç menopoz yaşı, kısırlık ve progesteron olmaksızın tek başına östrojen kullanımının risk faktörü olduğunu anlatan Özgün, yumurtalık kanserinde ise Karın şişliği, ağrı, hazımsızlık, karın çevresinde artış ile anormal vajinal kanamanın en sık görülen belirtiler olduğunu kaydetti.

Aşı hayati önem taşıyor


Operatör Dr. Osman Denizhan Özgün, jinekolojik kanserlerin nedenleri çok farklı olduğu için korunmada da birçok faktörün dikkate alınması gerektiğine dikkat çekti. Rahim ağzı kanserinden korunmak için cinsel yolla bulaşan hastalıklardan özellikle HPV enfeksiyonundan korunmanın ön plana çıktığını kaydeden Özgün, bir kadının yaşam boyu genital HPV enfeksiyon geçirme riskinin yüzde 80 olduğunu, bu enfeksiyonların çoğu kendiliğinden iyileşse de "HPV virüsünün rahim ağzı kanserinden yüzde 99.7 oranında sorumlu" olduğunu bildirdi. 9-45 yaşları arasında yapılan HPV aşısının rahim ağzı kanserini yüzde 75 oranında önlediğini belirten Özgün, "Rahim ağzı kanserine karşı aşı ve PAP smear testi ile düzenli takipler yapılmalı" dedi. Özgün, üreme çağında doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda, rahim ve yumurtalık kanserlerinin görülme oranlarının belirgin oranda azaldığının tespit edildiğini ifade ederek, şu önerilerde bulundu:
"Sigara kullanılmamalı. Aşırı kilo alımı engellenmeli, tek başına östrojen alınmamalı ve kanserleşme riski taşıyan rahim hastalıkları uygun tedavi edilmeli. Yumurtalık kanserinde doğum kontrol hapları kullanılabilir ve ailede yumurtalık kanseri varlığında koruyucu girişimler önerilebilir. Yılda en az bir kez jinekolojik açıdan muayene olmalı ve tarama testleri yaptırılmalı."
cumhuriyet portal

6/01/2011

cep telefonlarında kansorejen olabilir açıklaması ancak kanıtlar zayıf

    6/01/2011 07:19:00 ÖS   Yorum yok
ancak kanıtlar zayıf

Fransa'nın Lyon kentinde toplanan 31 uzmandan oluşan bir heyet epidemiyolojik kanıtları, yani hastalığın görülme sıklığını ve bunları etkileyen süreçleri inceledi.



Araştırma sonucu, cep telefonu kullanımının bazı beyin kanserlerine yakalanma riskinin gözardı edilemeyeceği vurgulandı.


Ancak, doğrudan bir ilişki kurulamayacağı belirtildi ve 'cep telefonunun insanlarda kansere yol açtığı açıkça kanıtlanmamıştır' denildi.

Uzman heyetinin önünde cep telefonlarına beş farklı bilimsel risk düzeyi verme seçeneği vardı. Bu seçenekler, kanserojen, büyük olasılıkla kanserojen, kanserojen olma ihtimali var, sınıflandırılamaz ve kanserojen değil şeklindeydi.

Heyet, cep telefonlarıyla bir tür beyin kanseri arasındaki olası ilişki nedeniyle cep telefonu kullanımının 'kanserojen olma riski var' sonucuna vardı.

'Kanıtlar zayıf'


İngiltere Kanser Araştırmaları Kurumu'ndan Ed Yong, 'Dünya Sağlık Örgütü'nn kararı cep telefonlarını kanserle ilişkilendiren bazı kanıtlar olduğu anlamına geliyor. Ancak bu kanıtlar önemli sonuçlar çıkarmak için zayıf' dedi.

Yong ayrıca, 'Cep telefonu kullananlarla kullanmayanların karşılaştığı beyin kanseri riski benzer. Ayrıca 1980'lerde başlayan yoğun telefon kullanımına karşın bu kanser türünde son yıllarda büyük bir artış görülmedi' diye konuştu.

Dünya Sağlık Örgütü geçmişte, cep telefonu kullanımıyla kanser arasında bir ilişki olmadığını açıklamıştı.

Örgüt Dünya çapında beş milyar kişinin cep telefonu kullandığını tahmin ediyor.
bbc türkçe

5/27/2011

kanser hücresine bor maddesi eklendiğinde kanser hücresinin öldüğü tespit edildi

    5/27/2011 10:36:00 ÖS   Yorum yok
kanser hücresini öldürüyor

Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Tıp Fakültesi öncülüğünde, kentte görev yapan doktorlara yönelik kemik iliği kanseri hastalığı, bulguları, belirtileri, teşhis ve tedavi yöntemleri konulu toplantı düzenlendi. 


Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve TKİTV Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan başkanlığındaki toplantıya, Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği Şefi Prof. Dr. İmdat Dilek, YYÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Öğretim üyeleri Doç. Dr. Cengiz Demir ve Yrd. Doç. Dr. Uğur Türktaş, konuşmacı olarak katıldı.Prof. İlhan, yaptığı konuşmada, Türkiye'de her yıl bin 500 kişinin kemik iliği kanserine yakalandığını belirterek, hastalığın ortaya çıkmasında beslenme alışkanlıkları, tarımsal ilaçlama, sigara ve bağışıklık bozukluğu gibi faktörlerin etkisini anlattı. Hastalığın, yaşlanmayla doğru orantılı olduğuna dikkati çeken İlhan, Türkiye'de özellikle kanser ilaçlarının kullanımında ücret alınmamasının ve 45 ayrı merkezde ilik naklinin yapılmasının hastalar için avantajını vurguladı.
İlhan, hastalığın genel itibarıyla kemik kırıklarıyla ortaya çıktığına ve ülke açısından azımsanamayacak seviyeye ulaştığına değinerek, şöyle konuştu:

''Ülkenin değişik bölgelerindeki bilim insanlarıyla 'bu hastalığa nasıl erken tanı koyarız ve nasıl tedavi yaparız?' diye iş birliği yapıyoruz. 


Aynı zamanda Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü'nde de bir toplantı yaptık. 'Bor madeni kullanılarak herhangi bir çalışma yapabilir miyiz' konusunu tartıştık. Bana gelen dosyalara bakıldığında, kanser hücrelerine borla ilgili bir madde ve element eklediğiniz anda kanser hücresinin öldüğünü görüyoruz. Ama tam tersine siz bu bor maddesini gereksiz yere kullanırsanız belki de yan etki yapacaktır. Şu da gösteriyor ki araştırmalar ilerledikçe yurdumuzdaki metaller ve elementlerden daha fazla faydalanacağız. Bor Enstitüsü bununla ilgili laboratuvar çalışmalarına başladı.''
Laboratuvar çalışmaları kapsamında elde edilen bulguların, yakın zamanda hayvanlar üzerinde test edileceğini anlatan İlhan, söz konusu deneylerde olumlu sonuçların ortaya çıkmasının beklendiğini söyledi. İlhan, kemik iliği kanserinin halsizlik, kemik kırıklığı, kemik ağrıları, böbrekte iltihap, idrarda sorun ve kansızlık gibi belirtilerle ortaya çıktığını belirterek, bu tür sorunları olan vatandaşların dahiliye doktoruna görünmesi tavsiyesinde bulundu.
Kemik iliği kanserinin yaşlılarda görülmesine karşın Türkiye'de genç nüfusta da rastlandığını anlatan İlhan, şöyle konuştu:
''Ben bunu maalesef düzensiz ve gereksiz tarım ilaçlarının kullanılmasına bağlıyorum. Bakanlık da bu konuda birkaç yıldır farklı çalışmalar yapıyor. Örneğin Meclisimizde bir kanser araştırma komisyonu kuruldu. Artık Tarım Bakanlığımızın genetiği ile oynanmış gıdalara, özellikle tarımda gereksiz hormon ilaçlarının kullanılmasına dikkat etmesi gerekiyor. Böceklere karşı ilaçlanan tarım ürünleri yıkanmadan yenildiği zaman da kanser riski ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle daha dikkatli olmamız şart. Çünkü bu kansere yakalanma riski batı toplumlarında 65 yaş ve üzeri iken ülkemizde 30 yaşa kadar düşmüş durumda.''
İlhan, uygulanacak yöntemlerle genç yaşta kansere yakalanma riskinin ortadan kalkmasıyla Türkiye'deki 65 yaş ve üzeri nüfusta artış yaşanacağını vurguladı. İlhan, Sağlık Bakanlığınca başlatılan aile hekimliği uygulamasının da yaşlı nüfusun artmasına olanak sağlayacağını sözlerine ekledi.
cumhuriyet portal

5/24/2011

biyolojik sıvılar sayesinde kan ve idrardan kanser teşhis edilebilecek

    5/24/2011 10:33:00 ÖS   Yorum yok
kanser teşhis edilebilecek

Fransız, Alman ve Amerikalı bilimadamları, kan, idrar ve lenf gibi biyolojik sıvılarda tümörlerin DNA izlerini görebilmek için bir teknik geliştirdi.


Bilimadamları tümör hücrelerinin öldüklerinde içlerindeki maddeyi hücre dışına bırakmasından yola çıktı. Değişime uğramış DNA'nın biyolojik sıvılarda çok az oranda bulunduğunu belirten bilimadamları bugüne dek bunların izlerine rastlamanın imkansız olduğunu vurguladı.

Geliştirilen aşırı duyarlı yeni teknikle daha önce saptanamayan izlerin 20 bin kat küçüğünü bile tespit edebilen bilimadamları, floresan sayesinde tümörlü DNA ve sağlıklı DNA'nın ayırt edilebildiğini, bunun da önemli bir teknolojik gelişme olduğunu ifade etti.

Akciğer ve kalın bağırsak kanserlerine yol açan genler üzerinde çalıştıklarını belirten bilimadamları, başka tür kanserlere yol açan genlerin de inceleleneceğini vurguladı.

Teknik sayesinde hastalığın nüksetme ihtimali ya da en iyi tedavi şeklinin belirlenmesinin de kolaylaşabileceği kaydedildi.


Laboratuvardaki bu başarıdan sonra, bilimadamları yazdan itibaren klinik araştırma için kolları sıvayacak.

Konuya ilişkin makale, Fransız "Le Point" dergisinin internet sitesinde bulunuyor.
cumhuriyet portal

5/02/2011

kanserle mücadelede en ilginç yöntem hastanın kan hücreleri seferber edilecek

    5/02/2011 06:22:00 ÖS   Yorum yok
en ilginç yöntem

Kanserle mücadelede, hastanın kan hücrelerini seferber etmeyi öngören yeni bir yöntem üzerinde araştırma yapılıyor.


Bu yöntem, hastanın kanından alınan akyuvarların laboratuvar ortamında ''eğitimden geçirilip'' kanser hücrelerinin hangileri olduğunu ezberlemelerini öngörüyor.

Araştırmacılar, vücuda geri konuldukları zaman, akyuvarların bir alt grubunu oluşturan ''hafıza T hücrelerinin'' kanserli hücre avına çıkarak bir yılı aşkın süre içerisinde tümörleri yok etmesini hedefliyor.

Bu tedavi yöntemi şu an için dünya çapında sadece bir avuç hasta üzerinde denendi.


Araştırmacılar, 5-10 yıl içerisinde halihazırda deney aşamasındaki yöntemin genel onay almasını umduklarını söylüyorlar.

Amerikalı araştırma ekibi, en ölümcül kanser türlerinden biri olan melanoma sahip dokuz hasta üzerinde yeni yöntemin nasıl sonuç verdiğini bir bilim dergisinde açıkladı.

İleri derecede melanomu olan dokuz hastanın da önce ciltlerinde başlayan kanser, vücutlarının diğer bölgelerine de yayılmıştı.

Bu aşamada melanom hastalarının çoğunluğu bir yıldan kısa süre içinde ölüyor.


Dokuz hasta üzerinde denenen T hücreli tedavi yöntemi, çoğunda kanserin ilerleyişini engelleyemese de, aralarından birinde kanser giderek küçülmekle kalmadı, iki yıl aradan sonra yapılan taramalarda kanser izine rastlanmaz oldu.

Dana-Farber Kanser Enstitüsü'nün gerçekleştirdiği deneyin başkanı Doktor Marcus Butler, henüz araştırmanın ilk aşamalarında olduklarını ve çok daha büyük sayıda hasta üzerinde yeni deneylere ihtiyaç duyulduğunu söylüyor.

BBC'nin sorularını yanıtlayan Doktor Butler, ''Laboratuvar eğitimli kanser öldüren T hücreleri, kansere karşı uzun süreli etki sağlayabilir.'' dedi.

Kansere karşı akyuvarlardan faydalanmayı amaçlayan ''immunoterapi'' deneylerinde karşılaşılan bir sorun, hastaya geri enjekte edilen T hücrelerinin ömrünün çok kısa sürede sona ermesi.
bbc türkçe yaşam

4/24/2011

kan kanseri olan hastalara evinde tedavi hizmeti verilebilecek

    4/24/2011 05:02:00 ÖS   Yorum yok
evinde tedavi hizmeti

Kayseri, Ankara, Samsun, Van, Erzurum, Hatay, Adana illerindeki tıp fakültelerinin Hematoloji Anabilim Dallarından 50'den fazla uzmanın katıldığı ve Mersin'de gerçekleştirilen Anadolu bölge toplantısında Multipl Miyelom denilen kan kanserinin tanı ve tedavisinde son gelişmeler ele alındı.


Multipl Miyelom'un eskiden korkulan bir hastalık olduğunu ifade eden Aferez Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Fevzi Altuntaş, son tedavi yöntemleri sayesinde artık bu hastalığın tedavisinin mümkün olduğunu dile getirdi.

Bu hastalığın tedavisinde Türkiye'de de dünyanın gelişmiş ülkelerindeki yöntemlerin uygulandığını anlatan Altuntaş, Türkiye'deki birçok merkezde hastanın kendisinden alınan kök hücre ile yapılan nakillerde büyük başarılar sağlandığını belirtti.

Sağlık Bakanlığının son yıllardaki uygulamalarıyla kök hücre nakli merkezlerinin sayısının arttığını ve ülkedeki yıllık nakil sayısının bin 500'lere ulaştığını vurgulayan Altuntaş, ''Geçmişte kan kanserli hastaların tedavisinde sıkça dile getirilen bekleme listesi sorunu, artık ülkemizde bitme noktasına geldi. 2011 yılı itibarıyla ülkemizde bekleme listesi sorunu artık yok'' diye konuştu.

Kan kanserli hastaların ilaçlarının tamamen devlet tarafından ödendiğini belirten Altuntaş, bu hastaların evde bakım hizmetlerini içeren yeni uygulamaya ilişkin şu bilgileri aktardı:

''Bu hastalarımızı daha önce polikliniklerde veya hastanelerde yatarak tedavi ediyorduk. Getirilen yeni uygulamayla özellikle ileri yaşlardaki hastalarımıza artık evlerinde tedavi hizmeti vermeye ve tetkiklerini yapmaya başladık.

Bu hastalarımızı sağlık personelimiz belirli aralıklarla evlerinde ziyaret edip ilaçlarını nasıl kullanacaklarını ve hangi dozlarda alacaklarını anlatıyor. Hastalarımızın birçok tetkiki artık evlerinde de yapılabiliyor. Eğer tetkik için hastaneye götürülmeleri gerekiyorsa bunu da devlet sağlıyor.''


''Kan kanserli hasta sayısında artış bekleniyor"


Geriatrik Hematoloji Derneği Başkanı ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilimdalı öğretim üyesi Prof. Dr. Osman İlhan da Türkiye'de 65 yaş üstü 5 milyon 700 bin kişi bulunduğunu belirterek, 2023 yılında bu sayının 12 milyon 700 bine ulaşacağının tahmin edildiğini söyledi.

Ortalama yaşam süresinin artmasının belirli hastalıkların görülme sıklığında artışa yol açacağını anlatan İlhan, ''İleri yaşlarda sıkça görülen kan kanseri hastalarının sayısı ortalama yaşam süresinin uzamasıyla Türkiye'de de artacak. İleriki yıllarda her yıl 3 bin yeni tanı konulması bekleniyor'' dedi.

İlhan, Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun sosyal devlet anlayışı içerisinde gelişmiş ülkelerde tedavide uygulanan ilaçların tümünün Türkiye'de de kullanıldığını ifade ederek, bunun hastalar açısından memnuniyet verici olduğunu dile getirdi.

Sağlık Bakanlığının ileri yaşlardaki kan kanserli hastaların tedavi ve işlemleriyle ilgili bir yönerge yayımlama hazırlığı içerisinde olduğunu bildiren İlhan, ''Bu yönerge ile özellikle ileri yaşlardaki hastalarımızın tedavilerinde daha başarılı sonuçlar alınmasını bekliyoruz'' diye konuştu.

İlhan, kan kanserine yol açan kanser kök hücresine karşı yakın bir gelecekte aşı geliştirilmesinin beklendiğini sözlerine ekledi.

Aferez Derneği Başkanı ve Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilimdalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Ünal da son yıllarda Türkiye'nin birçok ilinde yeni merkezlerin açıldığını kaydederek, ''Bu sayede artık hastalarımızın başka şehirlere giderek tedavi olmalarına gerek kalmıyor. Bu merkezler uluslararası standartlarda hizmet veriyor'' diye konuştu.

Ünal, AB'nin Uluslararası Akreditasyon Kuruluşu (JAICE) tarafından akredite edilecek ilk merkezin Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kök Hücre Merkezi olacağını bildirdi.
cumhuriyet portal

4/20/2011

kanser hastalıklarını nefes testi ile tespit etmek için elektronik burun geliştirdiler

    4/20/2011 10:21:00 ÖS   Yorum yok
elektronik burun geliştirdiler

İsrail Teknoloji Enstitüsü'nün araştırmaları sonucunda, kanser teşhisinde kullanılabilecek nefes testi, gerçek olmaya bir adım daha yaklaştı.


Araştırmacılar, akciğer, beyin ya da boyun kanseri hastalarının nefesindeki kimyasalları teşhis edebilecek bir "elektronik burun" üretti.
Ancak nefes testinin hastanelerde kullanılabilecek hale gelmesi için uzun süre daha araştırma yapılması gerektiği belirtiliyor.

İsrail Teknoloji Enstitüsü tarafından yapılan ve İngiltere'deki Journal of Cancer'da yayımlanan araştırmaya 80 gönüllü katıldı.

Bu kişilerden 22'sinde çeşitli baş ve boyun kanserleri, 24'ünde akciğer kanseri vardı.


Kalan 36 gönüllü ise sağlıklı bireylerdi.

Prototip nefes testi, nefeste kanser belirtilerini test etmek için kimyasal bir yöntem kullanıyor.

Bu testin bir gün muayenehanelerde hızlı teşhis yapılabilmesinde kullanılabileceği umuluyor.

Araştırmayı yürüten profesör Hossam Haick, "Baş ve boyun kanserlerini teşhiste yeni yöntemler bulunması gerek, çünkü bu hastalıkların teşhisi oldukça karmaşık ve özel testler gerektiriyor" dedi.

İngiltere'deki Kanser Araştırması Vakfı'ndan (Cancer Research UK) Doktor Lesley Walker da, başarılı bir tedavi için hastalığın mümkün olan en kısa sürede teşhis edilmesinin çok önemli olduğunu söyledi.

Walker, "Bu ilginç ön bulgular, genellikle ileri aşamalarda teşhis edilen baş ve boyun kanserlerine yönelik bir nefes testi geliştirilmesi açısından olumlu" dedi ve ekledi "Ancak bunun çok erken aşamadaki çok küçük bir araştırma olduğunu belirtmek lazım. Dolayısıyla, hastanelerde kullanılması için hastalarla daha fazla araştırma yapılması şart."
bbc türkçe sağlık

3/26/2011

izmir'e en kapsamlı onkoloji hastanesi için yardım kampanyası başlatılıyor

    3/26/2011 09:48:00 ÖS   Yorum yok
yardım kampanyası başlatılıyor

DEÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Füzün, gazetecilere yaptığı açıklamada, ''Kansere Değil, Hayata Şans Ver'' sloganıyla yola çıkılan sosyal sorumluluk projesinin hayata geçirilmesi için Egeli hayırseverlerin desteklerini beklediklerini belirterek, ''Türkiye'nin göz bebeği olacak bir hastane yapmak istiyoruz'' dedi.


İnsanların en çok ''3K'' olarak nitelendirilen kalp, kaza ve kanser nedeniyle yaşamlarını yitirdiğini belirten Füzün, kalp ve kanser hastanesi inşa etmek için çaba gösterdiklerini, Salih İşgören Vakfı'nın kalp hastanesini yapacağını, onkoloji hastanesi yapılması amacıyla da yardım kampanyası başlattıklarını açıkladı.

İlk bağışın hayırsever Hakkı Keleşoğlu'ndan geldiğini belirten Füzün, kampanyaya Uluslararası Lions Kulüpleri 118-R Yönetim Çevresi Federasyonu ve Sağlık-Eğitim Muhabirleri ve Danışmanları Derneği'nin (SEMDER) destek vereceklerini bildirdi.


Türkiye'de ilk olacak


Füzün, radyasyon onkoloji, medikal onkoloji, kemoterapi üniteleri, yataklı servisleri, ameliyathaneler, gündüz tedavi merkezi, palyatif bakım merkezi ve sosyal alanlarıyla son teknoloji cihazlarının yer alacağı hastanenin 30 milyon liraya tamamlanmasını planladıklarını anlatarak, Ege Bölgesi ve Türkiye geneline hizmet edecek hastane projesine Egeli tüm hayırseverlerin destek vermelerini istedi.

Hastanede Türkiye'de bir ilki hayata geçireceklerini kaydeden Füzün, şu bilgileri verdi:


''Bazı kanser hastalıklarının tedavisinde ameliyat ve ışın tedavisinin aynı anda yapılması gerekiyor. Tümör alındıktan sonra karın bölgesinde kanser hücresi kalmaması için karın açıkken ışınlama yapılıyor. Türkiye'de bu yöntemin uygulandığı bir merkez yok. Hastanemizde karın açıkken ışın tedavisinin yapılabileceği bir ünite olacak. Artık bir çok kanser tedavisi moloküler ve genetik tanı yöntemleri sonrası hedeflenmiş kanser ilaçları ve teknik olarak gelişmiş radyoterapi cihazları ile birlikte uygulanıyor. Hastalar bu tedaviler sırasında ve sonrasında nitelikli bakım istiyor. Türkiye'nin göz bebeği olacak bir hastane yapmak istiyoruz.''

Füzün, kampanyanın tanıtımı için ilk olarak yakın zamanda Lions Kulüpleri 118-R Yönetim Çevresi Federasyonu tarafından bir balo düzenleneceğini, elde edilen gelirin üniversitenin yardım hesabına yatırılacağını sözlerine ekledi.


''Her yıl yeni 3 bin kanser hastası"

DEÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Eyüp Hazan da, hastanelerine her yıl 3 bin civarında yeni kanser hastasının geldiğini ifade ederek, ''Türkiye'de ve özellikle İzmir'de çok az sayıda her olanağa sahip onkoloji hastanesi var. Hastane projesini gerçekleştirebilirsek Ege Bölgesi'nin en iyisi Türkiye'nin sayılı onkoloji hastanelerinden birine sahip olacağız'' diye konuştu.

Hazan, hastanelerinde yoğun talep nedeniyle onkoloji hastalarına randevu verildiğini, bu yüzden hastaların bazılarının tedavilerinin geciktiği hissine kapıldığını, yeni hastanenin hizmete girmesiyle randevu sürelerinin kısalacağını, hastaların anında tedavi edileceğini belirtti.
Uluslararası Lions Kulüpleri 118-R Lions Yönetim Çevresi Federasyon Başkanı Nasuhi Öndersev de hastalara şifa olacak bir proje içerisinde yer almaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, ''Bölgemize ve ülke geneline hizmet edecek bir onkoloji hastanesi kazandırmak, hastaların daha kaliteli sağlık hizmeti almasını sağlamak, kanser konusuna dikkati çekerek, toplumsal duyarlılık yaratmak amacıyla bu projede yer alıyoruz. Hepimizin ileride bu yapılacak olan hastanede tedavi görme olasılığını unutmadan, Ege Bölgesi'ndeki 60, İzmir'deki 35 kulübümüzün üyeleriyle, yakınlarıyla, çevremizi de kullanarak, hastaneyi hayata geçirmek için çaba göstereceğiz'' dedi.

Projeye gönüllü destek veren İzmir Büyükşehir Belediyesi Projeler Sorumlusu Burcu Tuna ise, hastanenin kuruluşuna destek olmak için elinden geleni yapacağını ifade etti.
cumhuriyet portal

3/23/2011

yüksek ısıda pişen gıdalar anne karnındaki bebekler için kanser riski taşıyor

    3/23/2011 06:18:00 ÖS   Yorum yok
anne karnındaki bebekler

Dünya Sağlık Örgütü'nün raporlarına göre, yüksek ısıda pişen gıdalar anne karnındaki bebeğin kanser ve sinir sistemi hastalıklarına yakalanma riskini artırıyor.


Uzmanlar, hamilelerin kızartma ve mangalda pişmiş yiyeceklerden uzak durmasını tavsiye ediyor.

Yüksek Isı Kanserojen Akrilamid Maddesini Ortaya Çıkarıyor

Yüksek ısıda pişmiş yiyeceklerin hamileler üzerindeki etkisiyle ilgili önce İsveçli bilim adamları araştırma yaptı; sonra Dünya Sağlık Örgütü uyardı.

Ege Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mert Kazandı, genellikle karbonhidrat bakımından zengin maddelerin yüksek ısıda pişirilmesiyle ortaya çıkan akrilamid maddesinin, kanserojen olduğunun kanıtlandığını söyledi.

İnsan ve havyan deneylerinde, akrilamid maddesinin sinir sistemi üzerinde toksit etkilerinin olduğu da saptandı.


Pişirme Isısı 120 Dereceyi Geçmemeli
Beslenme yoluyla vücuda alınan akrilamidin anne karnında bebeğe geçtiği bilimsel olarak ispat edildi.

Akrilamid, 120 derecenin üzerindeki ısılarda ortaya çıkıyor. O nedenle özellikle patates ve tahıllı gıdalar önde olmak üzere, kızartılmış yiyeceklerden uzak durmak gerekiyor.

Akrilamid, emzirme döneminde de tehlike oluşturuyor.
trt türk

3/22/2011

aynı hastadan böbrek nakli olan iki hasta kanser oldu dava açıyorlar

    3/22/2011 06:12:00 ÖS   Yorum yok
hasta kanser oldu

İngiltere'de aynı hastadan böbrek nakledilen iki kişi kansere yakalandı.


Olayla ilgili olarak soruşturma başlatıldı.

Liverpool'da geçen Kasım'da beyin kanamasından ölen 56 yaşındaki bir kadın hastanın böbreklerinden biri 59 yaşındaki Rob Law'a diğeri de 47 yaşındaki Gillian Smart'a nakledildi.

Adı açıklanmayan kadının kanser olduğu ameliyatlardan önceki testler sırasında tespit edilemedi. Sonradan yapılan otopside, kadının nadir görülen bir kanser türü olan B hücreli lenfoma hastası olduğu anlaşıldı.
'İkinci el organ"

Böbrek nakli yapıldıktan sonra kansere yakalanan iki hasta da şimdi kemoterapi görüyor.


Gillian Smart, BBC'ye "Böbrek hastası olarak diyaliz sırasında ölümü kabulleniyorsunuz. Çok ölüm görüyorsunuz. Ancak kanser yüzünden ölümle yüzyüze geleceğimi düşünmemiştim. Bu çok ciddi ve mücadele edilmesi zor bir kanser türü" dedi.

İki hasta da, otopsiye kadar, nakil yapılan hastanın kanser olduğunun neden tespit edilemediğini soruyor ve dava açmaya hazırlanıyor.


Smart, "Bu sorunun yanıtını almak istiyorum çünkü her yıl 10 bin organ nakli için bekliyor. Nakledilecek organdan kanser ya da başka bir hastalık geçmemesi gerektiğini biliyor olmalılardı" diye konuştu.

İngiliz Sağlık Hizmetleri Kurumu NHS'in organ nakli biriminden Prof. James Neuberger, bu yolla kanserin başka bir hastaya geçmesinin çok nadir görülen bir durum olduğunu belirterek, hastaların yaşı ilerledikçe birçok organın kanser taşıma olasılığının arttığını belirtti.

"Organ nakli sorunsuz değil. Sonuçta bunlar ikinci el organlar" diyen Neuberger sorunun boyutlarını bilmediklerini de kabul etti.
bbc türkçe sağlık
© 2014 deva arayanlar . Designed by Bloggertheme9
Proudly Powered by Blogger .