-->
cinsel aktivite etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cinsel aktivite etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5/24/2011

türkiyede cinsel problem yaşayanların sadece yüzde 12'si hekime başvuruyor

    5/24/2011 10:43:00 ÖS   Yorum yok
hekime başvuruyor

Başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere cinsel sağlıkla ilgilenen birçok sağlık örgüt ve kuruluşu cinsel sağlığı şu şekilde tanımlıyor:  


 "Cinsel sağlık, cinsellikle ilgili fiziksel ruhsal ve sosyokültürel sağlık ve esenlik sürecinin kesintisiz olarak yaşanmasıdır." Bu tanım bu süreç kesintiye uğradığında "hem sağlığımız etkilenecek, hem  de yaşam kalitemiz bozulacak" anlamına geliyor. Acıbadem Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek cinsel sağlıkla ilgili şunları söylüyor:  "Cinsel sağlık herkes için çok önemli olan ancak bir aksaklık olduğunda önemsizmiş gibi gösterilen, ardına düşmekte zorlanılan ve çare aramak için yeterince cesaret gösterilmeyen ve ne yazık ki biz doktorların da hastalarımızda varlığını pek araştırmadığımız bir konu. Oysa çok az hastalık hem kadında hem de erkekte gerek fiziksel gerek ruhsal gerekse de sosyal sağlığımızı bu kadar etkileyip bozabilir."
Cinsellik Bir Tabu

Cinsel sorunlar orta yaş ve üzerindeki kadın ve erkeklerde daha çok gözleniyor. Bunda birçok etkenin varlığı tartışılmaz. Özellikle organik kökenli hastalıklarda cinsel sağlık daha çok etkileniyor. Cinsel sağlığı birebir etkileyen hastalıklardan olan tansiyon yüksekliği, diyabet, kolesterol yüksekliği gibi damarsal hasar yaratan hastalıklar, kronik depresyon gibi psikiyatrik rahatsızlıklar her zaman hastaların farkında oldukları sorunlar değiller. Prof. Dr. Şimşek  "Birçok durumda hasta cinsel problemle başvurup hastalığının bilincinde olmayabilmektedir" diyerek şöyle devam ediyor: "Bu açıdan da cinsel problemler altta yatan nedenin ortaya konabilmesi açısından dikkatle değerlendirilmelidir."

Ancak cinsellikle ilgili olarak konuşmanın çok duyarlı bir konu olduğunu da unutmamak gerekiyor. İnsanların konuyla ilgili konuşmaktan çekinmesi hem onların cinsel sağlıklarını etkiliyor hem de doktorların işini zorlaştırıyor. Prof. Dr. Şimşek  konuyla ilgili şunları söylüyor: "Hastaların yakınmalarını beyan etmeleri hem kendileri için hem de problemi halletmeye çalışan doktor ve araştırıcılar için hiç de kolay değil. Çünkü birçok kültürde bu konuların konuşulması kabul edilemez tabular arasında yer alıyor."

Kadınlar Sekse İlgisiz


Toplumda insanlar cinselliği ne kadar önemsiyorlar? Başka bir deyişle cinsel yaşam hayatın ne kadar önemli bir parçası? Yaygın inanışa göre kadınlar ve erkekler belli yaşlardan sonra cinselliğin o kadar önemli olmadığını düşünüyorlar. Ancak bu sadece bir kanı olmaktan öteye gitmiyor. Prof. Dr. Şimşek, gerçeğin sanılanın aksine olduğunu söylüyor: "Bu yanıtları almak ancak toplum ölçeğinde yapılması gereken bilimsel araştırmalarla mümkün. 2001-2003 yılları arasında dünya ölçeğinde yapılan ve ülkemizi de içine alan Pfizer Global Survey adlı araştırma 40 yaş üzeri erkek ve kadınlarda cinsellikle ilgili pek çok yargının doğru olmayabileceğini gösteriyor. Ülkemiz içinse erkeklerimizin yüzde 70'inin cinselliği yaşamın çok önemli bir parçası olarak gördüğünü, kadınlarımızda ise bu oranın sadece yüzde 30 olduğunu ortaya koyuyor."
Aslında kadınlar ve erkekler arasındaki bu çarpıcı fark dünya ölçeğinde de geçerli. Oranlar sanılanın aksine benzer. Cinsellik erkekler için daha önemli. Yaş gruplarında bu oranlar incelendiğinde yaş ilerledikçe cinselliğe verilen önemin azaldığı görülüyor. Ancak yine de 70'lli yaşlardan sonra bile erkeklerin yüzde 57 si cinselliği yaşamlarında çok önemli buluyorlar. Kadınlarda durum vahim. Türk kadınları 60 yaştan sonra sadece yüzde 14 oranında cinsel yaşamı önemsiyorlar. Bu dramatik rakamlar kadınların toplumda 50'li yaşlardan sonra neredeyse cinsellikten vazgeçtiğini ortaya koyuyor.  Prof. Dr. Şimşek "Erkekler  40'lı yaşlardan sonra haftada birkaç kez ilişkiyi düşündükleri halde bu oran kadınlarda sadece yüzde 23" diyerek sözlerini şöyle sürdürüyor: "Oysa derin bir çelişki olarak erkek ve kadınların yarısından çoğu cinsel performansları azaldığında partnerleri veya eşleri ile olan ilişkilerinin bozulacağını düşünüyorlar."

Sorunlar dile getirilmiyor


Sağlık kuruluşlarına başvurma oranı erkek ve kadınlarda yüzde 12. Sorun olsa bile yine de hala toplumda sağlık kuruluşlarına başvurmada bir çekingenlik olduğu görülüyor. Prof. Dr. Şimşek bu noktada şöyle konuşuyor: "Bunu yenmek için biz doktorlara da görev düşüyor. Cinselliğin ve aksaklıklarının önemsenmesi gerektiğini vurgulamamız gerekiyor. Nitekim bu araştırma gösteriyor ki herhangi bir nedenle sağlık kuruluşlarına başvuran 40 ve üzerindeki erkeklerde, doktoru cinsel sağlığı ile yüzde 6 oranında, kadınlarda yüzde 10.3 oranında sorgulama yapmış. Bunun çok yetersiz olduğu açık. Çünkü erkeklerin yüzde 70'i kadınların yüzde 57'si bunu doktorundan bekliyor.  Sonuç olarak cinsel sağlığa verilmesi gereken önem göz ardı ediliyor ve bu daha çok mutsuzluk ve sağlıksızlık kaynağı. Oysa çareler var yeter ki aransın."

Özellikle organik kökenli hastalıklarda cinsel sağlık daha çok etkileniyor. Cinsel sağlığı birebir etkileyen hastalıklardan olan tansiyon yüksekliği, diyabet, kolesterol yüksekliği gibi damarsal hasar yaratan hastalıklar, kronik depresyon gibi psikiyatrik rahatsızlıklar hastaların aslında pek de farkında olmadığı hastalıklar.

Cinsellik erkekler için daha önemli. Yaş gruplarında bu oranlar incelendiğinde yaş ilerledikçe cinselliğe verilen önemin azaldığı görülüyor. Ancak yine de 70'lli yaşlardan sonra bile erkeklerin yüzde 57'si cinselliği yaşamlarında çok önemli buluyorlar.
cumhuriyet portal

5/09/2011

eşcinsel lezbiyen ve biseksüellerin kansere yakalanma riski iki kat daha fazla

    5/09/2011 04:11:00 ÖS   Yorum yok
kansere yakalanma riski

ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, eşcinsel erkeklerin, heteroseksüel erkeklere oranla kansere yakalanma riskleri iki kat daha fazla.


California'da 120 bin kişiyle görüşülerek yapılan araştırmanın sonuçları Cancer (Kanser) adlı tıp dergisinde yayımlandı.

Araştırmaya göre, lezbiyen ve biseksüel kadınların da heteroseksüel kadınlara göre, sağlıkları daha kötü.

İngiliz Kanser Araştırma Kurumu, bu farklılığın nedenlerinin belirlenmesi için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtti.

California'da 2001, 2003 ve 2005'te yapılan sağlık araştırmalarında 3,690 erkek ve 7,252 kadın, hayatlarının bir aşamasında kendilerine kanser teşhisi konduğunu söyledi.

Araştırmaya katılan 122,345 kişiden 1493 erkek ve 918 kadın kendilerini eşcinsel olarak tanımlarken, 1116'sı biseksüel olduğunu belirtti.

Bu verilere göre, ortalama olarak 10 yıl önce kanser teşhisi konan eşcinsel erkeklerin heteroseksüellere göre bu hastalığa yakalanma oranı iki kat fazla çıktı.
HIV faktörü

Kadın eşcinseller arasında böyle bir bağlantı yok.


Araştırma kanserden kurtulanlarla yapıldığı için, bu veriler, gerçek kanser vakası sayısını temsil etmiyor.

Bazı hastalar, araştırma tamamlanmadan öldü, bazıları ise araştırmaya katılamayacak hastaydı.

Boston Üniversitesi Kamu Sağlığı Merkezi'nden Dr. Ulrike Boehmer, "Bu verilerden eşcinsel erkeklerin kansere yakalanma riski fazla' gibi bir sonuç çıkarılamaz. Zira daha yüksek vaka sayısının altında daha karmaşık nedenler olabilir" dedi.

Bu çerçevede, eşcinsel erkeklerde daha fazla tümör bulunup bulunmadığı ya da kurtulma oranlarının daha fazla olup olmadığı araştırılacak.

Terrence Higgens Vakfı'nın HIV ve Cinsel Hastalıklar Direktörü Jason Warriner ise, "HIV'in belli kanser türlerine neden olduğunu biliyoruz. Eşcinsel erkeklerin HIV'e yakalanma oranı, olmayanlara göre daha fazla." dedi.
bbc türkçe sağlık

1/31/2011

birden çok partnerle oral ilişki kafa ve boyun kanseriyle ilişkili olabilir

    1/31/2011 09:27:00 ÖS   Yorum yok
kafa ve boyun kanseri

Wisconsin Üniversitesi Tıp Fakültesi profesörlerinden kulak-burun-boğaz uzmanı Dr. Greg Hartig, cinsel aktiviteyle (özellikle oral seksle) yayılan HPV enfeksiyonlarıyla kafa ve boyun kanserleri arasında bir korelasyon olduğunu keşfetti.



Gawker sitesinin haberine göre, uzmanlar HPV ve bu tip kanserler arasında kesin bir ilişki tespit edilse bile bağlantıyı tamamen oral sekse indirgemenin doğru olmayacağını belirtiyorlar.


2007 yılında New England Tıp Dergisi'nde yayınlanan makale, kafa ve boyun kanserlerine yakalanan genç hastaların oral HPV testlerinin pozitif çıktığını, hem vajinal hem oral sekste birden çok partnere sahip olduklarına dikkat çekiyor.
cumhuriyet portal 

© 2014 deva arayanlar . Designed by Bloggertheme9
Proudly Powered by Blogger .